Sahte

28 Tem

-Rüşdü Paşa-

‘aklımızın erişine ahlâkımız sebep olur’.
ismet özel

İsmet Özel’e göre Türkiye öyle bir yerdir ki burada her türlü mala yönelik bir talep oluyor. İsmet Özel, sahte adamın varlığını haber veriyor.

Kurallar ve değerlendirme, iki ayrı hayat modeli olarak kullanılır. Kurallar, her durumda mutlak anlamda uyulması zorunlu, önceden belirlenmiş kurallar. Her alanda ve daima geçerli. Değerlendirme, her yeni olay karşısında hareket tarzı geliştirmek oluyor. İktisat disiplini, kurallarla bağlantılı iktisat siyasetinin değerlendirme yapılarak oluşturulan iktisat siyasetine göre üstün olduğunu kanıtladı, kanıtlıyor.

Kuralla yaşayan, prensip sahibi olandır. Hür.

Prensip sahibi, efendi olandır. Değerlendirme yapan, köle oluyor.

Değerleri olanın hayatı bir sanat olayından ibarettir. Değerlendirme yapan, özel çıkarı peşinde koşar. Özel çıkarı peşinde koşanın ekmeğini suyunu başkaları ayarlar.

Prensip sahibi olan, varlığını gerçekleştirmeye yönelik olarak çalışır. Gerçek adam. Değerlendirme yapan, ayakta kalmak için. Sahte adam. Gerçek adam, kendi ile derdi olandır. Sahte adam, başkaları ile yarışan.

Sahte adam, ortalama olana uygun yaşar. Ortalama, sosyal olarak varolan birşey değil, hayalî birşeydir. Ortalamaya uymak, bu durumda, karşıdakine bir teslim olmak teklifi oluyor. Sahte, birşey ile varolmaya çalışır. Biçimlenmemiş bir içerik ile. Bir evrensel insanlık fikrinin zorunlu şartı olarak herşeyin farkındadır sahte olan. Sahte olduğunun ve zarar verdiğinin. Gerçek karşısında tedirgindir. Suçludur. Gerçek olan, kaos ortamında kendine sahip çıkar. Bir vazife olarak.

İsmet Özel: “İnsanları gerçek mi değil mi diye tartmak aklımıza çoğu kez gelmiyor. Çünkü gıdalarımızdan tutun da, üzerimize giydiğimiz, kullanmak üzere yanımızda veya evimizde, işyerimizde bulundurduğumuz şeylerin gerçek olup olmadığı ile meşgul kafamız. Laboratuvarda ıslah(!) edilmiş domatesten, Imf’de biçimlenmiş piyasa ilişkisinden başımızı alıp da önce kendimizin, sonra da karşımızdakinin gerçek insanlar olup olmadığını arayıp bulmamıza fırsat yok gibi. Oysa ilk önce bu yapılsaydı yani ne ölçüde gerçek olduğumuz, kaç tane gerçek insan tanıdığımız meselesini önümüze almış olsa idik belki sahte eşyanın hayatımızdaki yeri bu ölçüde önemli ve kapsayıcı olmazdı”.

Facebook'ta Paylaş

27 Temmuz 2010’da iyibilgi.com’da yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: