dizge nesnelerin varlığından üstündür

20 Şub

-Rüşdü Paşa-

‘aşk sessiz yorumlardan doğar ve onlarla beslenir’.

deleuze

kadının sesini duydum.

ronald barthes şu cümleyi kurdu: ‘bir hastalığım var benim: dili görürüm.’

kadınla karşılaşıyoruz. kadınla her sabah karşılaşmak durumundayız. kadının sesi başlıbaşına sonsuz bir dil. O dilde kalmak, hayatın varoluş kıpırdanışlarından dolayı şu ana kadar uğradığım zararların tamamını telafi eder. eğer o dilde kalırsam demektir ki, hayatımda başıma gelen herşeyin bir büyük anlamı vardır, hayatın bütünlemesi tamamlanmıştır. eğer o dile kapağı atarsam bütün acılarım diner, varoluş kaygılarım, gövde ağrılarım, endişelerim, yaptığım hataların tahribatları ortadan kalkar, tarihimi yeniden kurmaya kalkmam, aldığım bütün kararların doğru olduğunu varsayabilirim, herşeyi olduğu gibi kabul ederim, her sabah saat beşte kalkarım, yapacağım tek birşeyi dahi ertelemem. öyle geliyor. şu: bu kadına rastlamadan önce yaşadıklarım bir provaydı.

bu kadın hayatımda beğendiğim, hoşlandığım, sevdiğim, aşık olduğum, öldürmeyi düşündüğüm, zarar verdiğim, yokettiğim kadınların en tipik olanıdır. bu kadın beni korkutmuyor, endişelendirmiyor. kadın bir mülkiyet hakkı, hayatın temel açmazlarından biri olarak görünmüyor bana.

karşılaştığımız sabahlar birbirimizin yüzüne gülüşüyoruz. gülüşmeyi ben istedim, o ise başlattı. onunla ilk karşılaştığımız an, gözgöze geldiğimizde, saniyenin salisesinde, birbirimize tebessüm ettik.

kadın bana benziyor. levi strauss iki önermeyi ayırdetmek gerektiğini gösterdi: farklılık gösteren yalnızca benzerliklerdir ve yalnızca farklar birbirine benzer.

kadın benim azınlık olmak durumumu onaylıyor. bir çocuk, bir deli, bir devrik adam, bir prensip adamı, bir sanatçı, bir soyutçu, bir kaçak adam olmamın bir mahsuru yok.

ben kök istiyorum. bu kadın benim kökümdür.

duraklıyorum. kadın kekemeliğimi ortaya çıkarıyor. bildiğim bir kelimeyi bu kadına söyleyemem. bu kadına herhangi birşey söylemem gerekmiyor. kekeme olarak kalmayı başarmalıyım. kurtuluş kekemeliktedir. çıkış, sadeleşmek, yarmak kekemeliktedir.

hiçbir şeye karşı çıkmak istemiyorum. karşı çıkışlar hiçbir zaman birşey getirmedi.

ben hayatımın büyük bir bölümünde geleceğe doğru gerildim. gelecekte ne olacak sorusu üzerinde kıvranıp dururken oluşlardan haberim olmadı. bir brezilyalı küçük olan bir diğer brezilyalıyı kenara çekti: ‘ben senin yaşındayken benim yaşımda birisi bana yolun sonu gelmeden dönmemi söyledi. ama yolun sonunun neresi olduğunu kimse söylemedi. yolun sonunu hiç bilemedim.’ içimde oluşlar sessizlik içinde gerçekleşti. üç şeye ilişkin oluş. bir: yön. iki: ölçü. üç:düzen. hadi bunlara yönlendirmeleri, coğrafyayı, girişi ve çıkışı ekleyelim. kadına karışmayan tarihim nedeni ile bir tarihçi olabilirdim. ilerleme ve gelecek reddiyesi beni azınlık yaptı. sorun azınlık olmaktır.

bir çizgi çekmek istiyorum. kadınla kaçıp kurtulmak, bilinmeyen bir yere gitmek. bilinmeyen bir yerde haritacı olmak, bilinmeyeni inşaa etmek, olmayanı tasarlamak, yaratmak, kurmak.

gitmek, coğrafi yer değiştirmek değildir. kaçmak, gitmek değildir. bu kadın yanımda olmalı. ruhum bu kadın ile temas halinde olmalı. bu kadının yanında yazmak istiyorum. yazmak, takip ettiğim bir kaçış çizgisidir. ben hiçbir şeyi yazmıyorum, dışımda olan, olmuş olan, orda duran birşey değil benim yazdıklarım. ben herhangi bir şey için, bir kimse için yazmıyorum. ben, yazı beni ittiği için yazıyorum. ben yazarken bir oluş sürecinde olduğumdan, o oluş sürecine mecbur kaldığımdan yazıyorum. yanımda bu kadın olduğunda bunlar değişmeyecek. bunlar değişirse yazamam. kaçarak bir yere gitmek, yer değiştirmek değil, bir gizlilik edinmek istiyorum. benim için kadınla olmak bir coğrafyada olmak değildir.

hızlıyım. yazarken hız ürettiğim için kendimi yazdığımda dinlenmiş hissediyorum. ben yazarak bir dünya yaratıyorum. içine girmek için beklediğim herhangi bir dünya yok.

william s. burroughs’un eline neden silah aldığını anlamak gerek. kalemden sonra.

Reklamlar

Bir Yanıt to “dizge nesnelerin varlığından üstündür”

  1. DenizZ Meltem 26/02/2011 10:40 pm #

    Hızınıza yetişmek ne mümkün, yazıyı okur okumaz bir hamlede “yok olmak” isteği doğuruyor.
    Yazının zihin yapısına karşı duyabileceğim bağlımlılık durumu, beni korkuttu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: