Moda ve marka manyaklığı

4 Ağu

-Rıfat TAHİROĞLU-

Nedir moda?

Toplumun…
tüketime sürülecek ürünler karşısındaki tutumu bakımından…

tasarlanmış ve belirlenmiş bir “mod”da tutulması,

homojenleştirilmesi,

zapturapta alınması,

şekle şemale sokulmasıdır… moda.

Moda…

“sermayeyi kediye yüklememektir”.

“Gelini ata bindirip, ya kısmet!” dememektir.

Henüz hamuru bile hazırlanmamış fırının önünde, bir fırın dolusu
adamı, ekmek kuyruğuna dizip, ekmekten önce onları pişirmektir, moda.

“Rekabetçi risk”i yok etmek uğruna, önceden koşullandırdığı tüketicilerin, zevk genlerinin doğasıyla oynamaktır.

Yaratıcılık namı altında, yaratıcılığı öldürmektir.

İnsanların ceplerindeki paracıklarını, daha evlerinde mışıl mışıl uyurlarken masumane… gün ışıyınca tırtıklamak için… gecenin bir karanlığında, alttan alta tezgâhlar kurmaktır.
Marka ise…

şartlandırılıp, “mod”a sokulmuş bu zavallıcıklardan her birinin…

kendi “besi çiftlikleri”nin yem havuzlarına bağlanabilmeleri için sımsıkı…

ellerinden, yenlerinden ve beyinlerinden çekelenerek…

tekelci firmalarca paylaşılması…

ve sağrılarındaki görünür yerlerin, kendi rumuzlarıyla işaretlenerek…

cığıl cığıl dağlanmasıdır.

Marka… antidemokratiktir, despottur, bencildir, kaprislidir, yalancıdır, acımasızdır.

Sadece kendisini düşünür. Tek kalana… tekel kalana kadar, fiyat kırar ve darma duman eder, piyasayı. Tek kalınca da acısını çıkarır, bütün yaptıklarının.

İşi-gücü… sadece ve sadece… markasının imajını ayakta tutmaktır.

Maliyette en büyük girdisi, bu uğurda saçtığı ve savurduğu paralardır.

Onun için önemli tek şey budur.

Hedef kitlesi… tüm dünyanın kara kalabalıklarıdır.

Ürününü onlara…

kişilik bozukluklarını…

zayıflıklarını…

komplekslerini… giderebilecekleri ya da örtebilecekleri hokkabazca

bir “sihir”le dayatır.

“Vasal”larını, “gogocu”lar gibi… “eroinman”lar gibi…

uyuşturarak “meftûn” eder kendine.

Sonra da…

et yiyen egzotik bitkilerin usûlüyle, kendi özsuyunda eriterek sindirir,
için için.

Moda da… marka da…

yaşamın tüm alanlarına uzanabilmişler; dolanabilmiş, sarabilmişlerdir her yerleri, zehirli sarmaşıklar gibi.

İyi şeyleri de olan “modernite”nin… “cûruf”tan bir yan ürünleri olarak, inkâr edilemez birer “gerçeklik” oldukları ortadadır.

Ama gene de biz…

insanın rekabetçi yaratıcılığını…

insan hazlarının zengin çeşitliliğini…

yok etmesini…

nasıl önleyelim?..

Tekelciliğiyle…

hepimizi fukaralaştırmasını durduracak mücadele yolu hangisidir…

Ne yapalım da…

bulabilelim?..

4 Ağustos 2010’da Taraf gazetesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar

Bir Yanıt to “Moda ve marka manyaklığı”

  1. eylul 10/08/2010 10:10 pm #

    moda okadar sıkıcı biseydirki 6 ayda bir degisir demis:))) oscar wilde

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: