SMS

ilâhi bir sms..

*

donika nerde yahu?

*

-dream of mirros, harris’in mi, gers ve harris’in mi?

-gers and harris. 9 dakika 21 saniye. the albümün 6. şarkısı.

-süper. doğru hatırladım.

*

türkler sürekli birilerini havaalanından aldırıyor. alandan aldırmak, bir çeşit güç gösterisi türklerde.

*

çinli’nin biri “işte o çocuk benim” diye ortaya çıksa ya.. (one child policy)

*

konyak ister misin? 85 rmb. french.

*

kız ismi önerisi: 你来

*

-beni iron maiden ile gebertiyorlar, gebertebilirler.

-maiden ile diriltebilirler de pekala.

-same thing.

*

-kılıçdar kemal, tanpınar okumuş mudur sence?

-hiç sanmam.

-istifa sebebi.

*

peki ya bütün içkiler 12’den önce nedir, am/pm?

*

peace in mind meselesi. no need to talk more.

*

köylüler konusunda sakinleştim. köylülerden bir telefon, bir hukuk, bir dostluk, bir işbirliği beklemek, bosh beklemektir.

*

“en iyi çektiğim portre fotoğrafı, en iyi tanıdığım kişinin portresidir” nadar

*

-the one, issey miyake’den iyi.

-farklı. hakan şükür de rüştü’den iyi.

*

-house of flying daggers filminin bitiş şarkısını acil bulmalı.

-buldum: kathleen battle – lovers.

*

kutu bira ve şiir. büyük kutu, uzun şiir.

*

“uzun yıllardır kullanılan bir atasözü” dedi üniversite mezunu kız.

*

ya save ya save as..

*

karşı cins de ne ki?

*

birden çok kadın varsa, kaç kadın olduğunu anlamıyorsun..

*

“yeni bir gezegen kurulur, türkiye de o gezegendeki yerini alır” ismet pasha, on concerns about global warming

*

insan yirmili yaşlarda ya başarılı olur ya kendisi olur. tezer

*

eylem’in yapıldığı mekânın, eylemin içeriğine etkisi için, okuma turlarını sürdüreceğim..

*

bir zamanın postacı sorgulayan âşıklarının, f5’e basmak şimdi, beklemekten anladıkları..

*

bir dilde mastar ekiyle olumsuzluk ekinin aynılığı, dilin kültüre etkisi açısından, bize o dil hakkında fikir verebilir, vermeli.

*

türklerde kriz kâhini olmaz, felaket tellalı olur.

*

tehlike bizim farkımızda mı?

*

bir kadının rol yaptığını değil, rol yapmadığını anlamayı deneyin.

*

alan’ına müdahale olursa, hiçbir zaman iyi sonuç alınamaz. hiç. taşma hiçbir zaman kabul edilemez. hiçbir ilişkide.

*

evlilik: mutlu son / mutluluğun sonu..

*

çocukodası-kindergarten-veledroom

*

nietzsche ve foucault ile oturup içeceğim. ‘terazi işte: gelip gidiyorlar’ diyeceğim size sms’le.

*

cennette ya da kapısında bir yerde, steve harris’le zeki müren’i tanıştıracağım.

when the wild wind blows’u yapan adam da mı mahşer’de bizimle dikilecek?

*

“inşallah allah yardım eder” numan kurtulmuş

*

ne oluyorsa, 05.18’de oluyor, dance of death’te.

*

first floor’da sabaha kadar içip, en shuffle’ından iron maiden dinlemek istiyorum.

*

gazeteci aklında tutmaz, not tutar.

*

jules verne ne sıkıcı yahu. uykum geldi.

*

aşk ilişkisinde farklar bütünleyicidir, dostluk ilişkisinde tam tersi: ayırıcı.

*

hiç kimseyi suçlamamak üzere binâ edilen hayat görüşü, kendini suçlamaya dönmek zorunda mıdır?

*

haber klişelerini sıralayan bir word eklentisi falan yapılmadı mı hâlâ..

*

kıyas: balık hikâye, yay tiyatro..

*

türkler, kapatıldı. evlerindedirler. kredi kartı, borç yükü, anlamsız adetler, başkasına güvensizlik, hukuksuzluk, işbirliği imkansızlığı kapatılma gerekçelerindendir.

*

kapitalizm, iktisat, modernite, politika, gelenek, devrim tarihi, antik çağ, fizik, biyoloji, doğu, batı, filozofi, edebiyat, şiir, müzik bilmeyen bir adam’ın (hayvan) siyasal konuşması imkansızdır.

*

türklerde muhafazakar, liberal ve sosyalist akım yok. hiç olmadı. akım yok, birkaç adam var.

*

türkler politik olmadıklarından, türkili’nde demokrasi, emperyalizme davettir.

*

türkler politika yapmaz. türkler politika yerine, gösteri yapar.

*

her şey çok güzel olacak. iyimserlik, doğru doktrin.

*

-sevgililer günü’nü kimle kutladın? -tüm sevgililerimle. (yâni yalnız.)

*

salomé, kova burcundan; ama ne rilke, ne freud, ne de nietzsche ikizler burcundan.

sait fake abasıyanık..

*

maiden 10 nisan’da santiago’da.

*

bora’ların hepsi aynı.

*

acil izlemeli: when harry met sally. izlediysen bi daha.

*

teori şu: her yazar, okurken altını çizdiklerini yazar. yazıyordur bir şekilde, başka görünümlerle.

*

on’da iki tek tunalı?

*

m.m’nin yazısı kanıtlıyor, cehalet.

*

durmadan vakit kaybediyorum gibi geliyor.

*

yalnızca gerçekliğimizi göstererek ayakta kalırız.

*

duygusal olmak ile duygusal davranmak mümkün değil.

*

dedem, bana, insanların önemli olmadığını söylemişti.

*

hiçbir düşünce ile bir inanç’a varmak mümkün değil.

*

facebook grubu kursam: ece ayhan’ı kadın sanan 50 milyon türk bulabilirim.

*

çirkin kadın yoktur, aptal kadın vardır.

*

ilişki yönü: imge yüklenilmesi, içki, libido yükselmesi, imge sıralaması ve karalama.

*

bir kafe’de tek başıma, halledilmemiş geçmiş ile mümkün gelecek arasında, sonsuza kadar bu şekil’de kalabilirim.

türkiye’de yaşamak, bir türlü hayata dahil olamamak, dahil olmaktan imtina etmek, sonunda ölümü beklemktir.

*

türkçe konuşabilen solcu yok.

*

s.y. cahil bir tüccar. dr. nurettin topçu’dan söz etmiyor bugünkü karalamasında. tam da yeri iken.

*

okan b. ikinci çocuğuna “almeria” ismini veriyor. almeria, arapların underground mekanıdır ispanya’da. cehalet.

*

habermas, türklerin ismet özel’i anlamadığını söyledi. ilginç olan, ismet özel’in bunu kavrayamaması.

*

cahil adam, dindar olamaz.

*

edip cansever’i ne yapacağımı merak ediyorum. kendini açıklayarak yaşamaktan bıkmış bir kişi ile münasebetten söz ediyorum.

*

pessoa, yazdıklarımı okumuş olmalı.

*

müthiş bir film: black swan. natalie portman (ikizler) ve mila kunis’in (aslan) sevişme sahnesi. portman’ın mastürbasyon yaptığı sahne. estela welldon’daki anlamıyla “yosma anne” figürü. biz çekmeliydik.

stv’de börek tarifi veren kız var. hayatın sırrını verse, tahammül edemem konuşmasına.

*

evde kalmış kızlar eskiden dikiş nakış yaparlardı, şimdi yüksek lisans yapıyorlar.

*

kafanın geçtiği yerden geçmek diye birşey vardı ya küçükken, şimdi de yakasını ilikleyebildiğin gömleğe sığmak var.

*

borges’in dediği üzere, ispanyolca benim kaderim.. türkler ve türkçe kaderimiz diyemem ama bağlıyız. ya da -m.

*

türklerde ‘uydurma’ var, hemen uyduruluyor. olmayan birşey oluşturuluyor. uydurma’nın ingilizcesi yok.

*

bir yıkım sürecinde çıldırmamaya çalışıyoruz. anlamıyorlar. çabalamak saçma.

*

hızlı trende elektrik kesildi. arazide duruyoruz. batı’da bu duruma kızılabilir, burada, raydan çıkmadığımız için şükretmeliyiz.

*

bizdeki: dip huzursuzluk.

*

ulus baker de, ece ayhan gibi bir 12 temmuz’da ölmüş.

a brand new life izliyorum. ağladık yahu.

*

ebu mansur el maturudi’nin bizi kurtarabilme ihtimali üzerinde duruyorum.

*

karakoç ve topçu’nun dergilerinin isimleri bir şey diyor bize: diriliş ve hareket.

kanıt kelimesinin “kant” çağrışımı var. alakasız.

*

gitar klavyesinde parmakları gezdirirken çıkan bir ses var; o ses, basket salonunda ayakkabının zemine sürtünmesiyle çıkan ses ile aynı.

*

yaradan, bu kadar bağışlaması bol ise, bence sonunda hepimizi affedecek.

*

gerçek kadın, rie rasmussen’dir. tanrı’dan isterim.

deleuze okumadan düşünmek imkansız. foucault haklı: deleuze yüzyılındayız. size anlatmam gereken şeyler var. kapitalizm ve şizofreni 1 ve 2’yi okumalısınız. hemen. bi kere daha.

*

paris’te altı yıl kaldı, foucault okuması yapmadı. yk, önemsizdir.

*

inception filan yapsalar da, türklerin kafasına bir medeniyet ülküsü yerleştirseler.

*

seçim, 12 haziran’da olacakmış. burada olmasam bari.

*

homoseksüel ve fahişeler zararsız insanlardır. problem, crypto homolar, crypto fahişeler. kendini ifade edememek tehlike yaratır. crypto oranı, toplumda yüksek.

*

eskiler, izmir’e düşmanı denize dökmeye giderken; yeni nesil, kurtlarını dökmeye gidiyor. (bkz. laf olsun için tenkit)

*

adam bok mesela. bok olduğunu söylemiyorsun. ondan sonra akıl almaz karışıklıklar oluyor.

*

en gerekli şey, düzenli olmak. zihin, düzenli olan hayata uyum sağlıyor. verimli.

*

le herrison, ne filmmiş yahu.

kırmızı’yı seyrettim. inanılmaz. benim kurguladığım birşey.

tanpınar, kabul edilmedi. bu duruma karşın asla taviz vermedi. medeniyet olayını idrak etmiş ilk türk.

*

tanpınar’dan etkilenen oldu mu? herhalde orhan pamuk değil.

*

3 büyükler: refik halid, ahmet hamdi, sabahattin ali.

*

dolmuşun önünde, gideceği yer yazıyor. vatandaş dolmuşa biniyor, şuraya gider mi diyor. türk toplumunun yazı’ya, yazılı olana güvensizliği üzerinde düşünmeliyiz. hiç okumayanlar ayrı, bir de okuyup, okuduğuna güvenmeyenler var. bu örnekte, kadın önce tabelayı okudu, sonra binip sordu, teyit etti.

*

gramsci: “yaşamak, yan tutmak demektir.” taraf’ın sloganı neydi?

*

senaryo: num num’da oturuyoruz. ece geliyor. şapka pijama baston ile. zank diye soyut bir laf ediyor / içinde sarı mor bin yıl sivil kelimeleri geçen.

*

mehmet aydın muhteşem kaynakça & hayat tarzı

*

fırsatçılık mı? kurban bayramında aç kalmış ece’nin hakkı mı?

*

karl binding ve alfred hoche, yaşanmaya değmeyen hayatı ortadan kaldırma yetkisi.

*

uçakta içmeli. minili kızlar, şarap, puro kokusu.

*

2,5 aylık bebek açlıktan öldü. adı kübra. türkiye’de oldu bu.

*

marifetname, türlerin kökeni’nden önce basıldı. 1836.

*

şerif mardin, what makes them together, sorusunu sordu. bakalım, görelim türkler ne anlayacak?

*

kadın’ı baştan çıkartmak, nasıl onu kendi silahıyla vurmaksa, sahte entelektüeli, okuduğu bir kitaptan alıntı yaparak vurmak da öyledir.

chopin, piano ve refik halid.

*

atm’ler kadın gibi: bekletiyorlar ama sen bekletiyormuşsun/kabahatlisin gibi ses çıkartıyorlar.

*

b. holliday’de neden böyle efkarlanıyorum, bilmiyorum. hatırlamaya çalışıyorum, olmuyor.

*

yanımdaki kız a little bit çatlak but sevdim.

*

dücane trt 1’de. lacoste gömlek var üzerinde. efendimiz’i anlatıyor.

*

the talisman’a taktım. bruce’un vokal oyunları, hızlanmalar, yavaşlamalar, geçişler, melodi, inanılmaz.

*

karar verdim: günlerin köpüğü hariç, vian okumaya gerek yok.

*

ramazan davulcusunun, nicko mcbrain’e uyum çabası.

*

iki elim cannes’da olsa gelirim ödül törenine..

*

hasımla aşk başkadır.

*

batı’da emeğe saygı, doğu’da yemeğe saygı.

*

biraz aptal olsak, yırtmıştık.

*

ankara’da bir yerde, alakasız parçalar arasında wasting love çalardı, sevinirdim. neresiydi orası, hatırlamıyorum bile.

*

öldüğümde, dickinson’a ulaşmalısınız.

düşünen adam, doğru’yu düşünen benim diyememeli.

*

birşey için birşey okumak, ne acı.

*

soner yalçın, granda’dan copy paste yapmış.

*

nihal karaca, davutoğlu ve dış politika hakkında atıp tutuyordu. serdar turgut, stratejik derinlik’i okudunuz mu dedi. the simpsons sessizliği.

*

türkçemi biraz bozarsam, bana da kanal d haber’i sundururlar mı ki?

*

rasim özdenören ile bir sohbet kitabı yapmalı. aşk / yalnızlık / islam / varoluş ve saire.

*

II. mahmud türbesi ne güzelmiş yahu.

*

allah bize soyutlama yeteneği verdi, işimizi yapıyoruz.

*

acil okuma: deleuze&guattari, kafka. yky.

*

xavi, xavi’yi söker.

*

kemalist bir arkadaşım var. sadece sarhoş olduğunda kemalizm üzerine konuşmamızı istiyor. soru sorunca “sarhoşum, konuşamayacağım” diyor.

*

huzur’un ingilizcesi olsa, ingiliz olurduk.

*

fransa’da yakında beyaz kalmayacak.

*

o kadar köylü değilim ki, bilgisayarımı bile kişiselleştirmiyorum.

*

antichrist ne öyle yahu. dağıldım.

sokrates’in savunması okutulmalı. ders 1. her üniversitede, her eğitim dönemi başında.

*

türkiye denen şey giderek çirkinleşiyor. bir hayat süresinde bunu fark etmek büyük ağırlık ve kötü. geçmiş olsun.

*

sulu biraya limon suyu sıktım. like the old days.

*

gözlerindeki sır filmi izlenmeli.

borges’i okudum. şunu not etmeliyim: kendi hikayemiz var, o’na sahip çıkmalı. bilmeden içinde yer aldığımız hikaye.

*

borges, korkunç. tanrısal.

*

biz burada sabancıları sevmeyiz ahbap!

*

bataille şiirleri olağanüstü. cebimde gezdiriyorum. “the truth dies, i cry, that way truth lies.”

*

selahattin yusuf  “jack foucault” dedi ülke’de.

*

bu şekilde olacaksa, buradan gitmeli. burada olacaksa, bu şekilde olmamalı. bu, böyle.

*

iron maiden – rime of the ancient mariner.

*

dün gece habertürk’te doğu ergil ile mümtaz soysal tartıştı. anlamı: özel çıkar ile kamusal yarar çatıştı. mide ile beyin de desek olur.

*

sanırım, emile michel cioran atamızdır.

*

insanlarla ilişkimi kestim bugün. siz hariç olmak üzere.

*

insanların burada -konya’da- gerici olmaları iyi bir şey. çünkü burada iyi olan her şey 13. yüzyılda kalmış.

*

ahmet haşim’in düzyazılarını okuyorum. ah büyük zekâ.

*

intihar, ölmeyi bilmemektir.

*

beni heyecanlandıran üç şey var doğada: güzel kadın, iyi içki ve sağanak yağmur.

*

bir rüyadayız. intihar değil, uyanmaya ihtiyacımız var.

*

bütün tezer özlü metinlerini okuyacağım. helal olsun. yalnız değiliz.

*

toplumun taleplerini karşılayanlara, “toplumsal piç” diyoruz.

*

atalarımız bağlamında -bataille, foucault, deleuze, zizek, ece, ilber- bir şey söyleyebileceksek, söyleriz.

*

alabilirsen eduardo galeano’nun kitaplarını al. muhteşem.

*

dün ulusal’da belgesel seyrettim. kadın ve ateş’i kontrol ettikçe ayağa kalkıyor insanlık. bugün ateş yerine para’yı koyabiliriz.

*

neden internet var sorusu yanıtlanıyor foucaultcu iktidar kuramı tarafından.

*

adaletsizliğin nedeni, soyut düşüncenin olmaması.

*

yemek yediğim yerlerde, insanlar tv’ye dönük oturuyor, ben bahusus sırtımı dönüyorum: haliyle yüzyüze oturmuş oluyoruz. hangisini seçmeli, bilemiyorum.

*

bol bol yer değiştirmenin bizi bir süreliğine kurtarabileceğine inanıyorum.

*

emekli sandığın, aslında ümitsizliğindi.

*

dört defter taşımalı: plan defteri, yazı defteri, prova defteri, kelime defteri.

endişem gitti. meraklanmıştım. problem yok. buhran devam ediyor. fuzuli’yi okumaya başladım.  çıkış’a geçtim. fuzuli, ah fuzuli, hep fuzuli’de kalabilsem.

*

yanlış ortam’da cool yaşamak üzerine düşünüyor, denemeler yapıyorum.

*

toronto’yu izledim. kent postmodern ile yeni yan yana anlamsızlığını yansıtan bir gerçeklik/sahtelik. farklı kültür kökenli insanlar ortak bir geçicilik durumunda. hiçbir şey bir başka şeye dönüşmüyor. her şey bir dvd paketi içinde.

*

tek eylem, tercih yapmak. hayatta.

*

kendi kendini bekleyiş..

*

carl gustav jung, eşzamanlılık, biblos. türkçesi: levent özsar, 1. baskı, 2004, 168 sayfa.

*

kkılıçdaroğlu, oğlak.

*

amuda kalkmadan farklı olmak, kendin olmak, bir tarza sahip olmak, ama amuda kalkmadan,  mümkün değil mi hâlâ..

2 Yanıt to “SMS”

  1. duygu 29/12/2011 2:39 am #

    kapitalizm, iktisat, modernite, politika, gelenek, devrim tarihi, antik çağ, fizik, biyoloji, doğu, batı, filozofi, edebiyat, şiir, müzik bilmeyen bir adam’ın (hayvan) siyasal konuşması imkansızdır.

    şuna postmoderniteyi de ekleyin

  2. vagonarasimuhabbet 09/05/2012 10:40 pm #

    Arada mesajlaşalım.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: