Kütüphanemi Yerleştirirken

25 Oca

Walter Benjamin-

Kütüphanemi yerleştiriyorum. Evet. Kitaplar raflara yerleşmiş ve dolayısıyla düzenin sıkıcılığına boğulmuş değiller henüz. Raflar arasında gidip gelerek, kitapları sevecen bir izleyicinin teftişinden geçirmek için daha çok erken. Bunlardan korkmanı­za gerek yok. Tam tersine, benim sizden istediğim, kendinizi be­nimle birlikte, açılmış sandıkların dağınıklığında, ahşap tozuy­la dolmuş havada, küçük kâğıt parçalarıyla kaplı döşemenin üs­tünde, iki yıllık bir karanlığın ardından biraz önce aydınlığa ka­vuşmuş kitap ciltleri arasında varsaymanız.

Böylece, belki siz de, kitapların gerçek bir koleksiyoncuda neden olduğu ruh ha­lini paylaşabilirsiniz. Aslında size hitap eden böylesi biridir ve yalnızca kendinden söz etmektedir. Yoksa nesnellik adına, bir kütüphanenin başlıca bölümlerini, tarihini ya da böyle bir kü­tüphanenin bir yazar için öneminden bahsetmek haddini bil­mezlik olmaz mıydı? Benim ise çok daha basit ve somut bir amacım var. Ben sizlere, bir koleksiyoncu ile biriktirdikleri arasındaki ilişkiden, koleksiyondan değil ama biriktirme edimin­den söz etmek istiyorum. Bunu yaparken eğer kitap edinmenin farklı yolları üzerine ayrıntılara giriyorsam, bu kesinlikle keyfi bir durum. Bu ve buna benzer her seçim, koleksiyoncunun üzerine çullanan anılara karşı bir engel niteliğindedir.) Her tutku, kaosa dokunur. Biriktirme tutkusunun dokunduğu kaos, bir anı­lar kaosudur.

Benim gözümde geçmişi renklendiren tesadüf ve kader, bu kitapların alışılmış karışıklığı içinde belirginleşmekte! Yoksa böylesi bir koleksiyon, düzensizliği bir düzen gibi göstermekten başka ne işe yarar ki? Kitaplarını yitirince hastalanan, kitap edinmek uğruna suç işleyen insanları duymuşsunuzdur. Her düzen, uçurumun üzerinde sallantıda durma konumundan başka bir şey değildir. Anatole France tek kesin bilginin, kitap­ların basım tarihleri ve boyutlarına dair bilgi olduğunu söylemişti. Hakikaten, bir kütüphanenin düzensizliğinin baş düşmanı, onun katalogunun düzenidir.

Yani koleksiyoncunun yaşamı, düzen ve düzensizlik arasın­daki diyalektik bir gerilim içinde sürer.

Doğal olarak, bu varoluş başka birçok şeye de bağlıdır. Bun­lardan biri, mistik bir mülkiyet ilişkisidir. Bir diğeri, nesnelerle, onların işlevsel değerini, kullanılabilirliğini öne çıkarmadan, onların kaderlerinin görünümlerinin peşinde olmaktır. Bir koleksiyoncunun yaptığı en anlamlı büyü, tekil nesneyi büyülü bir çekim alanı içerisine hapsetmektir. Nesne, bu alanda, son heyecanın, onu edinmenin heyecanı üzerinden geçerken donup kalır. Hatırlanmış, düşünülmüş, bilincine varılmış her ne varsa, o tekil nesnenin üzerinde kurulan mülkiyetin kaidesine, çerçevesine ve kilidine dönüşür. Dönem, mekân, el emeği, bir önceki mülk sahibi gibi özellikler hakiki koleksiyoncu için büyülü bir ansiklopediye dönüşür. Bu ansiklopedinin özü nesnenin kade­ridir. Koleksiyoncular şeyler dünyasının fizyonomistleridir. Yapılması gereken sadece, koleksiyoncuyu vitrindeki nesnelere dokunurken izlemektir. O, daha nesneye dokunur dokunmaz, ondan aldığı esinle onun geçmişini görür. Koleksiyoncunun büyülü yanıyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Habent sua fata belli (Her kitabın kendi kaderi vardır) Bu, belki de kitaplar üzerine söylenmiş genel bir önermeydi. İlahi Komedya’nın, Spinoza’nın Ehlinin, Türlerin Kökeni’nin kendi kaderleri vardır. Ancak, koleksiyoncu bu Latince özdeyişi farklı yorumlar. Onun için, sadece kitapların değil, her bir. kitap nüshasının bir kaderi vardır. Koleksiyoncu açısından, her nüshanın kaderi, onunla koleksiyonunda karşılaşmaktır. Şu bir abartı değildir: Hakiki bir koleksiyoncu için eski bir kitabın edinilmesi, onun yeniden doğuşudur. Koleksiyoncunun kimliğinde çocuklukla yaşlılığın kesiştiği nokta tam da burasıdır. Çocuklar, çok çeşitli yollarla varoluşlarını yenilerler. Çocuklar için koleksiyon, yenilenmenin yollarından sadece biridir; nesneleri boyamak, ayırmak, dokun­mak, adlandırmak hep yenilenmenin yollarıdır. Eski dünyayı yenilemek koleksiyoncunun en derindeki içgüdüsüdür. Bu yüz­den de, eski kitapları toplayanlar, onların yeni tıpkı basımlarıyla ilgilenenlere göre işin özüne daha yakındırlar. Kitaplar bir koleksiyona nasıl dahil olurlar, bir koleksiyoncunun mülkiyeti­ne nasıl girerler? Şimdi de kitapların edinilmelerinin tarihi üze­rinde duracağım.

İnsanın kendisinin kitap yazması, en övülesi kitap edinme yollarından biridir. Bu noktada, birçoklarınız Jean Paul’un öğ­retmeni Wutz’u hatırlayacaksınız. Wutz, kataloglarda gördüğü kitapları almaya gücü yetmediği için kendisi kitap yazmaya başlamış ve zamanla bir kütüphane dolusu kitap yazmıştı. Ya­zarlar aslında yoksullukları yüzünden değil, ancak satın alabi­lecekleri kitapları beğenmedikleri için kitap yazarlar. Bayanlar ve baylar, belki de, bunun tuhaf bir yazar tanımı olduğunu söy­leyeceksiniz. Fakat, hakiki bir koleksiyoncunun bakış açısından ifade edilmiş her şey biraz tuhaftır. Geleneksel edinme yolların­dan koleksiyoncu için en elverişli olanı, ödünç alıp, geri verme­mektir. Burada sözü edilen kitap ödünç alan kişi, ödünç aldık­larından oluşan hazineyi korumakla ve tüm hukuki uyarıları göz ardı etmekle değil, aksine, ödünç aldığı kitapları okumamasıyla hakiki bir koleksiyoncu niteliği kazanır. Benim deneyimle­rime göre, birinin benden ödünç aldığı kitabı geri getirmesi, onu okumasından daha olasıdır. O halde, kitapları okumamak ko­leksiyoncunun bir özelliği midir? Belki de bunun yeni bir moda olduğunu söyleyeceksiniz. Hayır. Bu zaten hep böyleydi. Günün birinde, Anatole France’ın kütüphanesini gören ardından da dayanamayıp, “Bu kitapların hepsini okudunuz mu, Bay France?” diye soran birine o şöyle bir yanıt vermişti: “Onda birini bile okumadım. S,z her gün en değerli yemek takımlarınızla mı yemek yersiniz?”

(…)

Kaynak: Benjamin Kitabi, Say Yayınları, S.137-140

Çev. Besim F. Dellaloğlu

İlk kez Temmuz 1931’de Die literarische Welt’de yayımlandı. Gesammelte Schriften, IV, 388-396. Çeviride Harry Zohn’un (Walter Benjamin, Selected Writings, volume 2, 1927-1934, s. 486-493) İngilizce çevirisi temel alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: