Türk modernleşmesi diye bir şey hiç olmadı..

7 Haz

-Durmuş HOCAOĞLU-

Türk modern­leşmesi diye bir şey haddi zâtında hiç olmadı. Bu sebebe binâen Türk mo­dernleşmesi üzerine konuşmak, olma­yan birşey üzerine konuşmaktır. Biz­deki modernleşme, bir “modernleşme kopyası”dır, bir “sanki-modernleşme”dir, daha açıkçası, bir “lümpen modernleşme”dir. Benim ülkemde, mo­dernleşmeden bahseden insanların ezici çoğunluğunun modernleşme teorilerinden ve modernitenin ne oldu­ğundan habersiz olduğunu görmekte­yim, maalesef.

Moderniteden bahse­den bir insanın Batı Ortaçağı’nı, Rö­nesans’ı, Rönesans’tan çıkışı, 1600 ilâ 1625 arasındaki – sonradan verilen ad ile – “İsimsiz Çağ”ı (Non-named Age), büyük beyinlerin gelişini, bilgi­nin kudrete tahvili – “Scientia Potesta Est”- ve bu vâsıta ile tabiata hükmet­me fikrini yaratan Francis Bacon’ı ve René Descartes’ı, bu arada modernite­nin nasıl temellendirildiğini Bacon ve Descartes’in felsefelerinin de­rinliklerine kadar kendi metinlerine inerek okumaları – ama modern bir nazar­la okumaları – gerekir.

Sonra Aydın­lanma ve Siyasî Devrimler çağı var, Endüstri Devrimi var; bunlara vâkıf olmadan insanların laiklik ve modern­leşme üzerine nasıl konuşabildiklerini hayretle karşılıyorum. Bu meselenin köklerine kadar inip kavrayan Müm­taz Turhan’ın, Sabri Faik Ülgener’in sesini kim işitti? Bu, “modernleşme” değil, “Batılılaşma”; modernleşme­si lümpen olunca, tabiî, Batılılaşma­sı da lümpen oluyor: “Lümpen Batı­lılaşma”. Nasıl bir modernleşmedir ki bu, 250 senedir – bu kadar tarihi var, çünkü, kökleri Lâle Devri’ne kadar gi­der – hâlâ sınâîleşemedik ve hâlâ teknoloji ürete­miyoruz; üretemiyoruz, çünkü düşün­medik.

İmdi, zihinde olmayan fiilde yoktur; tıpkı Gazzâlî’nin, “imkânda olmayan oluşta olmaz” prensibi gibi, zihinde olmayan da fiilde olmaz. İmdi bunları anlamayan insanlar “piyasa”da, “ben aydınım” diye konuşuyorlar ve böylece de, “aydın” kelimesini de “kelime kirlenmesi”ne mâruz bırakı­yorlar. “Aydın”, onun için kirli bir ke­limedir, ben, şahsen, bu sebeple, daha az kirlenmiş ve Ülgener’in de belirttiği gibi, daha felsefî olan “entellektüel”i tercih ediyorum.

Kaynak: 2023-İkibinyirmiüç., ISSN 1303-0434., Sayı: 101., 15 Eylül 2009., Ankara., s.28-41

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: