Arşiv | Aralık, 2009

Soysuzluk

1 Ara

-Emre DEMİR-

Kanuni Sultan Süleyman, 1566’da, Avusturya Arşidükünün vergi borcunu tahsil etmek için, Zigetvar Seferi’ne çıktı. Sefer sırasında Osmanlı ordusu, Büyükçekmece Gölü’nü, sallarla geçmek zorunda kaldı. Koca ordunun sallarla karşıya geçmesi hem zor, hem de yakışık değildi. Süleyman, göl üzerine bir köprü yapılmasını emretti.

Süleyman’ın Mimarbaşı’sı Sinan, derhal çalışmaya başladı. Büyükçekmece Gölü üzerine, iki yıl içinde, 635 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde, 73.853 akçe bütçeli bir köprü inşa ettirildi.

*

2009 yılının Eylül ayında, İstanbul’u sel vurdu. 31 Türk vatandaşı öldü, 9’u kayboldu. Türkler, Büyükçekmece Barajı taşmasın diye, baraj kapaklarını açtılar. Barajdan boşalan su, denize yönlendirildi. Türklerin, son yüzyılın imkanlarıyla yaptıkları E-5 ve D-100 köprüleri, selde, kanal işlevi gördü. Köprüler, suyu yerleşim yerlerine taşıdı. Birçok mahalleyi su bastı. Çok sayıda Türk vatandaşı, otoyolda boğuldu. Selde, ayakta kalabilen tek yapı, Mimar Sinan’ın 442 yıllık köprüsü oldu. Mimar Sinan, köprüyü yapmadan önce, suyun debisini hesaplamış ve herhangi bir sel felaketine karşı, sel yaranlar yaptırmıştı. 2009’da yaşanan selde, Sinan’ın köprüsü, suyun yerleşim yerleriyle irtibatına müsaade etmedi, suyu denize yönlendirdi.

*

Cesare Pavese, 12 Haziran 1939’da günlüğüne şunları yazdı: “Bir ulus, kendi geçmişiyle artık yaşayan bir bağ kuramıyorsa, o ulusun sonu gelmiş demektir. Yaratıcı canlılığın kaynağı, geçmişin birikimindedir. Ancak bir geçmişimiz olduğu zaman, yaratıcı oluruz. Bir ulusun gençliği, zengin bir yaşlılıktır. Bilgelikle gençliğin birleşimidir deha.”

*

Her davranışın, her sözün, her eylemin, tarihsel karşılığı olmalı. Türk varsa, onun bir tarihi vardır. Türk’ün sözünün, edebiyatının, mimarisinin, oturup kalkmasının, sevgisinin, o tarihte, kendi tarihinde karşılığı olmalı.

Tarihsel karşılık, izah etmemizi sağlar. Davranışın, sözün, eylemin sağlamasını, tarihsel karşılığına bakarak yaparız. İnsan’ın, millet’in, devlet’in ölçüsü, tarihsel karşılığıdır.

Tarihsel karşılık, sadece mimaride, edebiyatta, sanatta aranmaz, belki de en çok, insan’da aranır. Tek bir insan’da. Tek bir insan’ın üslubunda, yeme içme biçiminde, trafik kurallarına uyup uymamasında, karşıdan karşıya geçmeyi bilip bilmemesinde, yere tükürüp tükürmemesinde, aşık olmasında, sevgi sözcüklerinde, hatta yürümesinde, dikilmesinde, oturmasında..

Türkiye ahalisinin, bahsi geçen örneklerdeki davranış ve tutumlarıyla, bu coğrafyaya emeği geçmiş medeniyetlerin bin yıllık tarihsel karşılığını bağdaştırabiliyor muyuz? Türkiye ahalisi, hangi medeniyetin ürünüdür? Sümerlerden, Asurlardan, Yunanlardan, Perslerden, Romalılardan, Hititlerden, Selçukludan, Osmanlıdan neleri miras almıştır? Türkiye’nin sokaklarında yürürken, bu medeniyetlerin izlerine rastlıyor muyuz? Düğün evini basıp onlarca kişiyi kurşuna dizmenin, testereyle insan doğramanın, terörün, mayın döşemenin, köyleri yakmanın, dere yatağına ev yapmanın karşılığı, Anadolu’nun hangi medeniyetinde vardır?

*

Mimar Sinan’a rağmen/Mimar Sinan’ı yok sayarak, köprü yapamazsınız. Tarihinize rağmen, var olamazsınız.

*

Türkiye’de şu anda karşılaştığımız, soysuzluktur, başka bir şey değil.

Reklamlar