Tag Archives: ali şeriati

Ali Şeriati: “Paranın olduğu yerde din ve özgürlük yalandır”

22 Haz

 -Ali Şeriati-

Paranın olduğu yerde hem din yalandır, hem de özgürlük. Zira aslında insan yalandır. Üçüncü hareket olarak adaletçilik, kapitalizmle mücadelede öyle bir zirveye yükseldi ki özgürlük ve insanın manevî değerini reddetme örtüsü altında kendi doruk noktasına ulaştı.

Makine ve sömürü de onu semirt­ti. Adaletçilik dalgası, sınıfsal devrimleri ve sınıfları yok etme savaşında insan fıtratının bir parçasıdır. Bütün büyük dinlerin davetinin bir parçasıdır. İnsanın ahlâkî değerinin aslının bir parçasıdır. Fakat dünya ölçeğinde bir yöneliş içinde, büyük bir devrimci faktör olarak aydınların ortaya çıktıkları şu anda, bu­nun neticesi ne olmuştur?

En büyük facia şudur: İnsan, yüce ve anlamlı bir dünya görüşü­nün, tekâmül bulmuş ve değer dolu bir varlığın faktörü olan, insana anlam veren tapma, aşk ve irfana dayanmada zühde yönelmenin esiri oldu.

Özgürlük isteyip aramada, kapitalizmin esiri oldu.

Adalete âşık olmada, Marksist bir sistemin tutsağı ol­du.

Marksist sistemde ise ilk reddedilen ve yok edilen şey, insa­nın özgürlüğü ve insanın varlık değeridir. Bu düzen insanlardan bir takım bilyeler ve boncuklar yapar ki bu makine beşerî top­lum; devlet, lider, ekonomi ve maddeyi öne çıkarmak suretiyle, beşeri varlığı maddî bir olay olarak açıklamakla ve ekonomi te­melli bir yaslanma neticesinde yok oluyor; inkâr, red ve terk ediliyor. Yani komünizm, ekonomizme ve ekonomi bağından başka bütün insanî içeriğini burjuvaziden almış olan; acımasız devletçi bir diktatörlüğe müptelâ olan; Proudhon’un deyimiyle, bir polis dinine, polisçilik dinine tutsak olan bugünkü komü­nist insana dönüştü. Hatta bir devlet komisyonu, düşünceyi, felsefeyi, Okumaya devam et

Reklamlar

“Paranın olduğu yerde din ve özgürlük yalandır”

7 Şub

-Ali Şeriati-

Paranın olduğu yerde hem din yalandır, hem de özgürlük. Zira aslında insan yalandır. Üçüncü hareket olarak adaletçilik, kapitalizmle mücadelede öyle bir zirveye yükseldi ki özgürlük ve insanın manevî değerini reddetme örtüsü altında kendi doruk noktasına ulaştı. Makine ve sömürü de onu semirt­ti. Adaletçilik dalgası, sınıfsal devrimleri ve sınıfları yok etme savaşında insan fıtratının bir parçasıdır. Bütün büyük dinlerin davetinin bir parçasıdır. İnsanın ahlâkî değerinin aslının bir parçasıdır. Fakat dünya ölçeğinde bir yöneliş içinde, büyük bir devrimci faktör olarak aydınların ortaya çıktıkları şu anda, bu­nun neticesi ne olmuştur?

En büyük facia şudur: İnsan, yüce ve anlamlı bir dünya görüşü­nün, tekâmül bulmuş ve değer dolu bir varlığın faktörü olan, insana anlam veren tapma, aşk ve irfana dayanmada zühde yönelmenin esiri oldu.

Özgürlük isteyip aramada, kapitalizmin esiri oldu.

Adalete âşık olmada, Marksist bir sistemin tutsağı ol­du.

Marksist sistemde ise ilk reddedilen ve yok edilen şey, insa­nın özgürlüğü ve insanın varlık değeridir. Bu düzen insanlardan bir takım bilyeler ve boncuklar yapar ki bu makine beşerî top­lum; devlet, lider, ekonomi ve maddeyi öne çıkarmak suretiyle, beşeri varlığı maddî bir olay olarak açıklamakla ve ekonomi te­melli bir yaslanma neticesinde yok oluyor; inkâr, red ve terk ediliyor. Yani komünizm, ekonomizme ve ekonomi bağından başka bütün insanî içeriğini burjuvaziden almış olan; acımasız devletçi bir diktatörlüğe müptelâ olan; Proudhon’un deyimiyle, bir polis dinine, polisçilik dinine tutsak olan bugünkü komü­nist insana dönüştü. Hatta bir devlet komisyonu, düşünceyi, felsefeyi, bilimi, profesörlerin ders vermesini, ressamın resim yapmasını, şairin şiir söylemesini, insanların zevklerini, elbiselerini, aile ilişkilerini kısaca her şeyini tayin etmeli ve bilim diyamatizm esası üzere olmalıdır. Yani insanın, feodalite, kölelik ve insanlık dışı pis kapitalizm döneminde bile koruduğu im­kânlarını bu dönemde elden çıkarması gerekmektedir.

Burada ne yapmamız gerekir? Ya beşerin fatihasını okuyup Okumaya devam et

Kurban

17 Kas

-Ali ŞERİATİ-

Bu, İbrahim’in dinidir; kana susamış tanrıların, mazoşistlerin ve işkencecilerin değil. İnsanın mükemmelliğe ulaşmasının, bencillikten ve hayvani arzularından kurtulmasının hikayesidir yaşanan. İnsanın daha ulvi bir makama ve aşka, ve bilinçli bir insan olarak sorumluluklarını yerine getirmesine engel olacak her şeyden azade olduğu bir iradeye yükselişidir.

Hikaye, bir koçun kurban edilişiyle sona eriyor. Bu, Yüce Allah’ın tarihin en büyük Okumaya devam et