Hızlanan tarihte aşk

20 Şub

-Milan KUNDERA-

Philip Roth: The Proffesor of Desire

(“Arzu Profesörü”)

Karenina ne zamandan beri Anna’yla sevişmiyordu? Ya Vronski? Anna’yı tatmin edebilmiş miydi? Peki Anna? Frijit değil miydi? Karanlıkta mı sevişiyorlardı, aydınlıkta mı; yatakta mı, halının üzerinde mi; üç dakikada mı, üç saatte mi; romantik sözlerle mi, müstehcen sözlerle mi, yoksa sessizce mi? Hiçbir şey bilmiyoruz. O zamanın romanlarında ask, ilk karşılaşmadan cinsel birleşmenin eşiğine kadar uzanan uçsuz bucaksız araziyi kaplar ve bu eşik, aşılması imkânsız bir sınırı temsil ederdi.

XX. yüzyıl romanında cinsellik adım adım ve bütün boyutlarıyla keşfedildi. Amerika’da, baş döndürücü bir süratle gerçekleşecek olan ahlaki değer değişimini haber veriyor ve ona eşlik ediyordu: Ellili yıllarda hâlâ amansız bir ahlakçılık hüküm sürerken, on yıl gibi kısa bir sürede her şey değişti; ilk flörtleşmeyle cinsel eylem arasındaki geniş mesafe yok oldu. Duygusal tampon bölge artık insanı cinsellikten korumuyordu. İnsanlar cinsellikle doğrudan, acımasızca yüzleşiyordu.

David H. Lawrence’ta cinsel özgürlük, dramatik ya da trajik bir isyan görünümündedir. Kısa bir süre sonra Henry Miller’da lirik bir coşkuyla çevrelenir. Otuz yıl sonra, Philip Roth’ta artık verili, edinilmiş, ortakla­şa, sıradan, kaçınılmaz, kodlanmış bir durumdan iba­rettir, ne dramatiktir ne trajik ne de lirik.

Sınıra varılmıştır. “Daha ötesi” yoktur. Artık yasa­lar, anne babalar, gelenekler arzuya itiraz etmez. Her şeye izin vardır ve tek düşman kendi çıplak kalmış, büyüden yoksun kılınmış, maskesi çıkarılmış bedenimizdir. Philip Roth, Amerikan erotizminin büyük tarihçilerindendir. Aynı zamanda bedeniyle baş başa kalmış insanın o garip yalnızlığının şairidir.

Bu arada, son birkaç on yılda tarih o kadar hızlı ilerlemiştir ki, “Arzu Profesörü”nün kişileri bellekle­rinde bir başka zamanı, aşklarını Roth’tan çok Tolstoy’ un tarzında yaşamış olan anne babalarının zamanını zorunlu olarak taşırlar. Kepesh’in babası ya da annesi sahneye çıktığı anda romanın atmosferine yayılan nos­talji, yalnızca anne babanın nostaljisi değil, aşka duyulan nostaljidir aynı zamanda; o dönemdeki haliyle aş­ka, babayla anne arasındaki aşka, günümüzde dünya­nın artık yoksun olduğu duygulandırıcı, eski moda aş­ka duyulan nostaljidir. (Bir zamanlar nasıl bir şey oldu­ğunun anısı olmasa, aşktan, hatta aşk kavramından geriye ne kalırdı?) Bu garip (somut kişilere bağlı olma­yan, uzakta, onların hayatının ötesinde, geride sabitlenmiş olduğu için garip) nostalji, görünürde kışkırtıcı ve edepsiz olan bu romana dokunaklı bir şefkat katar.

Tarihin hızlanması, geçmiş yüzyıllarda doğumdan ölüme tek bir tarihsel dönemde geçen bireysel varolu­şu kökünden değiştirmiştir; günümüzde bir hayat iki, bazen daha çok dönemi kapsar. Eskiden tarih, insan hayatından çok daha yavaş ilerlerken, günümüzde daha hızlı ilerleyen, koşan tarih olmuştur, insan onu yakalayamaz; öyle ki, insan hayatının devamlılığı ve bütünlüğü tehlikeye girer. Bu nedenle romancı bizim yaşama biçimimizin yanı sıra atalarımızın çekingen, yarı unutulmuş yaşama biçiminin anısını da koruma ihtiyacı duyar.

Roth’un hepsi edebiyat profesörü ya da yazar olan, sürekli Çehov, Henry James ya da Kafka konusunda düşünceler üreten kahramanlarının entelektüelliğinin anlamı budur. İçine kapanmış bir edebiyatın anlamsız entelektüel teşhirciliği değildir söz konusu olan. Geç­miş zamanı romanın ufkunda koruma ve roman kişilerini ataların sesinin duyulamayacağı bir boşlukta bırakmama arzusudur.

Kaynak: Bir Buluşma,Can Yayınları, S.33-35

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: