ölçülülük imkânsızlık duygusuna karşılık gelir

6 Nis

-Rüşdü Paşa-

” ‘acı çekiyorum: kesinlikle birisi bunun nedeni olmalı.’-böyle akıl yürütür tüm hastalıklı koyunlar. çobanları olan çileci rahip onlara şöyle cevap verir:’haklısın koyunum, biri bu acının nedeni olmalı: ama sen kendin tüm bunların nedenisin!…”

nietzsche

londra’da yalnız olsaydım, yağmurda sokağa çıkar, bir-iki, üç-beş kadeh viski içecek bir delik bulabilirdim. yalnızlık moral bozuyor.

londra’dayım. çoğunluğu ingilizlerin olduğu bir yerde gerginim. dışarıya fırlıyorum. kaybolmuşluk hissi ile yaşadığım yer londra. her bulvarında yürüyebilmek arzusuna sahip olmam kaybolduğumun kanıtıdır. rüzgarın savurduğu yağmurun suratımı dövdüğü, beni körleştirdiği bir gece, siyah derili bir erkek bulvarda zıpladı, sordu: “bana ne verdin londra?” bir yanıt vermek fırsatı ortaya çıkıyor. adam kendini kaybetme arzusu ile kuduruyor. siyah dişi bir kurt gibi güzel bir kadın mor elbisesi içinde, ince topuklu ayakkabılarıyla önümden hızla geçiyor, dönüyor bir alev gibi gülüyor.yeryüzünden tamamen kurtulduğum andır. mu’dur.

yağmur, viski içtikten sonra kolay ağlamamı sağlıyor. olası bir mutsuzluk duygusu umutsuzluk kaynağı.

sinirleri sakinleştirecek şey, mu yanımda olmadığından yağmur ve viskidir. sokağa çıkmak konusunda bir hasta gibi kararsızım. karanlık ve ıslaklık kararsızlığıma yanıt veriyor.

mu, kıyıdaki kente göçtü. anlamsız, erken ve bensiz. göç gecesi milyonlarca kişinin sokakta olduğu kentin bulvarında karşılaştık. hiçbir şey tesadüf değil. mu’nun göç gecesi mu ile karşılaşmak tesadüf olabilir mi? mu ile karşılaştığım ilkgün söyle düşünüyordum: “tam da gücümü aştığından ve zaten hiçbir durumda yapamayacağımdan hayat saçmadır.”

sessizlik gizlilik göstergesidir. çoğunluk gizler. çoğunluğun haksızlığı sosyal bilimcilerin karşılaştıkları bir rutindir. çoğunluk zayıflıktan ortaya çıkmışsa çoğunluğun bir adaleti olabilir mi? çoğunluk haklı mıdır? çoğunluk zekayı ikna edecek bir sözleşme oluşturabildi mi? tek başına inandığın olmak yerine çoğunluk’a dahil olmak bir imkan mıdır? bilgi bir tek insanı çoğunluktan ayıran en kıymetli hazine olduğu varsayımı ile tek olmak güçsüz olmak mıdır? güzelliği hissetme yetimi çoğunluk elimden almıştı. onu yeniden ele geçirmem zamanımı aldı ve acılı oldu. ekmeksiz bir dünyada yaşayabilirdim, güzellik hissetme yetimin olmadığı dünyada asla. ölümü hissedememe ihtimaline tercih ederim. yaşamak bir bilimdir. beş duyunun kullanımasını öğrenmek, beş duyuyu ihtiyaç ile uyumlu bir şekilde kullanmak kendiliğinden imkansız olduğuna göre yaşamak bir bilimdir. bilimden evvel sezgi devrededir. çoğunluğu yeniyorum. Sessizlik ölümden başka birşey değildir. çoğunluk gebermiş bile olabilir.

sanat insan tekinin en büyük varlığıdır. beni mu’ya yakınlaştıran sanattır. boş zamanım olduğundan sanatı keşfettim. mu’yu görmeden önce tanıdığıma göre mu ile ilişkiyi kuran sanattır. yapılabilir en büyük hakaret sanatın inkarıdır. romantik insanların sayısı azaldı. insanlar gözlerini hayali tarihe diktiler. sosyalistler ise grek ve roma’yı yoksaydılar. hayali tarihçiler ve sosyalistler sanatın bir işe yaramadığını sandıklarından sanat kaybolmaya başladı. sezgi, destek bulmadı.

sorularımı içimden geçenleri kullanarak yanıtlamak yerine onları soracağım bir başkasının olmasını dilerdim. mu’ya soru sormak kuramsal olarak değil ilke olarak yanlış. mu’nun sorularımı olumsuzlaması durumunda mu’nın beni de olumsuzladığına ihtimal verebilirim. mu’nun beni yanlış anlamasını riske etmeyecek kadar akıl devrede mu ile ilişkide.

iyimserlik tek başıma iken bende bir haksızlık duygusu uyandırıyor. mu’nun iyimserliği beni normalleştiriyor. beni mu’nun iyimserliğine inandıran mu’nun çocuklarla olan aynılığı. mu çocukların yanında çocukların aynı.

esrik gülüşü, gerçek-üstücülüğü ve tüm anlamları yadsımasından oluşturduğu anlamı ile mu, sonsuza değebilir.

mu herşeyi anlıyor. imkansız olan hariç. ben kendimi kaybetmek istemiyorum. mu kendini bulmalı.

herşey yanlış. yağmur, viski ve mu hariç.

Reklamlar

Bir Yanıt to “ölçülülük imkânsızlık duygusuna karşılık gelir”

  1. DenizZ Meltem 08/04/2011 11:13 am #

    Çoğunluk kavramı, birin ikiye yükselmesiyle bile adâletini yitiriyorsa, çoğunluk gerçekten gebermiştir dediğiniz gibi.

    İyimserlik, tek başına haksızlık duygusu uyandırıyorsa, yalnızlığa bir kere, çoğunluğa defalarca aykırı demektir.

    Kavram kaosu içerisinden, cımbızlanmak zorunda olunan bir kavram olmalı ki, insan intihar edecek kadar boşluğa düşmesin.

    Kavram; güzellikse, geçicilikse, kalıcılığa da aykırıdır. Öyleyse, zaman kavramı, kaderin akışkan haliyse, moment ise, statik, dengeli insana da aykırıdır.
    Tutunulan bir güzellik, geçiciyse, insana değil ân’a tutunulmuş demektir.
    An vâr oldukça, geçici güzellik sizinledir. Ancak; boşluğa aykırı bir an gelirse, dolduracağı ilk yer, yine boşluk olacaktır.

    Değişim ve eylemsizlik, kader ile zamanın ortak aykırı noktalarıdır. Kader değişmez, zamanla eylem gösterir, Zaman değişir, kadersiz eylem göstermez.
    Tabiat; insanı %100 Zıt yönde hareket etmeye zorlar.
    İnsan; asla derken ve katiyen derken, olmaktan korktuklarıyla yüzleşmesi için değişime muhtaçtır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: