onlara vakit tanı

17 Ağu

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“aşkta adaletin sırrı, aşkın da dilsizce söylediği gibi,

her türlü hakkın iptal edilmesidir.”

theodor adorno

saçmasapan biralar, anadillerini konuşmayan sevimli kızlar, başka dilleri konuşurken sevimlileşen lüzumsuz kızlar, başka dil konuşmayarak ideal’i bozmayan kadınlar, erotik kadınlar, mütemadiyen bana dönen, yüzüme bakmayan, ona baktığımı bilen, izlendiğinin farkında olan gerçek kadınlar, anadilinde yalan söylemekle başka dilde yalan söylemenin farkını bilenler, nasyonalite fark etmiyor, çok dilli yalan makineleri, kadın kadındır, yalan da yalandır, öyle midir, güzel dudaklar, kaçırılan gözler, küt saç, beni heyecanlandıran güzel, yürümeyen süzülen güzel, bir fransız’la 20. yüzyıl fransasını konuşma çabası, milliyet çok geride bir şey, keman sesi, tchaikovsky, bir sanat eseri olan kadın, yüzündeki her ayrıntı kalemle çizilmiş, hünerli bir el tarafından çizilmiş kadın, bana hüner kelimesini kullandıran kadın, yeni kelime üretmeli, duruş’u olan, duruş sahibi olmanın her şey olduğunu bilen kadın, üslûp, style is character, diyor baudelaire.

adorno: “aşağılanan, onuru kırılan kişide, bütün bedeni yakıcı bir ağrıyla ışımış bir insanınki kadar şiddetli bir iç aydınlanma olur.”

nezaket gerçekle uyuşmaz çoğu zaman, cesaretle de ilgili olmalı, kabahati üzerine almak nezaketten de olur korkaklıktan da, bilmiyoruz, artan bir güzellik, sürekli yükselen bir zirve, aşkın körlüğü, körlüğün yarattığı aydınlanma, bir karşılık bulma umuduyla âşık olma, insanı kendisi aşağılar, asla başkası değil, insan kendisini aşağılar, asla başkasını değil, namus kendine dönük kavram, kişiye zamana koşula göre değişmeyen kavram kendine dönüktür.
adorno: “..haksızlık edilmiştir ona; böylece bir tazminat hakkının doğduğunu düşünecek ama bu tazminatı geri çevirme zorunluluğunu da duyacaktır, çünkü arzuladığı şeyi ancak özgür bir insan verebilir ona, verip vermemekte serbest olan bir insan… işte reddedilmiş kişiyi insanlaştıran da bu sancılı iç hesaplaşmadır.”

ağlayan, yüzünü omzuma gömen, içini çeke çeke ağlayan kız, hikâyesine üzülmüyorum, kendisine de, böyle bir hikâyenin var olabilmesi ihtimali, yeterli, yalan’ın gerçekliği can yakıcı, adamlar, kavga eden adamlar, birbirlerine kim olduklarını sorarak yumruk sallayan adamlar, var olmayan adamlar, tecavüz mağduru iktidar kurbanı adamlar, her adam, ve ben, ve o kadın, etrafında dönen kavgadan değil çıkan gürültüden söz eden kadın, beni kahveciden kahveciye sürükleyen kadın, her şey kültürel diyorum, inanmıyorsunuz, söylediklerime genelde inanmıyorsunuz, anlamış gibi yapıyorsunuz, biliyorum, anlamamak iktidar kaybı, dediklerimi yapmayın, n’olur yapmayın, iktidar kavgasından kaçıyorum, kaçarım, geleceğe dair umut diyorlar, lâf değil, canı hiçbir şey yapmak istemediğinde hiçbir şey yapmayarak mutlu olan var mı, başarı dedikleriniz sıradanlık sadece, standartlara uymalı, mı, kalıplar ve saire, bana dünya hiçbir zaman hiçbir şey yapamayacağımız bir yer olarak görünüyor bazen, bazen olmayabilir, yorgunum, konuşmak istiyorsun, anlıyorum ama yorgunum, arkama yaslanmak istiyorum, beklemek, bunu türkçe söylememdeki çelişkinin de farkındayım ama ben türkçe bilmiyorum, susmalıyım yani, sen de susmalısın, yine de dur diyorum, niye bilmiyorum ama dur, onlara vakit tanı, insanlara.

adorno: “aşkını yitiren adam böylece aslında kendisini herkesin reddettiğini kavrar.”

 

Bir Yanıt to “onlara vakit tanı”

  1. DenizZ Meltem 17/08/2011 7:48 pm #

    Bir androit’in günlüğünden alıntı gibi olmuş bu yazı, biraz da R.P kıvamında.
    “insanı kendisi aşağılar, asla başkası değil, insan kendisini aşağılar, asla başkasını değil”
    Karşımızda gördüğümüz özelliği tanımlayabilmemiz için bizim de benzer özellikler taşımamız gerekmez mi? Aşağılamak davranışı ayna misali desek, aşağılanmak ise; karşı koyamayacak kadar güçsüzlükten veya psikotik bozukluktan desek olabilir mi?
    “ağlayan, yüzünü omzuma gömen, içini çeke çeke ağlayan kız, hikâyesine üzülmüyorum, kendisine de”
    En az hikaye, gözyaşları, yüz ifadesi, içi çekilen beden kadar maddeleşmiş bence dayanılan omuz… Bu yüzden parça bütün ilişkisi gibi duruyor burdan bakınca bana, ne kadar sahtecilik o kadar sahtelik gibi. Yazar da zaten ortamda toz zerrecikleri kadar göze görünebilen konu ve durumları cımbızlamayacak mı zaten? Bir robotik haller, no aşk, her şey kafes dışında, yalnızlık tabusu, yıkılmaz feci besin kaynağınız yani.
    İçinde biraz aşk olsa arabesk diyecek okur, o yüzden bu mesafe korunmalı değil mi?
    Gerçi yatak odası hikayelerinden iyidir, tebrik ediyorum CONGRATULATIONS🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: