Gedikleri kapamak kalmak

3 Haz


-Rüşdü Paşa-

‘sıkıntı bir tekdüzelik gününde doğdu’.

fransız sözü

Tercüme kitaplar okumak, yanlış anlamaya neden oluyor. Birkaç kuşak, yanlış anladı. Bilim, sosyal olay, tarih, coğrafya ve lisan. Tarih, musiki, arşiv, kütüphane ve Batı, kayboldu.

Hiç okumamak, yanlış okumaktan daha iyi olabilirdi.

Nietzsche’yi, Foucault’yu Türkçe okumak mümkün. Ama, yanlış okumak. Piyasa sistemi, iktisadi ilişkiler, kurumsuzluk, prensipsizlik, başka şeyler, devrede oldu. Nietzsche ve Foucault, katledildi. Türkçe’de.

Şerif Mardin: “İnsan Batı’ya okumak için gittiği zaman, Platon okuyor, Aristo okuyor, Saint Augustin okuyor; Hobbes, Locke, ondan sonra faydacıları okuyor. Hegel okuyor, Marx okuyor, falan… Bunlar ise bir dizi içinde birbirine gönderme yapan ve birbirine cevap veren kişiler. Onun için bir zincir oluşabiliyor. O zincirin içindeki fikirleri bilmek için zincirin parçaları hakkında biraz bilgi sahibi olmak lazım. Batı’da birini yetiştirdikleri zaman, gerek siyaset biliminde olsun, gerek sosyolojide olsun bu zincirin nasıl teşekkül ettiğine dair, temel bilgiler vermek ihtiyacını hissediyorlar. 18.yüzyıl aydınlanma devri felsefecilerinin fikirlerini bilmeden, Saint Simon’dan Auguste Comte’a  Auguste Comte’dan da pozitivizme ve Durkheime’e nasıl bir geçiş olduğunu anlamak zor oluyor. Böyle yetişen bir kişi iyi yetişiyor ve halkaların her birini bildiği için, daima son referansın arkasında yatan diyalogları biliyor. Mesela Durkheim’ı incelediği zaman, “hah burada Kant’tan gelen bir problem var”, diyor veyahut da “19.yüzyılda Fransız felsefesinin Kant’tan etkilenmiş olan parçasının burada etkisini görüyoruz” diye bağlayabiliyor onu. Bağlayabilmek ve sorunun niteliğini anlamak için yalnız senkronik olarak değil, diyakronik olarak onun nasıl geliştiğini bilmekte fayda var. Onun için dört başı mamur bir eğitim diyebilirim buna. Ama alın Türkiye’den ya da Nijerya’dan gelmiş olan birisini, o üniversite eğitiminin içinde sokun. Adamın bir kere bu işin mantığını anlaması için aradan zaman geçmesi lazım. Çünkü çocukluğundan beri o zincirin halkalarının hepsini bilmiyor. Bir kısım halkalar aileden veriliyor, ananın babanın konuşmalarından ortaya çıkarılıyor, Eyfel Kulesini gezmekten ortay çıkıyor, falan. Şimdi bir kere bu gedikleri kapamak gerekiyor ve o zaman da bayağı bir çaba göstermek lazım. ”

Kendi adamlarını belirlemek, onlarda kalmak. Diğerleri her nedense ötekiler oluyor, adamlar ile ötekiler ayrı ayrı varsayılıyor, onlar arasında bir hayali fark ve çatışma kurgulanıyor. ‘O da var bu var’ ve ‘o, bunun devamında var’ yerine ‘senin adam yanlış, benimki doğru”. Ya da: ‘Tarih iyiler ile kötüler savaşı, düşünce tarihi de öyle’.

İkiye ayırmak bir gelenek haline geldi. İyi kötü, bizden onlardan, doğru yanlış, işe yarar işe yaramaz, yüceltilmesi gerekenler yokedilmesi gerekenler, cepheler. Problemin göstergesi tarihte ne oldu sorusuna verilen yanıttaki bölünme oluyor. Türkler, tarihte ne olduğuna dair bölündüler. Gelecekte ne olacağı konusunda değil.

İlmik kopuk olduğundan bir yere kadar gelinir, yalnızca bir yere kadar. Boşluk oluyor, geçilmiyor. Kendini bilmemenin, ayrışmanın devamlılığı sağlanıyor.

Şerif Mardin: ” Herhalde toplumun içinde insanların kendi üzerlerine inmelerine engel olan birtakım düşünce kalıpları var”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: