Baudrillard Etkisi

19 Kas

 

-Marine Baudrillard-

 

“Son zamanlardaki en büyük dertlerimiz arasında bir enfarktüs, bir ölümcül sıtma, kötü huylu iki ayrı kanser hastalığı vardı.

Yine de kendimi neden bu kadar yalnız hissettiğimi bir türlü anlayamıyorum.

O hasta ama sakin, bense sıkıntılı ve “yarı” terk edilmişlik duyguları içindeyim.

“Ölüm korkusu”nun oldukça… kişisel bir duygu olduğu, dolayısıyla başkasına bulaştırmakta zorlanacağımız söylenir. Jean’ın bu ölüm duygusunu üstlenmek gibi bir derdi olmadığı için bu işi onun yerine bir başkasının yapması gerekiyor. Çünkü insanın üstünde ölümü hiç mi hiç umursamadığı gibi bir izlenim bırakıyor.

Evdeyken, “var olmak her şey demek değildir” türünden şakalar yapıyor… gözlerinin önünde bütün “dertlerinden, sıkıntılarından” kurtulmayı başarıp meta-fizik bir varlığa dönüşebiliyor. Bu büyük sanata olsa olsa ontolojik striptiz denilebilir.

Onu çok “çekici” kılan şey acaba bu tavrı yani asla değişmeyen bir espri gücüne sahip olmak mı?

Biyografisinde kadınlara hemen hiç yer verilmediği söylenebilir. Belki de kadınlar biyografisinde yer alabilecek kadar önemli varlıklar değildir. Oysa onun da herkes gibi… iki eşi ve iki oğlu oldu.

Çevresinde yer alan bütün bu insanların onun için önemli mi yoksa önemsiz mi olduklarını söylemekte zorlanıyorum. Çünkü bu kadar rahat (cool) bir adam insanı doğal olarak tedirgin ediyor. “Mutsuz olmasının mümkün olmadığını itiraf eden bir adamı” ne kadar etkileyebilirsiniz ki?

Onun yerine tedirginlik hissetmek insanı kısa sürede çok yıprattığından ona güvenmenin beni rahatlattığını söyleyebilirim. (Bir yandan özel yaşamında yer alan bütün bu insanlarla cebelleşirken) ödün vermeyen o “yalnızlık” tutkusuna hiç fark ettirmemeye çalışarak “birlikte” yaşama tutkumu dayattım. (onunla yek vücut olmaya çalışırken… onun üzerine titremek durumunda kaldım!)

So far so good! “Etkisi altında” –Nanterre Üniversitesi’ndeki klasik profesör/öğrenci mücadelesinin ilk karşılaşmasının sona ermesinden bu yana– yaşamış olduğum otuz beş yıldan sonra “dünyayı nasıl algıladığını” söyleyebileceğimi sanmıyorum ama birlikte yaşadığımız şeylerin ona olan aşkımı derinleştirmekten başka bir şey yapmadığını söyleyebilirim.

Birlikte kat ettiğimiz bu uzun süre içinde ona olan hayranlık ve saygım her geçen gün arttı.

Hiç kuşkusuz var olmak her şey demek değildir ancak onun yaşamının bir parçası olmak illüzyon, ayartma, düş gibi konularda zihnimde sınır tanımayan ufuklar açılmasını sağladı.

Bu adamın nefesinde büyüleyici bir şeyler var zira sizi var edebilmek için önce ortadan kaybolmanızı sağlıyor. Bu da bir tür büyücülük sayılmaz mı?”

 

L’Herne, Baudrillard özel sayısı, s. 316 Çev. Oğuz Adanır, Editions de L’Herne, Paris, 2004.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: