Arşiv | Kadın RSS feed for this section

“Ölmek istedim, dirilttiniz!”

29 Oca

-Tezer Özlü-

“Denizin dümdüz yüzeyi boyunca sonsuza dek böyle gidebileceği duygusuna kapıldı.”

Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadı­ğımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sor­dukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum.

Ve hepsi­ne haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yü­zey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin “medeni durum” dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine sap­tadığınız için ben de eriştim. Hem de hiçbir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. İstediğiniz düzene eriş­mek o denli kolay ki…

Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm ya­şamını, Okumaya devam et

Reklamlar

kitap kokusu ve hiçbir şey..

22 Ara

-Cenk Özkömür-

“her aşk ilişkisinin özeti şudur:

insan, bu ilişkiyi düşünmekle başlar (yücelme),

ve çözümlemekle bitirir (merak).”

cesare pavese

bana bir kitap getirmiş, hediye. çimlere oturmuş, sohbet ederken, kitabı çantasından çıkartıp, bana uzatıyor.

gerçekten, mutlu olduğumu söyleyebilirim. elime bir kitap aldığımda, hemen arkasını çeviririm. bunu, genelde kitabın fiyatına bakmak için yaparlar; bense, arka kapak yazısını merak ettiğimden yapıyorum. ilk söylediğim nedenden de, yaptığım oluyor tabii.. kitabın fiyatını görmemem için, fiyat yazan yeri karalamış. ‘gel de, sinirlenme şimdi’ diyorum, kendi kendime.. benim, kitabın arkasında yazan fiyata göre, o kitaba bir değer atfedeceğimi düşünüyor demek ki. beni kesinlikle anlamıyor ve bunun bir haber olmadığını biliyorum. bu, bir yana: güzel gözlü kız, farkında olmadan, bana hakaret ediyor aslında. kadınların sağladığı mutluluk, kısa sürüyor.

umutsuzca çimlere bırakıyorum kendimi. başımı, dizlerinin çok yakınına koyuyorum. dokunmuyorum ona: böyle iyi.

*

umutsuzluğa düşülen her an, ‘geçmiş’ anılır. çocukluk, keşke, pişmanlık, vesaire. geçmiş, artık yok ki, geçmişteki hayâl kırıklıkları var olsun.. bu, iletiştiğin herkese bir yük; sadece, Okumaya devam et

Gerçek bir kadını beklemek

27 Kas

-Emre DEMİR- 


Seni ben kallavi sokağında gördüm

Bir kadın. Gerçek kadın tek bir kadındır. Kadının gerçekliğine ikna olunan süre zarfında, dünyadaki tek kadın odur. Sonra bir başka gerçek kadın ortaya çıkar. Önceki de, şimdiki de, gerçektir. Gerçek değişkendir. Gerçeğe göre değişmek gerekir. Hakikate vakıf olmak, mutlak bir gerçeği keşfetmek değil, an be an değişen gerçeğe göre pozisyon almak. Kadını gördüm, onayladım.

Sen beni görmedin, görmedin

Kadın beni görmedi. Belki gördü, belki görmedi. Görüp görmemesi mühim değil. Kadın bana bakmadı. Bakmadan görmüş olabilir. Öyle olmuştur. Gerçek bir kadın, kendisini izleyen erkeğe kamera muamelesi yapar. Erkeğin, kadının gerçekliğine ikna olduğu süre zarfında, kadın bir oyun oynar. Sinemada oyuncunun kameraya bakmaması gibi, kadın, kendisini izleyen erkeğe bakmaz. Kameraya bakmak, dramayı bozar. Erkeğin, kadının “gerçeklik” oyununu bozabilmesi için, öznel kamera konumuna geçebilmesi gerekir. Bu durumda, kadın erkeğe senaryonun bir parçası olarak bakacaktır.

Kapıları çaldım adını sordum

Söylemediler öğrenemedim

Seni ben kallavi sokağında gördüm

Bir daha görmedim bilmedim

Gerçek bir kadın, tek bir kez görünür. İkinci kez karşınıza çıkan kadın, Okumaya devam et

Kanadığında kendini bir yara gibi hisseden kadın..

12 Eki


-Theodor Adorno-

Dişil kişilik ve model aldığı kadınlık ideali, erkek toplumunun ürünleridir. Çarpıtılmamış doğa imgesi, ancak çarpıtılmış bir halde, kendi karşıtı olarak ortaya çıkabilir. Eril toplum, insani olduğunu iddia ettiği noktada, kadınları kendi düzelticisine dönüştürmekte ve kendini böyle sınırlarken aslında efendinin yine kendisi olduğunu açığa vurmaktadır. Dişil kişilik, tahakkümün bir negatif kopyasıdır. Ama bu yüzden de aynı ölçüde kötüdür.

Burjuva yanılsamasının çerçevesi içinde “doğa” olarak adlandırılan her şey, toplumsal sakatlanışın izidir sadece: Bir yara dokusu. Kadınların kendi fıziksel doğalarını bir hadımlık hali gibi yaşadıklarını öne süren psikanalitik teori doğruysa eğer, maruz kaldıkları nevroz da onlara hakikatin hiç değilse bir ucunu gösteriyor demektir. Kanadığında kendini bir yara gibi hisseden kadın, kocasının işine öyle geldiği için Okumaya devam et

tezer özlü bizim kadın üzüntü kültürlü

29 Ağu

-Rüşdü Paşa-

             ‘erkeğin erkek hasletleri, erkek kusurları vardır.

kadının da aynı.

hem erkek, hem kadın meziyetli kadınlar, dünyada bulunmaz kadınlardır.

bazı erkeklerde kadın  hataları olan dedikodu,

her şeye burnunu sokma, gözetleme, yani elinin hamuru ile erkek işine karışmak meselesi’.

            sait faik

tezer özlü: “şunu unutma. birçok kadının son anı, organının içinde değil, dışındadır. erkek sonsuza dek kadının içinde gidip gelsin. böylelikle ancak erkeklik gücünün güzel imgesini uyandırabilir kadında, ama o özlenen, kısa, ölümcül, güzel anı yaratamaz. kadın erkek ilişkisindeki en acı yön de belki bu. kadın, organının üzerinde son ana yaklaşmalı ki, seninkiyle birlikte o ana erişsin”.

başak, arkadaş olur. arkadaşlarla seks yapılmıyor. seks bir hiyerarşik varsayım, tutuyor.

onunla, tezer özlü, yürüyorum, tanrım, yağmur başladı, ne güzel, yağmurun kendisi, yağmurun sesi, yağmur bir hareket, tezer özlü, romalıların kurduğu ilk kent, colchester, giriş yazısı, öyle yazar, büyük bir ormanın bittiği yer, suyun bir yakınında antika kasaba, ingilizler bira içiyor, yağmurdan kaçanların geride bıraktıkları ahşap banka onunla aynı anda oturuyorum, yağmur damlalar halinde değil kesintisiz, içerden iki büyük birayı koşarak getiriyorum, tezer özlü kıvrak, hareket içeren her kelime türkçe oluyor, karşılıklı, arkadaşlık tanım olarak kendini ikame ettiğin oluyor, ben öyle tanımlıyorum, tezer özlü mükemmel kadın, her mükemmel kadının tek kusuru mükemmelliyetçiliğidir, tezer özlü dokuz eylül doğumlu, başak, bütün dünyanın yükünü çekiyor görünüyor, gergin, sert kabuklarını açmasını beklemek sabır oluyor, yerinde duramıyor, sabahattin ali’nin kürk mantolu madonna’sında ve içimizdeki şeytan’ında, iki roman, kız ile erkek anında birleşirler, ilk anda, hemen, hızlı, kutsal ve derin, iki romanının da sonunda ayrılık var, bir türlü olmaz, ilişki kipi son-suz oluyor, bir son yok, sonsuzluk zamansızlık olarak içmek için bir fırsat yaratıyor, kesinlikle çok içiyorum, tezer özlü aynı grafik üzerinde, bira içerken bir kanun vardır iki şartlı, hızlanarak içilir, grafik pozitif eğimlidir, ilk şart bu oluyor, iki, mutlaka artan hızda içiliyor, second derivative sıfırdab büyük, artan eğrinin yükselen bölümündeyiz, kanun var, devrede, çalışıyor, konuşuyoruz, açmaya emin olduğunda her insan açık, çıplak, akıl tam devre dışı, o’nun hisleri benim öykülerimdir, yalnızlık, yarı dinsizlik, paylaşılmayan mutluluk, bunlar var, makro iktisat olayının son dersini almaya geldim, gördüğüm, girişin olmayışıdır, giriş yok, işte tezer özlü girişsiz, hayat iki setlik bir filmdir, kaldırımlar ve oteller, her birşey, tek ve tek, kaldırımlar ve oteller ile modellendirilebilir, tezer özlü gerçek bir göçebe, türk, göçebelik bir onüçüncü yüzyıl arayışıdır, ne iyi bir otel var ne de doğru bir kaldırım, geçiyoruz, geçici, şimdilik, tezer özlü ve yağmur  ve viski, viskiyi biraların arasına ben sıkıştırıyorum, bir pint bira bittiği anda viski ile dinleniyoruz, ikinci türev artı kipi ile, hızlı konuşuyorum, çarptığım her kağıt duvardan sonra tezer özlü karşımda, şaşırmıyorum, söylediğim her sözü tezer özlü için söylüyorum, tezer özlü her kelimeyi benim için kullanıyor, kelimeler karşısında geçici muhalefet bir onaylama arayışıdır, zaman zaman oluyor, bir ihtimal iki deliyiz, korkudan öldürülmeyi beklemektense kendimi adam gibi asmayı tercih ederim, gerçekten yaparım bunu, ben iktisat biliminden birşey öğrendim, kısa devre zarf eğrilerinden uzun dönem eğrisine geçilir, birkaç dakika idare ettin mi tamam olur, onun söyleyeceklerini söyleyerek dinlendiriyorum onu, çocuktum, bana oyuncak almadılar, londra’ya gelene kadar hiç konuşmadım, tek kelime yok, londra’da olmak dünya’da olmak, ana dilinde sessiz, birşey vardır herhalde diye düşünüyor, bekliyordum, adalet, kendiliğindenlik ve saire, bekledim, konuşmadım, insan sözdür, londra benim için büyük bir boşluk, londra’da düştüm, sessizliğimi Okumaya devam et

onlara vakit tanı

17 Ağu

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“aşkta adaletin sırrı, aşkın da dilsizce söylediği gibi,

her türlü hakkın iptal edilmesidir.”

theodor adorno

saçmasapan biralar, anadillerini konuşmayan sevimli kızlar, başka dilleri konuşurken sevimlileşen lüzumsuz kızlar, başka dil konuşmayarak ideal’i bozmayan kadınlar, erotik kadınlar, mütemadiyen bana dönen, yüzüme bakmayan, ona baktığımı bilen, izlendiğinin farkında olan gerçek kadınlar, anadilinde yalan söylemekle başka dilde yalan söylemenin farkını bilenler, nasyonalite fark etmiyor, çok dilli yalan makineleri, kadın kadındır, yalan da yalandır, öyle midir, güzel dudaklar, kaçırılan gözler, küt saç, beni heyecanlandıran güzel, yürümeyen süzülen güzel, bir fransız’la 20. yüzyıl fransasını konuşma çabası, milliyet çok geride bir şey, keman sesi, tchaikovsky, bir sanat eseri olan kadın, yüzündeki her ayrıntı kalemle çizilmiş, hünerli bir el tarafından çizilmiş kadın, bana hüner kelimesini kullandıran kadın, yeni kelime üretmeli, duruş’u olan, duruş sahibi olmanın her şey olduğunu bilen kadın, üslûp, style is character, diyor baudelaire.

adorno: “aşağılanan, onuru kırılan kişide, bütün bedeni yakıcı bir ağrıyla ışımış bir insanınki kadar şiddetli bir iç aydınlanma olur.”

nezaket gerçekle uyuşmaz çoğu zaman, cesaretle de ilgili olmalı, kabahati üzerine almak nezaketten de olur korkaklıktan da, bilmiyoruz, artan bir güzellik, sürekli yükselen bir zirve, aşkın körlüğü, Okumaya devam et

ayakta kalmak yanılsaması kadınlar

13 Ağu

-Rüşdü Paşa-

 

                                     çok idealist…ve bu nedenle, zalim.’

                                   dostoyevski

 

kadın yalan söyledi

kadının yalan söylemesi,  haber değildir. kadınların yalan söylesi, kedinin miyavlaması kadar doğaldır ve kendiliğindendir.

kadın yalan söylerken yalan söyediğini bilmez. hatta yalan söylemek istediği için yalan söylüğor bile değildir. kadın sadece konuşur, konuştuklarının bir bölümü gerçek değildir, tasarımdır.

bir kadın hakikat peşinde değildir. hakikat peşinde koşan bir erkeğin yanında olmak isteyebilir. şart değildir.

kadın ruhu

bir kadın ruhundan söz edilebilir mi? derinliği olan, olgunlaşan ve kirlenmekten korkan bir ruh kadın ruhu olabilir mi?

kadınlar, erkeklerin kadın ruhununun inceliklerini anlamadıklarına inanırlar. kadının ‘kadın ruhunun anlaşılması’ talebi, erkeğin dizinin dibinde oturması isteğidir. söylenen şudur: burda otur. gece ben uyurken başımda bekle. kadının erkeke söylediği budur: uyuma!

kadın, erkek tarafından ‘anlaşılmadığını’ söyler. ancak kısıtlayan kendisidir. kadın içgüdüsel olarak erkeki kontrol altında tutar. girişimdir, başarılıdır. ikisi de mümkündür. bütün tarihte yaşanan kontrol teknikleri kadın icadıdır.

kadın seçer erkek terkeder

brezilya kültüründe de japon kültüründe de kadın erkek ilişkileri konusundaki gerçek şudur: daima birlikte olacağı erkeki kadın seçer. bir ilişki bittiğinde ise ilişkiyi bitiren erkektir. ağlayan çok kadın görülür, sevgilisi tarafından terk edildiği için. ağlayan kadın politika yapar. zayıf erkek ağlayan kadına inanır, hayatını mahveder. bir erkeğin kendine yapabileceği en büyük kötülük ağlayan kadına inanmaktır.

kadın hayatı anlamaz. hayatın zorluklarına karşın hazırlıklıdır. kadının hayatla irtibatı somut şeylerdir: ev, çocuklar, güç ve saire. kadınlar duygusal değildirler ve sanata, bilime, düşünceye, ideallere değer vermezler. pragmatiktirler. ellerinden geldiğince çıkarları peşinde koşarlar. maddiyatçıdırlar. kadınların bu özellikleri bazı erkekler tarafından görülmez. hayatı boyunca birlikte olduğu kadını hiç tanımayan erkekler vardır. kadının bu özelliklerini gören bir erkek kadını terkeder.

iletişimin imkansızlığı

kadın ile erkeğin iletişim kurması imkansızdır. nedeni, iki tür arasında mantıktan kaynaklanan lisan farkıdır.

kadın ile iletişim kurmak erkek için bir oyundan ibarettir. kadın, asla ekeğin sorusuna yanıt vermez. yanıt alamayacağını bilen erkek, ancak oyun kurarak kadınla iletişim kurabilir. erkekler dünyasında kurulan iletişim biçimiyle kadınla iletişim kurulamayacağını bilen akıllı erkek, iletişime teşebbüs etmez. ettiği anda, batmıştır. kadınla kavga yapan hiçbir erkek haklı çıkamaz.

 

görüntü

kadın görüntü ile irtibatlıdır. nasıl göründüğünü merak eder ve nasıl görüntü vermek istiyorsa öyle yaşar.

kadın, kendine bakıyorsa kendi için değildir başkalarına göstermek içindir. Kadın, Okumaya devam et