Cinsellik ve Kadın Bedeni

18 Haz

 

-Estela V. Welldon-

Üreme için kullanılan organlar, aynı zamanda, cinsel haz dinamiğini de harekete geçirir. Pek çok birey için kesindir. Ne var ki kimi insanlar, cinsel gerilimin atılması ve bunun üreme organları üzerindeki etkileri arasındaki gerçek ya da simgesel bağlantıyı bedeninin zihinsel temsili içine yerleştirmez. Üstelik bazı insanlar, bu ikisi arasındaki ilişkiden tamamen habersizdir. Karşı cinsten biriyle yakınlık kurarak cinsel organlar aracılığıyla dış dünyayla etkileşime girmenin insanın iç yaşamını nasıl zenginleştirebileceğini algılayamazlar.

Orgazm, eşlerin duygusal ve fiziksel açıdan birleşmesi için paha biçilmez bir araçtır. Karşılıklı güvenin egemen olduğu, başka bir şeyle karşılaştırılamayacak bir fiziksel yakınlık yaratmakla kalmaz, aynı zamanda cinslerin farklılaşmasının birbirini tamamladığı gerçeği gerçekten kabul edilmiş ve onaylanmış olur.

Böylece aşk bizi birleştirdi

Ve birleştirerek bütünleştirdi.

Böylesi bir ilişkide, ötekinin bilinmezliğine ve gizemlerine ilişkin pek çok fanteziyi ve mucizeyi aydınlığa kavuşturacak pek çok içsel olay vardır. İlişki iyi gittiği zaman, her iki taraf için de inanılması güç bir gönenç yaratır bunlar.

Bu konulardaki bilgi toplumsal-cinsel kimliğin erken devrelerdeki gelişimi için çok önemlidir. Kimi insanlar için, apaçıktır bu; ilişki duygusal anlamda ilerledikçe, yalnıza birbirinin bedenini değil, bedenlerindeki üreme işlevlerini de düşünürler. İşte o zaman, her ikisini de yansıtan duygusal ve fiziksel özellikleri taşıyacak ve onları birbirlerine daha da yaklaştıracaklarını umdukları yeni bir insan yaratma hakkında fantezi kurmaya başlarlar. Bibring ve arkadaşları “cinsel eşle yoğun bir nesne ilişkisi hamile kalma olayına yol açar ve hamile kalma olayıyla, aşk nesnesinin bu anlamlı simgesi benliğin parçası haline gelir” demiştir.

Ancak pek çok başka insan, bu isteği/umudu/düşü paylaşmaz. Sevgiyi umursamadan, bedenini patlayıcı ve içgüdüsel bir biçimde cinsel gereksinimlerinin hızla doyurulması için kullanır. Sapkın erkek birey eylemlerde –üreme organlarının kullanılmasını saymazsak- üreme organlarının olumlu zihinsel ve simgesel temsillerinden yararlanmaz; bu ekstra boyut onun erişiminde değildir.

Ama bir kadın için durum farklıdır.  Kadın, bir üreme organının varolduğunu toplumsal-cinsel kimliğinin çekirdeğinden, dişiliğinin en ilkel köklerinden bilir. Üreme organı, cinsel birleşme durumunda kadının bedenini geçici de olsa temelden değiştirecek ve aynı zamanda tüm yaşamını derinden etkileyecek bir hamilelik ortaya çıkarabilir. Başlangıç olarak, Bibring ve arkadaşlarının daha önce belirttiği gibi, “yabancı beden”, benliğin libidinal yoğunlaşmasından ve hamileliğin erken devresinde artan, ama fetüsün rahimde hareket etmeye başlamasıyla duran, narsisizmden sorumlu olacaktır; hareketli fetüs, benlik içindeki ayrı bir nesne olarak yaşantılanır ve bu farkındalık, hamile kadının narsisist sürecini kesintiye uğratır. Lester ve Notman’a göre, “bu hareketlilik, bebekle ilk bağlantıyı başlatır ve annede, anneliğe yani bebeği besleme ve ona bakam dürtüsünün uyanışına işaret eder.”

“Çocuk her zaman bedenin parçası olarak kalacaktır; ve aynı zamanda dış dünyanın ve cinsel eşin parçası olan bir nesne olarak kalmak zorunda olacaktır.” (Bibring ve arkadaşları)

Hamilelik, olgunlaşma sürecinde bir gelişme devresi olarak görülüyor ve büyümenin temel bir parçası olarak kabul ediliyorsa bu kavramlar geçerlidir. Ancak, D. Pines’in dikkat çektiği gibi, özellikle ilk hamileliği göz önünde bulundururken, patolojik sonuçların da farkında olmamız gerekir. Ne de olsa bedendeki bu değişiklikler ve benliğin zihinsel temsilleri, nesne ve nesne ilişkileri, hamile kadının kendine ilişkin görüşünü sonsuza dek değiştirecektir. “Ergenlik çağına geldikten sonra, bir daha çocuk olamazsınız ve anne olduktan sonra yeniden tek bir birim olamazsınız.” (Bibring ve arkadaşları)

Sevişme edimi, kadın için erkeğinkinden farklı bir boyut kazanır; çünkü kadın, aynı organı hem cinsel zevk hem de üreme için kullandığının çok daha farkındadır erkeğe oranla. Bir erkekle bir kadın seviştiği zaman ortaya çıkan anlatılmaz zenginlik, bir kadına özelikle dokunaklı gelebilir. Yalnızca hastalarım değil, başka kadınlar da bana en mutlu cinsel birleşmelerde hamile kaldığından emin olduğunu anlattı. Bedenler ve duygular arasındaki iletişimin eksiksiz olduğu bu birleşmenin uygun ve doğal tek sonucunun bir bebek olacağına dair içlerine doğan ani düşünceyi, doğumun zamanı da doğrulamıştır. Bu, derin bir kadın içgüdüsüdür, çünkü kısır kadınlar bile, eğer hamile kalabilecek olsalar, mükemmel bir cinsel birleşmenin doruk noktası olan özel bir anda hamile kalacaklarından emin olduklarını söylerler. Kadının bedeniyle ve bedeninin zihinsel temsilleriyle ilgili farkındalığı böyledir; ya da böyle olabilir.

Bu farkındalık, gerçeklik ilkesini daha biyolojik ve fizyolojik biçimde öğretir kadınlara; erkeklerse bu bağlamda haz ilkesine daha yatkındır. Kadının dürtüsü nesne aramadır; sonuç olarak kimi kadınlar, erkeklere yabancı olan belli sapkın tasarımlara yönelir. Kimi kadınlar hamile kalır, çünkü bir erkeğin yanında kendini güvenceye almanın tek yolunun bu olduğuna inanır; oysa erkek bu sürecin parçası olmak istemediğini söylemiş bile olabilir. Bazı kadınlardaysa hamile kalma isteği derinden aşağılandığı için nefret etmeyi öğrendiği bir erkekten intikam alma arzusundan kaynaklanır.

Eski hastalarımdan biri olan 31 yaşında bir kadın, cinsel duygusuzluk ve cinsellik hakkında tiksinti duygularıyla bağlantılı şiddetli bir çöküntü yaşadığı için profesyonel yardım almak istemişti. Ayrıca, bir yaşında ölen kızı hakkında karşı konmaz, ürkütücü fantezileri vardı. Tüm bu belirtiler, kızına hamile kaldıktan sonra başlamıştı. Bana gelmeden üç yıl önce zeki ve anlayışlı bir erkeğe aşık olmuş ve onunla ilişkiye girmişti. Başlangıçta aşırı nazik olan adam, daha sonra sadist davranışlar göstermeye ve kadını dövmeye başlamıştı. Kadın kendini açık bir biçimde savunamıyor, kendi içinde gizli monologlar kuruyordu savunmak yerine; ve bunlar cinsel birleşmenin habercisi oluyor, ona acı bir rahatlık veriyordu.

Eğer ondan hamile kalırsam, denetimin kimde olduğunu öğrenmek ve bana saygı göstermek zorunda kalır; çünkü o zaman onun çocuğunu taşıyor olurum. Ondan nefret ediyorum, ama bunu göstermek istemiyorum. Onu gerçekten, derinden incitmek istiyorum ve hamile kalmanın bunun için en iyi yol olduğunu biliyorum, çünkü o zaman benden kurtulamaz.

Anne: Melek mi, Yosma mı? Ayrıntı Yayınları, 1. Basım 2001, S.33-36

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: