“Batı bezirgânlığı Akdeniz hegemonyasını kaybetmeseydi, okyanusu denemeye kalkmazdı”

8 Şub

-Dr. Hikmet Kıvılcımlı-

İstanbul’un fethini sırf bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık savaşına bağlamak, en az beş yüz yıl evvelki kafa ile düşünmek olur.

İstanbul’un fethi bir dinin öteki dine karşı zaferi değil, ilerlemenin gerilemeye karşı bir zaferidir. Din, kadim savaşlar için başta gelen bir bayraktır. Ama, sade bir bayrak. Bugün de bayrak, harbin sebebi değil, döğüşen ülkülerin elle tutulur sembolüdür. Fetih savaşlarından dini esbabı mucibeler, kimseyi aldatamaz. Din gayretleri, tezatlı tarih hengâmelerini güden derin maddi kanunların, satıhta yüzen sembolik ifadelerinden ibarettir.

Onun için, ancak medeniyet tarihinin bütünlüğünü kavrayamayanlar, İstanbul’un fethini, bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık çarpış­ması derecesine küçültülebilirler.

Gerçekte İstanbul’un fethi, her şeyden evvel bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Arapça “fetih” sözü güzel bir tesadüfle “Açmak’ anlamına gelir. İstanbul’un fethi de o zamanki insanlığı bir çıkmazdan kurtarmış, medeniyete yeni ufuklar açmıştır. İstanbul’un fethi, tarih yolu üstüne kabus gibi çökmüş bir cesedin (Bizans engelinin) kaldırılması, Bizans döküntüleriyle tıkanmış medeniyet yollarının yalnız Müslümanlara, yalnız Türklere, değil, tekmil, insanlığa yeniden açılmasıdır. Açılış biraz acıklı mı olmuştur? Mümkün. Fakat o zaman ölüleri böyle kaldırmak âdetti.

Demek İstanbul’un fethi, yalnız Türklerin değil, bütün dünyanın kutlayabileceği kutlamakta haklı -hatta bir dereceye kadar insan olarak- vazifesi sayılabilecek büyük tarihsel devrimlerden biridir.

Osmanlılar Akdeniz’i Batı bezirgânlığına dar getirince, İtalyan beldelerinin yıldızı söndü. Fakat o yıldızlardan iç ve kuzey Avrupa’ya sıçrayan kıvılcımlar, oralara taze insan malzemesine dayanarak ve “estuaire”‘ tipinde, Atlantik gel-gitleriyle genişlemiş, Seyr-ü Seferlere elverişli ırmak ağızları gibi coğrafi ekonomik imkânlarından faydalanarak, Akdeniz’dekine benzer daha gelişme istidatlı iktisadi ve ticari ocaklar tutuşturdu. Avrupa ocakları bu sefer, Akdeniz’den geçmeyecek başa Hint yolları aramaya koyuldular. Bu zaruret ve imkânlar Rönesanstan Batı medeniyetine sıçramada, maddi atlama tahtası hizmetini gördü.

İstanbul’un fethi; Batı ticaretine hem en büyük darbeyi vurdu, hem de en büyük inkişafı verdi.

1453’te İstanbul fethedildi. 1494’te Kolomb, Amerika’yı keşfetti. Batı bezirgânlığı Akdeniz hegemonyasını kaybetmeseydi, okyanusu denemeye kalkmazdı.

Kaynak: Dr. H. Kıvılcımlı, Fetih ve Medeniyet, Yol Yayınları, 1953

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: