hakikatin rengi yeşildir

13 May

 -Rüşdü Paşa-

the first day of the rest of your life

washington,d.c. yukarı taraftadır, washington,d.c., işi olan insanların yaşadığı yeşil kasabadır. cevaplandırılması imkânsız soru: washington,d.c. nereden çıktı?  kaybedilen kadınla tanışmak mümkündür, bir kez kaybediliyor, otuz sene geçiyor, tanışılıyor.  saçma olan cümle şu: gerçeklere uygun yaşamak gerek.  hayatın geri kalan bölümünü başlatmak mümkün mü? tabii. ne zaman ve nerede? şimdi ve washington, d.c.’de. washington,d.c.başlatıcıların yaşadığı dışa açık kasabadır. bir de baudrillard başlatıcıdır. baudrillard, ölmedi.

iktidar bir hakikat üretim makinasıdır.

gelecek belirsizliği takıntısından kurtulmak gerek, hakikatin rengi yeşildir. şudur: gören, geçer. belirsizlik devredilmesi gerekli birşey, hakikat şeklini değiştirerek tekrarlanması gerekli şey oluyor. tekrar ezber yapılmadan yapılmalı.

kayıtsızlık, cool, kendinde olmaktır. karşındaki ne derse desin sen hakikati söyle.

orgy sonrası yapılacak şey açıktır. ihtiyaç karşılandığı zaman dûnya küçülür, karşılanmadığında dûnya büyür.

ricci, rüya görmek ile rüya sahibi olmak arasındaki fark arasında bir cümle kurdu. amerikanca ve türkçe.  fark üzerinde değil, fark arasında’dır doğrusu.

iktidar, kölelerin selâmlaşmasını ister. selâmlaşmanın oluşturduğu barış, iktidar için free rider olur. kadınlar, çakma çanta ile mutlu olan genç kadınlar. bir çırpıda ve herhangi tereddüt göstermeksizin karşıdaki sofaya kendini atan çakma çantalı kadın. sere serpe ve sade.sofanın kumaşı  beyaz kumaş, çok beyaz.  İktidarın kadınlar aracılığı ile gerçekleştirdiği ihlâller üzerinde bir karalamanın olmadığı bir dil ile sorgulama yapmak mümkün mü?

kadın affedici değildir. kadın, yalnızca kendine düşman olanları affeder, affediyor.  kadın, kendini sevenleri affetmez, affetmiyor.  somut örnek isteyenler oluyor. somut örnek, patates’tir.

ricci ile aynı küçük alanda oturuyoruz, gazete alırken, köpeğini gezdirirken  karşılaştığımız oluyor, üzerinde stone renginde chino ve mavi gömlek oluyor, işler nasıl diyorum, anlıyor, bir iki saniye konuşamıyor, what’s up, bir karşılık olarak, yukarıda demek olsun, az kaldı, diyor, kısa cümle kurmayı seviyor, çok kısa, amerikanca kesin ve açık cümlelerle konuşulur, hakikat kısa cümle ile açıklanır, tanı, öyle bir şey olur, tanı.

dün öğlenden sonra, ricci ile oturduk, baudrillard, dip masadaydı, yaşıyor, konuşmalarımızı duyduğunu fark ettim, yavaş yavaş bize yaklaştı, çakma çanta ile mutlu olan genç  kadının kendini bir çırpıda ve tereddütsüz bir şekilde üzerine attığı sofanın renginde bir ceket vardı üzerinde, baudrillard, hayatın sırrını açıkladı, şuymuş, gözler kapalı iken kaç yüz tanınabilirmiş, gözler kapalı iken kimden birşey kabul edilirmiş, sonra, gözler kapalı iken yürüyüp yürümediğimizi , gözümüz kapalı iken sevip sevmediğimizi, ve karanlıkta düşüncelerin kıvrımlarına dokunduğumuzu hissedip hissetmediğimizi sordu.

zank, kaldım. ricci, washington,d.c.’ye giden uçağa girmek için masadan kalktı.  baudrillard, hâlâ karşımda duruyor, susuyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: