Deleuze, Diyaloglar adlı kitabının “İngiliz Amerikan Edebiyatının Üstünlüğünden” bölümünde, D. H. Lawrence’ın “gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak… ufuğu geçmek, başka bir hayata girmek…” şeklindeki ifadesi ile yaratım edimi arasında bir bağıntı kurar. Kaçıp gitmek, kurtulmak, başka bir hayata geçmek kuşkusuz yazarın ilham kaynağıdır. Deleuze, bu kaçışla basit bir ayrılmayı ya da bu dünyayı kısa bir müddet terk etmeyi kastetmez. O, bu kaçışla eylemleri terk etmeyi değil; tersine eylemlerin çoğalmasını kasteder. Kaçmak, çizgi çizmektir; yeni bir yaşam için “kartograf” (zihin haritası) çizmektir. (…)
Deleuze için, tüm yaratım edimlerinin temelinde çizgi çizmenin yer aldığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla resim yapmak, beste yapmak, film çekmek, roman yazmak, şiir yazmak gibi tüm etkinlikleri gerçekleştirmek bir çizge çizme sorunudur. (…)
Nerede bir çizgi çizme başarısı ortaya çıkarsa, orada felsefenin ortaya çıktığını söylenebilir.
Deleuze: “Felsefe her seferinde doğar veya yazar, müzisyen ve ressam tarafından üretilir. Her seferinde melodik bir çizgiyi, rengi, yazılı çizgiyi, eklemlenmiş sesi beraberinde götürmektedir… Filozofların daima başka şeyleri oldu, başka bir şeyden doğdular.”
Kaynak: Gilles Deleuze’da Bir İmge Hareketi Olarak Sinemanın Felsefesi, Özcan Yılmaz Sütçü, Es Yayınları
Etiketler:özcan yılmaz sütçü, deleuze, sinema felsefesi



Son Yorumlar