Soysuz Türkçe

22 Ara


-Peyami Safa-

Beş yıllık bir plan gereğince, mahutlara (Türkiye kızıllarına) merkezden verilen emirlerden biri de Türkçe’yi soysuzlaştırmaktır. Bu direktife bilerek uyan sicilli komünistlerin telkinlerine kapılarak bilmeden uyanlar da vardır.

Bu soysuz Türkçe örnekleri resmi edebiyattan, kitap, dergi ve gazetelerden koğula koğula, nihayet, hiçbir ilmi ve edebi selâhiyeti olmayan bir başyazarın bazı cümlelerine ve bir iki yazarın da makalelerine sığınmıştır.

Her gün Türk dil şuurundan ve zevkinden yediği tekmelerle gerisin geriye giden bu piç Türkçe’yi ısrarla kullanmaya devam edenlerin “Dünya” gazetesi gibi edebi bir hüviyet taşıyan gazetelerimizde şahsi görüşlerini umuma zorla kabul ettirmek sevdasından vazgeçmemelerini hayret ve dikkat mevzuu olmaya değer. Hayret bizden! Dikkat de Falih Rıfkı Atay ve Bediî Faik gibi hâlis ve güzel Türkçe mümessillerinden beklenmez mi?

Jak. K. Kasar imzalı mektubu gönderen okuyucumuz, bir Müslüman Türk olmadığı halde, Dünya gazetesinin “İhtiyar Balıkçı ve Deniz” filmi hakkındaki bir tenkidini kesip bana yollamış:

“Bu yazı beni hayretler içinde bıraktı, aynı zamanda korkuttu da. Doğrusu bundan sonra gazeteleri nasıl okuyup anlayabileceğimi bir türlü kestiremiyorum” diyor.

Çünkü yazıda tekrar tekrar kullanılan piç kelimeler: Öykü, yapıt, denli nen, arı oyun cinsinden öğürtücü nesnelerdir ve cümlelerin çoğu da, lüzumsuz ve mânasız yere terstir.

Okurun anlama hakkına tecavüz!

Bir yazarın dilediği gibi serbestçe dil denemeleri yapabilmesi için bazı şartlar vardır. Evvela bu yazarın ilmi veya edebi selâhiyetinin eserleriyle sabit olması lazımdır. Sonra bu denemeler bir kitapta veya bir gazete veya derginin dil araştırmalarına tahsis edilen sütununda yer alabilir.

Umuma mahsus bir sütunda müşterek dilin malı olamamış kelimeleri kullanmak okuyucunun anlama hakkına tecavüzdür.

Çünkü bir gazete anlaşılmak şartına riayet ettiği müddetçe satışa çıkarılabilir. Okuyucunun idrakini zorlamaya, ana dil zevkini hırpalamaya ve onu rahatsız etmeye hiçbir gazetenin ve yazarın hakkı yoktur.

Yalnız “Dünya” dostumuzun değil, sistemli bir şekilde veya arada bir kendilerini bu piç Türkçe ayazına kaptıran, bir okuyucularını donduran öteki gazete ve dergilerin de bu dil mevzuunda çok dikkatli olmaları ve farkına varmadan politbüro emellerine hizmetten kaçınmaları beklenir.

Milliyet / 5 Mart 1959

Osmanlıca Türkçe Uydurmaca, Ötüken Neşriyat, 3. Basım 1990, S.196-197

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: