kitap kokusu ve hiçbir şey..

22 Ara

-Cenk Özkömür-

“her aşk ilişkisinin özeti şudur:

insan, bu ilişkiyi düşünmekle başlar (yücelme),

ve çözümlemekle bitirir (merak).”

cesare pavese

bana bir kitap getirmiş, hediye. çimlere oturmuş, sohbet ederken, kitabı çantasından çıkartıp, bana uzatıyor.

gerçekten, mutlu olduğumu söyleyebilirim. elime bir kitap aldığımda, hemen arkasını çeviririm. bunu, genelde kitabın fiyatına bakmak için yaparlar; bense, arka kapak yazısını merak ettiğimden yapıyorum. ilk söylediğim nedenden de, yaptığım oluyor tabii.. kitabın fiyatını görmemem için, fiyat yazan yeri karalamış. ‘gel de, sinirlenme şimdi’ diyorum, kendi kendime.. benim, kitabın arkasında yazan fiyata göre, o kitaba bir değer atfedeceğimi düşünüyor demek ki. beni kesinlikle anlamıyor ve bunun bir haber olmadığını biliyorum. bu, bir yana: güzel gözlü kız, farkında olmadan, bana hakaret ediyor aslında. kadınların sağladığı mutluluk, kısa sürüyor.

umutsuzca çimlere bırakıyorum kendimi. başımı, dizlerinin çok yakınına koyuyorum. dokunmuyorum ona: böyle iyi.

*

umutsuzluğa düşülen her an, ‘geçmiş’ anılır. çocukluk, keşke, pişmanlık, vesaire. geçmiş, artık yok ki, geçmişteki hayâl kırıklıkları var olsun.. bu, iletiştiğin herkese bir yük; sadece, sana değil. pavese de, bunu doğruluyor: “çocuk olmanın hiçbir güzel yanı yoktur: yaşlandığımız zaman, çocuk olduğumuz günleri hatırlamaktır güzel olan..”

bana gelecek’e dair, geleceğimize dair bir şey sorduğu an, çuvallayabilirim. ancak, konuyu değiştirir, o an hissettiklerimden bahsedebilirim ona. onun ise, benim gibi bir problemi yok: o, bir kadın: eğer isterse, her kadın, özünde iyi bir diplomattır. her durumda, herkese karşı, istediği gibi kıvırabilir. kafasındaki dünya’yı gerçek sandığından, yalan söylemiş de olmaz; bu yüzden, içi de rahat. benimse, tek çarem, doğru’yu söylemek.. ve her şeye rağmen, emin olduğum, şu ki: ‘bunu bir kadına nasıl söylerim?’ sorusunun cevabı: bir kadına her şeyi doğrudan söylemek gerektiği’dir.

*

pavese: “sevdiğin kadın, günlerinin ne kadar boş, dayanılmaz olduğunu sana söyleyebilir; şaşılacak olan, senin günlerinin nasıl geçtiğine hiç aldırmayışıdır.”

güzel gözlü kız ile hiç ortak yanımız olduğunu düşünmüyorum. onunla ilişkimi, bu yüzden önemsiyorum belki de. benzerliklerimiz çok olsaydı, hiç ilgilenmezdim muhtemelen onunla. onun benden beklediği gibi, ileriye dönük konuşsam, bana umut vermeye çalışacak; sanki, benim umrumdaymış gibi..

geçmiş ya da gelecek’e dair söylenen tüm sözler, o zaman’ın ürünü ve sonucu olduğundan, gerçek değil. gerçek, şimdiki zaman’dır, şimdiki zaman’dadır. benle beraber oldukça, bunu, yavaş yavaş, o da anlayacak.. ya da, buna hiç gerek de yok: nasılsa, erkekler ve kadınlar, birbirlerine yalan söyleyerek anlaşıyorlar.

*

hemen, bir kitapçı bulmam lâzım: koşa koşa aramaya başlıyorum. ona bahsettiğim, üzerinde konuştuğumuz kitabı, ihtiyacı olduğunu düşündüğüm kitabı, onun ruhunu tamamlayacak olan o kitabı, ona hediye etmem gerektiğine inanıyorum. kitapçıya giriyorum. adam, beni tanıyor ama sadece selâmlaşıyoruz. niçin geldim bu kitapçıya, cebimde ne kadar para var gibi problemleri unutuyorum. böyle zamanlarda bana bir şeyler oluyor: olayların dışında buluyorum kendimi.

kitap kokusu ve hiçbir şey..

o an, dank ediyor kafama; ve anlıyorum, neden o kitabı zorla okutmak istediğimi, güzel gözlü kız’a.. bu ilişki, kiminle: güzel gözlü kız mı, yoksa o kitap’la mı: işte, soru bu.

2 Yanıt to “kitap kokusu ve hiçbir şey..”

  1. Teşne 23/12/2011 2:30 pm #

    Doğru tespitler silsilesi bu yazı. Son ilişkimin ilk günü H. A. Toptaş’ın ‘Yalnızlıkları’nı hediye almamla başlamıştı. Merakla başlayıp, yücelerek büyüyen aşk, çözümleme ile bitivermişti kısacık bir sürede. Yazıyı okurken aklıma Edip Cansever’in, ‘İnsanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktır’ sözü geldi. O bana aşıkken, o anın içinde gelecekten bahsederdi; bense belli belirsiz tebessüm ederdim. Az kalsın inanacaktım da ona, nihayetinde kadın kadındır. (Kendini kandıran birine inanabilme eşiği!) Onun ilişkisi ‘Yalnızlıklar’ ile idi, benim için ise tüm zamanlar birdi, ‘aşkla’. Tebessümüm de bundandı, hep bunu anlatmak istemiştim. Tıpkı yazıdaki iç ses gibi. Bazen, bazılarımız ‘aşıkken bile ayıktır’ ama bu sonlarını değiştirmeye yetmez, bunu da bilirler.

  2. DenizZ Meltem 23/12/2011 6:39 pm #

    “Hayal ettiğiniz insan olmaya çalışmak, içinizdeki insanı harcamaktır…”
    Yukarıdaki söz; bir intihar mektubunun son cümlesiydi ve bir zamanlar Nirvana’nın solisti olan Kurt Cobain’e aittir.

    Bence sorunsal tamamen kişisel her zamanki gibi. Yazar; fazla entellektüelitenin, cahillik eğrisine dayandığını hiç düşünmüş müdür aceba? Çünkü, idealar dünyasını delip, öğrendiklerini bu denli düşünce ve davranışlarına yansıtan bir insan orjinalitesini yok etmiş demektir.

    Bir düşünceyi, bir ideolojiyi idrak etmek ve ondan sonra onu aşmak gerek. Yazarın, kadınlar hakkındaki düşüncesi hiç değişmedi. Her yazıda, kadınlar üzerine soğuk cümleler kuruyor. Yazar için “kadın” başlıbaşına bir kaçış sanki. Ve her şeyden önemlisi, bir maksi entellektüel bile kadın objesini çok çeşitli şekillerde kullanır, sürekli aynı diyalogları okuyucusuna yansıtmaz.

    Ve hiçbir kitap kokusu; ne anne kokusuna benzer, ne de sevgili…
    Biraz normalize olun, bu da bir dönüşümdür…

    Sevgiler….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: