Sevgi’yi yazmak da sevmek kadar zor olsa gerek

9 Haz

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“Âşık olmak, bir dikkat olgusudur.”

José Ortega Y. Gasset

Çok basit olduğunu düşündüren şeyler, basitliğini varsaydığımız ölçüde, zordur da aslında. Herkesin bildiği, bildiğini sandığı, üzerine az çok akıl yürüttüğü ya da ruhunun en derininde hissettiği şeylerdir bunlar. Korku gibi, sevgi gibi, aşk gibi…

İspanyol yazar José Ortega Y. Gasset, “Sevgi Üstüne” kitabında, herkesin bildiğini düşündüğü kavramlardan birini masaya yatırıyor. Gasset’in sevgi üzerine yaklaşımından söz etmeden evvel, Türkçe ve Batı dilleri arasındaki sevgi ve aşk kavram karmaşasından bahsetmeliyim. Bunu yapmaktaki asıl maksadım: bu karmaşaya bir çözüm getirme iddiası değil; yalnızca, işaret etmek. Zira, bu iki kelimenin Türkçede yarattığı farklı algılar ve bu karışıklık, farklı lisanlar arasındakinden pek de az değil.

Bu noktadan hareketle, evvelâ, sevgi ve aşk sözcüklerinden anladıklarımı aktarmalıyım. Türkiye’deki mevcut kültür içerisinde, âşık olmak, bir nevi “kaybolma” eylemiyle açıklanır. Âşık olmak, yitik bir durum’un ifadesidir. Bütün ümitleri terk etmektir aşk ve pek de seçim şansı tanımaz âşık olana. Aşk’a ihtiyaç olmaz; aşk vardır, tam da oradadır, bilirsin; yahut yoktur aşk, hiçbir yerdedir. İhtiyaç; şefkate, şehvete, sığınmaya olur. Aşk, –sevgi’ye nazaran- “ulvî” bir kavrama işaret etmektedir.

TDK, “sevgi” sözcüğü için “İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” diyor. Sevgide adanmışlık yoktur, kaybolmazsın; sevgi, tutkunun esiridir, yahut çoğunlukla olur; çoğu zaman da günlük ve hattâ anlıktır.

*

Bu kavramsal ayrımların Gasset’teki tezahürü, yâni yazarın aşk ve sevgi kıyaslaması ise, daha farklı. Gasset, sevgi ve aşk ayrımı gibi keskin bir ayrım yapma gereği duymuyor; bunun yerine, “sevgi” ve “âşık olmak” kavramlarından söz ediyor. Gasset’in sevgi kavramı, yukarıda bahsedilen aşk kavramıyla daha çok irtibatlı. Keskin ayrımlar olmamasının yanında, Gasset, bu kavramları kimi zaman birbirinin yerine kullanıyor gibi bir intiba da yaratıyor.

Sevmeyi, sevgiyi, aynı zamanda ilâhî bir hisle de bağdaştıran Gasset; “Sevdiğiniz Tanrı’ya, bedeninizin uzantısı olan bacaklarınızla yürüyerek ulaşamazsınız; gene de O’nu sevmek, O’na doğru gitmek demektir. Sevdiğimizde, içimizdeki dinginliği ve sürekliliği terk ederek gerçekten o nesneye doğru göç ederiz. Sürekli bir göç durumu içinde olmak, sevgi içinde olmak demektir” diyor.

Âşık olmak ile sevgi ayrımı, yukarıda da zikredildiği gibi, Türkiye’deki kültürde, algılanandan daha farklı. (Bu konuda, Türkiye’de, bir popüler kültür algısı olduğunu söylemek bile iltifat sayılabilir. Ortada genel ve hissedilir bir kanı, bir algı olduğunu görmek, sevindirici olurdu.) Tasavvuf edebiyatında da aynı şekilde, Allah sevgisinin, Allah’a bağlılığın yüceliği, onu bir aşk yapar. (Yunus’un Allah aşkı, gibi.) Ve aynı kültürde, bu sebepten ötürü, âşıklar vardır. Gasset ise, bunu sadece âşık olmak ile sevgi kavramını ayırarak ortaya koyuyor. Hâlbuki, iş sevgisi, araba sevgisi vs. gibi diğer kullanımlar, Türkçede, bittabii yüce bir duyguya işaret etmez.

*

Eserinde, Stendhal’deki sevgi kavramını da inceleyen yazar, Fransız yazarın iyi bir kuramcı olmadığını belirtiyor; Stendhal’in kafası karışıktır, ona göre. Yazarın, kuram oluştururken bile bir öykü anlattığını söylüyor Gasset ve fakat, aynı zamanda, onun bu maharetini överek, hakkını veriyor: “Bence Stendhal gelmiş geçmiş öykücülerin en iyisidir” diyor.

Gasset’e göre, Stendhal’in anlattığı sevgi ise, “sevgi’yi sevmek” anlamına geliyor ve yazar, bunu şöyle ifade ediyor: “Sevilen şey, sözcüğün tam anlamıyla, uydurma bir nedenden başka bir şey değildir onlar için.” Abel Bonnard, “Stendhal’in Aşk Dolu Yaşamı” kitabında şunu yazıyor: “Kadınlardan tüm beklediği, kendi yanılsamalarını doğrulamalarıdır.” Gasset, Bonnard’ın bu ifadesini de –belli ki- referans alıyor. Ancak, Gasset’in bunu nasıl bilebildiğini, bir insan hakkında yargıda bulunmanın bu kadar kolay olup olamayacağını bilmek, pek mümkün görünmüyor. Buna rağmen, Gasset, Stendhal’in gerçekten sevmemiş, bundan öte, gerçekten sevilmemiş bir insan olduğunu, yaşamının yalancı aşk ilişkileriyle dolu olduğunu belirtiyor: “Stendhal, -kendi deneyimlerinden edindiği gerçeklerin sonucu olarak- sevginin ‘yaratıldığı’na, üstelik sona erdiğine inanır. Her iki inanç da, yalancı sevginin belirleyici özellikleridir.”

Aşktaki kendinden geçme durumunu, kendinin dışına çıkmak (ex-statis) olarak ifade ediyor Gasset. Yazar, konuyu, Fransız şair Baudelaire’den bir örnek vererek vurguluyor ve “Anywhere out of the world” ifadesinin üzerinde duruyor; yâni, “Neresi olursa, yeter ki dünyanın dışında olsun…” diyerek, kendinden geçme eylemini vurgulamakta olduğunu belirtiyor şairin. Gasset’in verdiği örnek hâricinde, bir ilâve olarak, “kendinden geçme” durumunu daha netleştirmek için, örnek olarak Baudelaire’in “Sarhoş olun” başlıklı şiirini gösterebiliriz: “Ama neyle? … Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun…”

*

Gasset, sevgiden bahsederken, “gözbebeği de kendini göremez” diyerek; sevgi ve sevme durumundaki bilinçsizlik hâlinden söz ediyor. Bu, Adorno’nun mutluluk tanımıyla da yakından ilgilidir, denebilir. Adorno, şöyle diyordu mutluluk için: “Hakikat için geçerli olan mutluluk için de geçerlidir. Kişi ona sahip olmaz, onun içinde olur.” Benzer şekilde, sevgiyi yaşamış olanların, sevgi üzerine en az düşünebilecek olanlar olduğuna da dikkat çekiyor İspanyol yazar.

*

Gasset’in kitabında kadınlarla ilgili tespitler de ilgi çekiyor. “Kadın, özünden yaşar, bu nedenle de kendisi için yaşar. Kadın, kamuya, yalnızca alışılmış, kişiliksiz bir maske sunar, ama bu maske çeşitli havalara bürünebilir; kadın, her şeyin modasını izler, basmakalıp şeylerden ve benimsenmiş fikirlerden zevk alır” diye yazan İspanyol yazar, “Kadın, tiyatroya gider; erkekse tiyatroyu içinde taşır ve kendi yaşamının emprezaryoluğunu yapar” diyor.

*

Sevgi nedir, nerede ortaya çıkar, niçin sevilir, gibi sorulara yanıt bulmak, elbette mümkün görünmüyor. Anlaşılması gereken noktalardan biri olarak, Gasset, sevmenin bir nedeni olduğunu belirtiyor. Sevmenin ve inanmanın: “Kimse nedensiz sevmez; seven herkes, baştan sona, sevgisinin haklı bir nedeni olduğuna kuvvetle inanır. Dahası, sevmek, aslında sevilenin, kendi içinde sevilesi olduğuna ‘inanmak’ bunu hissetmek demektir.”

Peki, bu nedenin ne olduğu üzerine bir açıklama getirebilmek, ne derece mümkün ve ne kadar tutarlı olabilir? Bu soru, muallâkta kalmak zorunda gibi duruyor. Zira, işin içerisinde bir de “arzu” kavramı bulunuyor. Arzumuzun da, arzulanan nesneye doğru gitmediğini söyleyen Gasset, -belki de- bu konudaki tutarsızlığın altını çizmek istiyor: “Kuşkusuz, arzular sevgiden doğar, ama sevginin kendisi arzu değildir. Vatanımız için iyi bir gelecek arzularız; ama o vatanda yaşamayı arzulamamamız onu sevmemizdendir. Sevgimiz, bu arzudan önce de vardır; bitkinin tohumdan fışkırması gibi, arzular da sevgiden doğar.”

*

Sonuç olarak, baştan beri işaret edilen ve bazıları yazar tarafından da vurgulanan çelişkilere bir açıklama getirebilecek şu cümle, önem taşıyor: “İnsan, sevgi denen görüngüyü, ta içinden açık seçik görmek isterse, her şeyden önce, sevginin, hemen herkesin ulaşabileceği, içinde yaşadığımız toplum, ırk, ulus ve dönem söz konusu olmadan her dakika her yerde olan evrensel bir duygu olduğu yolundaki yaygın fikirden kendisini kurtarmak zorundadır.” Gasset’in yaptığı bu öznellik vurgusundan mülhem olarak da, tekrar başa dönerek söyleyebiliriz ki: korku, aşk ve sevgi gibi kavramlar, haklarında en çok bilgiye sahip olduğumuzu sandığımız; aslında bildiklerimizin yalnızca öznel –ve ekseriyetle yanıltıcı- bilgiler olduğu; yahut en kestirmeden, aslında haklarında hiçbir şey bilmediğimiz kavramlardır.

-José Ortega Gasset

Sevgi Üstüne

YKY, 2005

-Charles Baudelaire

Paris Sıkıntısı

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2006

-Theodor W. Adorno

Minima Moralia

Metis Yayınları, 2005

Bu  yazı, Ayraç dergisinin Ekim 2009 sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: