Adem’in Güncesi

27 Mar

-Mark Twain-

Birinci Bölüm

Uyandığımda yalnız değildim artık. Uzun saçlı bir yaratık belirmişti yanımda.

Pazar

O derin uykuya daldığım sırada başıma birşeyler gelmiş olmalı. Göğsümün sol yanındaki yara izinden anlıyorum bunu. Acı falan duymuyorum ama yeni yaratığın daha ilk ortaya çıkışıyla böyle bir yara izi bırakması, beni pek de mutlu olayların beklemediğini getiriyor aklıma.

Pazartesi

Bu uzun saçlı yeni yaratık bir an bile eksik olmuyor çevremden. Ne yana dönsem karşımda, nereye gitsem ardımda. Hoşuma gitmiyor bu iş. Yanımda başka birinin bulunmasına alışık değilim. Keşke öbür hayvanların yanına gitse de rahata kavuşsam… Hava bulutlu bugün. Rüzgar doğudan esiyor. Belki de bizi iyi bir yağmur bekliyor. Bizi mi? Ne demek “bizi”? Bu sözü de nerden öğrendim durup dururken? Haa, öyle ya, yeni yaratık hep böyle diyor konuşurken.

Salı

Yeni yaratık hiç aralıksız konuşuyor. En hoşlandığı şey de her gördüğü nesneye bir ad takmak. Benim şu çok sevdiğim büyük çağlayana Niagara adını taktı. Neden öyle dedi, bir türlü bilemiyorum. Sözde, Niagara adına benzer bir görünüşü varmış bu çağlayanın. Budalalıktan, şımarıklıktan başka bir şey değil bu yaptığı.

Ben artık hiçbir şeye ad takamaz oldum. Yeni yaratık, karşımıza çıkan her şeye, daha ben ağzımı açmaya kalmadan bir ad koyuveriyor. Koyduğu her adı da aynı nedenle açıklıyor: Öyle bir görünüşü varmış o nesnenin. Dudukuşunu örnek alalım. Sözde insan bu yeni kuşa daha ilk bakışta, onun Dudu’dan başkası olamayacağını hemen anlayabilirmiş. Dudu dedi, Dudu kaldı kuşun adı tabii. Öfkeden bitkin düşüyorum artık, ama bana mısın demiyor. Dudu! Gerçekte ben ne kadar dudu isem o kuş da o kadar dudu!

Çarşamba

Yağmura karşı bir korunak yaptım kendime, ama şöyle iç rahatlığıyla kullanamadım. Yeni yaratık geldi, zorla içeri sokuldu. Dışarı atmak istediğimde, görmesini sağlayan iki delikten damla damla sular akıttı önce, sonra ıslanan yanaklarını pençelerinin tersiyle sildi, öbür hayvanların acı çekerken çıkardıkları sese benzer sesler çıkardı.

Şu konuşması olmasaydı hiç değilse! Durmak dinlenmek bilmiyor. Zavallı yaratığı kötülemek ya da boş yere suçlandırmak istediğim sanılacak, ama hiç de böyle bir niyetim yok. Daha önce hiç insan sesi işitmediğimden, buradaki düşsel yalnızlığımın o yüce sessizliğini bozan her yeni garip gürültü, bir işkence oluyor kulaklarım için. Bu yeni ses çok yakınımda üstelik. Omzumun üstünde, kulağımın dibinde, bir o yanımda bir bu yanımda. Oysa ben az çok uzağımda bulunan seslere alışmışım.

Kaynak: Adem’le Havva’nın Güncesi  ve Seçme Öyküler,Mark Twain,Çeviren: Akşit Göktürk,Yapı Kredi Yayınları,3. Baskı, İstanbul, Ocak 2010,Sayfa: 11 – 12

(Okuma notu için teşekkürler Nalan Dirik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: