tezer özlü bizim kadın üzüntü kültürlü

29 Ağu

-Rüşdü Paşa-

             ‘erkeğin erkek hasletleri, erkek kusurları vardır.

kadının da aynı.

hem erkek, hem kadın meziyetli kadınlar, dünyada bulunmaz kadınlardır.

bazı erkeklerde kadın  hataları olan dedikodu,

her şeye burnunu sokma, gözetleme, yani elinin hamuru ile erkek işine karışmak meselesi’.

            sait faik

tezer özlü: “şunu unutma. birçok kadının son anı, organının içinde değil, dışındadır. erkek sonsuza dek kadının içinde gidip gelsin. böylelikle ancak erkeklik gücünün güzel imgesini uyandırabilir kadında, ama o özlenen, kısa, ölümcül, güzel anı yaratamaz. kadın erkek ilişkisindeki en acı yön de belki bu. kadın, organının üzerinde son ana yaklaşmalı ki, seninkiyle birlikte o ana erişsin”.

başak, arkadaş olur. arkadaşlarla seks yapılmıyor. seks bir hiyerarşik varsayım, tutuyor.

onunla, tezer özlü, yürüyorum, tanrım, yağmur başladı, ne güzel, yağmurun kendisi, yağmurun sesi, yağmur bir hareket, tezer özlü, romalıların kurduğu ilk kent, colchester, giriş yazısı, öyle yazar, büyük bir ormanın bittiği yer, suyun bir yakınında antika kasaba, ingilizler bira içiyor, yağmurdan kaçanların geride bıraktıkları ahşap banka onunla aynı anda oturuyorum, yağmur damlalar halinde değil kesintisiz, içerden iki büyük birayı koşarak getiriyorum, tezer özlü kıvrak, hareket içeren her kelime türkçe oluyor, karşılıklı, arkadaşlık tanım olarak kendini ikame ettiğin oluyor, ben öyle tanımlıyorum, tezer özlü mükemmel kadın, her mükemmel kadının tek kusuru mükemmelliyetçiliğidir, tezer özlü dokuz eylül doğumlu, başak, bütün dünyanın yükünü çekiyor görünüyor, gergin, sert kabuklarını açmasını beklemek sabır oluyor, yerinde duramıyor, sabahattin ali’nin kürk mantolu madonna’sında ve içimizdeki şeytan’ında, iki roman, kız ile erkek anında birleşirler, ilk anda, hemen, hızlı, kutsal ve derin, iki romanının da sonunda ayrılık var, bir türlü olmaz, ilişki kipi son-suz oluyor, bir son yok, sonsuzluk zamansızlık olarak içmek için bir fırsat yaratıyor, kesinlikle çok içiyorum, tezer özlü aynı grafik üzerinde, bira içerken bir kanun vardır iki şartlı, hızlanarak içilir, grafik pozitif eğimlidir, ilk şart bu oluyor, iki, mutlaka artan hızda içiliyor, second derivative sıfırdab büyük, artan eğrinin yükselen bölümündeyiz, kanun var, devrede, çalışıyor, konuşuyoruz, açmaya emin olduğunda her insan açık, çıplak, akıl tam devre dışı, o’nun hisleri benim öykülerimdir, yalnızlık, yarı dinsizlik, paylaşılmayan mutluluk, bunlar var, makro iktisat olayının son dersini almaya geldim, gördüğüm, girişin olmayışıdır, giriş yok, işte tezer özlü girişsiz, hayat iki setlik bir filmdir, kaldırımlar ve oteller, her birşey, tek ve tek, kaldırımlar ve oteller ile modellendirilebilir, tezer özlü gerçek bir göçebe, türk, göçebelik bir onüçüncü yüzyıl arayışıdır, ne iyi bir otel var ne de doğru bir kaldırım, geçiyoruz, geçici, şimdilik, tezer özlü ve yağmur  ve viski, viskiyi biraların arasına ben sıkıştırıyorum, bir pint bira bittiği anda viski ile dinleniyoruz, ikinci türev artı kipi ile, hızlı konuşuyorum, çarptığım her kağıt duvardan sonra tezer özlü karşımda, şaşırmıyorum, söylediğim her sözü tezer özlü için söylüyorum, tezer özlü her kelimeyi benim için kullanıyor, kelimeler karşısında geçici muhalefet bir onaylama arayışıdır, zaman zaman oluyor, bir ihtimal iki deliyiz, korkudan öldürülmeyi beklemektense kendimi adam gibi asmayı tercih ederim, gerçekten yaparım bunu, ben iktisat biliminden birşey öğrendim, kısa devre zarf eğrilerinden uzun dönem eğrisine geçilir, birkaç dakika idare ettin mi tamam olur, onun söyleyeceklerini söyleyerek dinlendiriyorum onu, çocuktum, bana oyuncak almadılar, londra’ya gelene kadar hiç konuşmadım, tek kelime yok, londra’da olmak dünya’da olmak, ana dilinde sessiz, birşey vardır herhalde diye düşünüyor, bekliyordum, adalet, kendiliğindenlik ve saire, bekledim, konuşmadım, insan sözdür, londra benim için büyük bir boşluk, londra’da düştüm, sessizliğimi londra’da yitirdim, beni ilk ağlatan londra’da bir yağmur oldu, yaşlanıyor gibi oluyordum, çocukluğumdaki her olay gözümün önünden bir bir geçti, herşey başka bir tipte görünüyordu, tanıyordum, çıkartamıyordum, büyük bir mezarlıkta yürüdüm, korkmadım, taşların üzerindeki yazıları okudum, okurken üzüldüğüm oldu, şaşırdığım, kalakaldığım, hemen geçtiğim, görmemiş gibi yaptığım, hissetmeyi ertelediğim, hayat mezarlıkların çözdüğü yumak, hugo, eylem, kurtuluş ordularının tüm eylemleri sistemle uyumlu, öyle bir eylem tasarlamalı, bir ilk, doğrudan, gerçek muhalif bir hareket olarak, kusursuz eğitim, müthiş bir zeka eseri, tarihten birşey ile irtibatlı, soysuz değil, kalıcı, inanmalı, devrim en çok sekiz kişi ile yapılan birşeydir, iç savaşlar kurgulanır, iktidar bir bütündür ve heryerdedir, o halde şiddet olayları sistemin devamlılığını sağlıyor, insan yalnızca konuşurken uçabiliyor, günlük hayatın polikası, her eylem bir sanat, öyledir, ideoloji ile ütopya, birşey bulmak değil birşey yaratmak, biz söylediğimiz için onlar oluyor,  hiçbir şeyim oylamaya sunulmamıştır sunulmayacak yeryüzünde, kurtuluş, tek tek, tezer özlü ölüm olayına bağlı, hayat kısa, tezer özlü, durmadan yaşamın sonunu bulmaya çalışıyor, hayatın zaman boyutu bira kanunu, aynı, second derivative artı, yaşlandıkça zaman daha hızlı geçiyor gibi oluyor, görünüyor, tezer özlü, kanuna uymamayı önerdi, yumuşakça, bir öneri sadece diye ekliyor, bir ölmek önerisi yaşamak için, birden pub kapanıyor, bira ve viski bir daha olmuyor, yağmur durdu, buğday sarısı tezer özlü namusluca ölümü gerçekleştiriyor, o kadar çok sevilmek istedi, yetmedi, belirsiziz, bir takıntı, aklın faşizminden kurtuluş, kaçtı, sınır tanımadı, konuşması gibi, hızlı.

ben, colchester’da kaldım.

içki aleti ile intiharı seçen, eden, ulus’un, deleuze kadar planlı değil, küçük ankara’da, grand express, gölge bar, mülkiyeliler birliği, hep karşılaştığım, deleuz, spinoza üzerine onbir ders, başlıklı, ulus baker’in çevirdiği kitaptan not’tur: “karanlıkta ilerlemeye devam edelim ve metinlere göre spinoza’nın köle veya güçsüz dediğine bakalım. bu ilginçtir. köle veya güçsüz dediği şeyde -metinleri zorladığımı sanmıyorum- nietzsche’yle temel benzerlikler fark edilir, çünkü  nietzsche’nin yapacağı bu iki varoluş kutbunu ayırt etmek ve ikisini de aynı şekilde dağıtmaktan başka şey değildir.  çünkü spinoza’nın güçsüz dediği şeyin köle olduğu şaşkınlıkla fark edilir. güçsüzler köledir. tamam. ama köle, ne demek bu? toplumsal şartların kölesi mi? olmadığı açık bir şekilde hissedilir. bu bir hayat tarzı. toplumsal olarak köle olmayan, ama köle gibi yaşayan insanlar vardır. demek ki köleler vardır. ama güçsüzler veya köleler, aynı tarafa kimi kimleri koyuyor? bu bizim için daha önemli olacak. zorbaları koyuyor. zorbalar! ve tuhaf bir şekilde bir sürü hikaye olacak; rahipler. zorba, rahip ve köle. nietzsche daha fazlasını söylemeyecek. en keskin metinlerde daha fazla bir şey demeyecek, nietzsche üçlüyü yapacak: zorba, rahip ve köle. şaşkınlık verici, çünkü bunlar zaten spinoza’da yazılı. güç sahibi zorba, güce sahip olmayan köle ve ruhani olandan başka bir gücü yokmuş gibi görünen rahip arasında ortak olan şey nedir? ortak olan ne? nasıl oluyor da, en azından zorba ve rahip, güç sahibi gibi göründüklerine göre, güçsüz olabiliyorlar? birinin siyasi gücü var, diğerinin ruhani gücü. eğer hissediyorsanız, işte benim hisle açmak istediğim şey bu. ortak bir nokta olduğu tabii ki hissediliyor. spinoza’yı metin metin okudukça bu ortak noktayı teyit etmekten başka bir şey yapmıyoruz. sanki bir bilmece: spinoza’ya göre siyasi güce sahip bir zorba, bir köle ve ruhani güce sahip bir rahip arasında ortak olan nedir? bu ortak şey spinoza’ya şöyle dedirtecek şeydir: onlar güçsüzdür! şöyle ya da böyle hayatı karartmaya ihtiyaçları vardır! ilginç bir fikir. nietzsche de buna benzer şeyler söylecektir: üzüntüyü hakim kılmaya ihtiyaçları var. hissediyor, derinden hissediyor: üzüntüyü hakim kılmaya ihtiyaçları var, çünkü sahip oldukları güç yalnızca üzüntü üzerinde temellenebilir. ve spinoza zorbanın her şeyden önce tebasının üzüntüsüne ihtiyaç duyan birisi olduğunu, çünkü ortak bir üzüntüyü temel almayan hiçbir şiddetin olmadığını söyleyerek çok acayip bir zorba portresi çizer. rahip ise, balki tamamen farklı nedenlerle kendi şartlarında insanın mutsuzluğuna ihtiyaç duyar. gülümsediği zaman, artık güven verici bir gülümseme değildir. zorba gülebilir, zorbanın gözdeleri, akıl hocaları da gülebilir. bu pis bir gülüştür. niçin pis bir gülüştür? niteliği bakımından değil, spinoza böyle demeyecektir, bu üzüntüden ve üzüntü alışverişinden başka bir konusu olmayan bir gülüştür. bu ne demek? tuhaf. rahibin, spinoza’ya göre, vicdan azabına bağlı davranışlara esasen ihtiyacı vardır. vicdan azabını öne çıkarmak. bu bir üzüntü kültürüdür. amaç ne olursa olsun, spinoza burada diyecektir ki, amacın ne olduğu fark etmez. sadece şuna önem verir: üzüntü ekip biçmek. zorba, siyasi gücü için üzüntü ekip biçmeye ihtiyaç duyar. rahip, yahudi, katolik ve protestan rahiplerin tectübesine sahip spinoza’nın da gördüğü gibi, üzüntü ekip biçmeye ihtiyaç duyar. nietzsche’ye gelince, büyük bir cümle ortaya atar. çok komik sayfalarda, ben rahibin psikolojisini inceleyecek ve bu konuyu felsefeye sokacak ilk kişiyim der. rahibin işin kara vicdan diyeceği şeyle tanımlar, yani üzüntü kültürüyle. diyecektir ki bu hayatı karartmaktır. her zaman hayatın şu ya da bu kısmını karartmak söz konusudur. peki niçin? çünkü hayatı yargılamak söz konusu. şimdi, hayatı yargılamayacaksınız. hayatı hükümlere tabii kılmayacaksınız. hayat bir hüküm nesnesi değildir, hayat yargılanamaz, hayatı hükme tabii hale getirmenin tek yolu, ona önce üzüntü zerketmek, üzüntü aşılamaktır. tabii ki gülerler demek istiyorum ki zorba gülebilir, rahip güler, ama der spinoza benim çok beğendiğim bir sayfada, onun gülüşü müstehzidir; ve müstehzi gülüş pis bir gülüştür. niçin? çünkü üzüntü bulaştıran bir gülüştür. doğayla alay edilebilir; müstehzi gülüş; insanlarla alay ettiğim sürece; ironi yapıyorumdur. diş gıcırdatan ironi türü, insanlarla alay ediyorum. istihza, insan doğasının sefil olduğunu söylemenin bir başka yoludur. işte gördünüz mü? insan doğasının sefaleti! bu vaaz ya da istihza konusu olabilir. ve spinoza çok güzel metinlerde şöyle der: ‘etik duyduğum şey, tam olarak istihazanın tersi olan şeydir’. ”

muhteşem. tezer özlü, deleuze okumadı.

Reklamlar

Bir Yanıt to “tezer özlü bizim kadın üzüntü kültürlü”

  1. DenizZ Meltem 02/09/2011 7:18 pm #

    Üzüntü başlangıçtır, mutluluk ise ondan sonra gelir. Bu yüzden mutluluk hüzne muhtaçtır. İnsan bunu bilmeden veya bilse de içinden çıkamadan kendisini şu hale sokar; ” derin ve bilinmez bir psikolojik döngü” …

    Zorba-rahip-köle üçlemesinde gerçekten de ortak nokta bir bütünün parçaları olmaları, yani güç ayrılıkları.
    Zorba:rahibin tekeli ve finansal yatırımı.
    Köle: rahibi sorgulayacak kadar akla sahip olmayan ve onun uygulama alanındaki ilk denekler topluluğu.
    Rahip: zorbaya hesap veren ve ajitasyonla köleliği pekiştiren.

    Anayasa, devlet, ülke sınırlılıkları, gayrisâfi milli hasıla, kültürleşme, kültürlenme, kültürleme, kimlik, kadın hakları, toplum bilinci, birey bilinci, tabular, aile kavramı ve buna benzer tüm sanal koşullandırmalar…
    Hiçbiri sanal filan değil, çatır çatır hayatları mahvediyor…Öyle 13. y.y’daki gibi göçebe yaşamak da külfetli.
    O yüzden aklımızı çoktan yitirdik. Bu yüzden berbat bir hayatı yeniden inşa etmek ki yoksa intihar etmek mi daha yakın geliyor diye sorsalar bana, din dikatasının yüzünden malesef birinci seçenek diyeceğim. Çünkü öte dünya inancıyla kültürlendim. İşin garip yanı edindiğim tecrübeler de bir boka yaramıyor, pozitif bir geri bildirimini henüz almadım.

    Çoklu bilgi içeren bir metindi, ellerinize sağlık, kolay gelsin R.P.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: