Arşiv | Kasım, 2010

ahmet k

26 Kas

-Rüşdü Paşa-

anne, kollarımda, çok hafif. toprak, ne güzel.

ahmet k, vardı. kısa devre yapacağını söyledi, duydum. ahmet k, öldüğünde hiç konuşmadım.

kesişmeler, var. şarkı, yanlış olmaz.

bildiğim hiçbir şey yazmak için uygun değil. ben onları konuşmuyorum. yazar, politikacı, sanatçı, işçi. bunların bir önemi yok. tarz, olmalı. motor, dinamik, aşk, esin, imge, görüntü, şekil, ûslup, yansıma, renk, tutku ve göğüs.

erik de olabilir.

ben, diplomatım. beni diplomat yapan, arada, dışarda, bağlı, olmam, marjda yaşamam. imtiyaz talebi ve Okumaya devam et

Reklamlar

kirpi

25 Kas

“bir gün, bir kafes, kuş aramaya çıkmış..”

kafka

bir mektup. başıma gelen en iyi şey: bir mektup.

tanıdık bir his var içimde. uzun süredir olmayan ama çok yakından bildiğim bir his.

beauvoir, sartre için: “çok mutlu günlerimiz oldu. bunun yanında, birbirimize olan tutkumuz ölçülüydü, hiçbir zaman bir yanardağ patlamasına dönüşmedi, ama bir gün, içimde volkanın hareketleneceğini ve sarsıntılar yaratacağını çok iyi biliyordum.”

onunla ortak bir lisanımız var. “iknâ etmek kısırdır” diyor benjamin. iknâ etmeye, Okumaya devam et

Ankara

22 Kas

-Refik Halid Karay-

Bir gün, bir uzak yerde, yol uğrağı, bir adamcağıza rasgelirsiniz; orta halli bir adamcağız… Tanışır, konuşur, ayrılır, gidersiniz. Fikrinizde bıraktığı iz hastalıklıya benzeyen solgun yüzü, çürük dişleri, oldukça düşkün kıyafeti, bezginliğidir. Bir müddet sonra onları da unutursunuz.

Böyle hiçten tanışmalar karşısında zihnimiz lastikliğini kaybetmemiş bir hamura benzer: Üstüne dokunan parmak yerleri çarçabuk kabarıp silinen, eski şeklini bulan bir hamur…

Fakat, bir gün, o adam, birdenbire bir ehemmiyet alır; Okumaya devam et

Angelus Novus

21 Kas

-Walter Benjamin-

Klee’nin ‘Angelus Novus’ adlı bir tablosu var. Bakışlarını ayıramadığı bir şeyden sanki uzaklaşıp gitmek üzere olan bir meleği tasvir ediyor: Gözleri faltaşı gibi, ağzı açık, kanatları gerilmiş. Tarih meleğinin görünüşü de ancak böyle olabilir, yüzü geçmişe çevrilmiş. Bize bir olaylar zinciri gibi görünenleri, o tek bir felaket olarak görür, yıkıntıları durmadan üst üste yığıp ayaklarının önüne fırlatan bir felaket. Biraz daha kalmak isterdi melek, Okumaya devam et

3 yaşındayken..

21 Kas

Rakel Dink’e Sevgiyle..

Bütün deliler, bütün serseriler, bütün caniler bir zamanlar çocuktular, senin gibi oynamışlardı, gelecekte onları güzel bir şeyin beklediğine inanmışlardı.

Daha hepimiz üç yaşındayken, yedi yaşındayken, başımıza daha bir şey gelmemişken, her şey sinirlerimizde ve kalplerimizde uyurken.

Cesare Pavese, 9 Aralık 1945

Baudrillard Etkisi

19 Kas

 

-Marine Baudrillard-

 

“Son zamanlardaki en büyük dertlerimiz arasında bir enfarktüs, bir ölümcül sıtma, kötü huylu iki ayrı kanser hastalığı vardı.

Yine de kendimi neden bu kadar yalnız hissettiğimi bir türlü anlayamıyorum.

O hasta ama sakin, bense sıkıntılı ve “yarı” terk edilmişlik duyguları içindeyim.

“Ölüm korkusu”nun oldukça… kişisel bir duygu olduğu, dolayısıyla başkasına bulaştırmakta zorlanacağımız söylenir. Jean’ın bu ölüm duygusunu üstlenmek gibi bir derdi olmadığı için bu işi onun yerine bir başkasının yapması gerekiyor. Çünkü insanın üstünde ölümü hiç mi hiç umursamadığı gibi bir izlenim bırakıyor.

Evdeyken, “var olmak her şey demek değildir” türünden şakalar yapıyor…  Okumaya devam et

yatmak

19 Kas

-Rüşdü Paşa-

 

ince bir kız gördüm, altın renginde kadife yarım şalvar pants, kahve çizme ve sert hatlar. yerçekiminin etkisinde pek değil, havalı, erotik, erik ve post-fordizm öncesi üretilmiş bir spor otomobil gibi gösterişli. tam benim kalem. kendime geldim.

ko is calling, birkaç kelime değiş tokuşu. mobile phone bir ruh hastalığı, barbarlık ve yalnızlık kaçış değil yakalanış olayı, son yalan makinesi ve hiçbir doğru iş için gerekli değil. önümden geçen kitleye çıplak gözle baktığımda bir imge oluşuyor zihnimde: yeniçeriler. dün 1683’tü, siz, hepiniz, yeniçerisiniz, Okumaya devam et