Medeni Lehçe

31 May

-Ahmet HAŞİM-

“Fikirlerine emin mahfazalar bulamayan bir medeniyetin, tefekkür kabiliyetini kaybetmekte gecikmeyeceğinden hiç şüphe etmemelidir.”

Terbiye mütehassısı bir Fransız cidden sabr-ı Eyüp isteyen garip bir tecrübeye girişmiştir. Temps gazetesinin nüshasını vücuda getirmek için her gün kullanılan kelimelerin adedini saymış ve bu hesap neticesinde, gazete heyet-i tahririyesinin, karilerle (okurlarla) anlaşmak için, ayrı ayrı manaları hâiz olmak üzere, günde 3 bin 838 kelime kullanmak mecburiyetinde olduğunu tespit etmiştir.

Bu tecrübe netayici (sonuçları) itibariyle mühimdir.

1. Medeni dünyanın bir gününe ait şuûnu (haberlerini) nakleden bir gazeteyi, baştanbaşa okuyup anlamak için, kariin 4 bin kelimelik bir lehçeyi temellük etmiş (sahiplenmek) olması lazım geliyor. Zamanımızda vasat derecede bir fikri terbiyenin zekâya verdiği inkişafın vüsatine (genişliğine) bundan daha kati bir ölçü tasavvur olunamaz. Tekemmül etmiş bir dimağın mütemmimi artık zengin bir lehçedir.

2. Zamanımızda halk lehçesini “fikir” lehçesinden ayıran, eski zamanlarda olduğu gibi, sınıf ve maişet farkı değil, terbiye ve tahsil derecesi farkıdır. İlmin namütenahi sahasında mütemadiyen vücuda gelen keşifler, fikir lehçesinin hududunu her gün bir adım daha genişletiyor. Halbuki mutavassıt tabaka ve işçi sınıfı azami 1000 kelimelik bir sermaye ile yaşar. Köylünün lehçesi ise 500 kelime bile değildir. Onun için, halk lisanında “işaret” birçok kelimelerin yerini tutar. Pazarlarda, çarşılarda müşterilerin ekserisi, alacakları metaın ismini bilmedikleri için satıcıya “şundan ver” “bundan kes” derler. Aile lisanı da bu nevi vuzuhsuzluklarla malâmaldir (dopdoludur). Bu müşahedelerden anlaşılacağı veçhile halk tabakalarını, fikir tabakasından ayrı tutan münhasıran anlaşma vasıtası fıkdanıdır (kıtlık, yokluk). Bu anlaşma ancak halk lehçesini zenginleştirmekle mümkün olabilir; böyle bir maksat için “fikir” lehçesini daraltmaya imkan yoktur. Zira bu takdirde bizzat “fikir” ölür.

Bugünkü medeniyet temellerinin, üzerine kurulmuş olduğu esas fikirleri, birer hazine gibi taşıyan birçok kelimelerin, halk için meçhul veyahut zulmet (karanlık) ve meçhuliyete müstağrak (gark olmuş, boğulmuş) kalmasıyla, içtimai ve siyasi mürebbilerin işi ne derece müşkilata maruz kalacağını burada uzun uzadıya izaha lüzum yoktur. Fen sahasında da elfazın (sözlerin) sarahat (açıklık) ve istikrarı büyük bir ehemmiyeti hâizdir.

Fikirlerine emin mahfazalar bulamayan bir medeniyetin, tefekkür kabiliyetini kaybetmekte gecikmeyeceğinden hiç şüphe etmemelidir.

Kaynak: Gurabahane-i Laklakan’dan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: