şehir..

23 Nis

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“kral olduğuna inanan bir deli, kral olduğuna inanan,

yâni ‘kral’lık göreviyle dolaysızca özdeşleşen

bir kraldan daha deli değildir.”

slavoj žižek

benim için, bomboş, yağmurlu bir şehir burası.

güneş, korna sesi, yoğun nem, alın’dan damlayan ter, köpek havlaması, bağıran iki adam, süpürge, ağlayan bir çocuk, toz, arabalar, çocuğunu hırpalayan anne, güneşi gizleyen bulut, söylenen yalanlar.. gürültü, birden kesiliyor: bıçak gibi. ve sessizlik.. yalnızca, çok uzaktan bir ses geliyor: tabanca sesini andırıyor. mutat aralıklarla işitiliyor ses ve boşlukta yankılanıyor. çok uzaklardan geliyor: burası, kesin. zaman’ın durduğu ânlardan birisi. insan, durduruyor zamanı. zamanı durduracak güç, insan’da. ve sonra: gürültü, âniden kesilmesi gibi, yine âniden başlıyor..

benim, keşfetmek uğruna, ömrümü harcayacağım; üzerine kafa yormanın, benim için, nefes almak kadar sıradan ve bir o kadar da zorunlu olduğu şeyler; onlar için, bir ayrıntı bile değil: onlara göre, bunlar, yok ve olsa bile n’olur?.. yabancıları’yım ya da sadece bir yabancı’yım ben; ve de, giderek yabancılaşıyorum. yanlarında durdukça, daha da çok uzaklaşıyorum onlardan. yazmalıyım ki, var olayım.. öyle yapıyor, yazıyorum.

bir kadın, elinde bir sopa ile, bağıra bağıra geliyor. kadın, esmer ve kötü giyimli. ne söylediği, katiyen anlaşılmıyor. arada bir, söylediği bazı kelimeler seçilebiliyor. tek hatırladığım ve en sık kullandığı: dava açmak. nasıl da tanıdık.. ‘dava imgesi’ni düşünüyorum son zamanlarda. kadın, tam karşıma geliyor. söylenmeye, bağırıp çağırmaya devam ediyor. birden sâkinleşip; bana dönüyor, kibarca: ‘pardon, sigara içiyor musunuz?’ diye soruyor. ‘hayır’ diyorum, ‘kullanmıyorum’. tekrar, arkasını dönüyor kadın ve yine, bağıra bağıra konuşmaya başlıyor. kadın, hepimiz’in, her ân, iç’inden yaptığını yapıyor. aslında bağırırken, küfrederken, tiksinirken, boğazlamak isterken; gülümsemek, iltifat etmek, el sıkmak vesaire. deli olan, bu kadın mı şimdi?.. var olan, kim?..

*

benjamin, “mutlu olmak demek, ürküntü duymadan kendinin farkına varabilmektir.” cümlesini kurdu.

mutlu olmak için, rol’ü benimsemek gerekiyor: tüm kötülüklerin, çarpıklıkların, kendi’nin, farkında olmana rağmen, rol yapmak.. yaptığın tüm hesapları unutmak, şu âna kadar yapmayı düşünmediğin hesapları ise yapmaya başlamak, maddiyatçı olmak, pragmatik olmak, bol kahkaha atmak, temas kurmak, sık kavga etmek, soru sormamak, tekrarlardan sıkılmamak ve saire.

*

gerçekleşmeyen bir yer, bir hayâl, bir ütopya belki, burası. diyorum ya: benim için, bomboş, yağmurlu bir şehir burası. yağmur’unun bile, bir ağırlığı var üzerimde: taşımam gerektiğine inanıyor, fakat taşıyamıyorum.

eski bir alışkanlık, sadece: bu şehir, benim için, eski ve kötü bir alışkanlık..

cenkozkomur@gmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: