Tag Archives: atatürk

Medeniyet Şifresinin Miftahı

16 Ara

-Refik Halid Karay-

Bir inkılap şimşeğinin kesin ışığı altında Anadolu Türkü nihayet medeniyet şifresinin miftahını eline geçirdi; şimdiye kadar bön bön uzaktan bakıp şaştığı, zihnine sığdıramadığı ve künhüne varamadığı irfan muamması artık bu tılsımlı anahtar sayesinde bütün çetinliğini kaybetmiştir. Medeniyet şimdi açılmaz bir kapı, aşılmaz bir uçurum, uçulmaz bir tepe, varılmaz bir ülke değildir. Eski elifbanın bukağılarından kurtulan ayaklarına taktığı bu kanatlı esatir çarıklar ile irfan âlemini, içinden ve üstünden seyretmek, bilip öğrenmek imkanını bulmuştur.

Bu bir tılsımlı muskadır. Gençlik onu zihnine soktu. Artık hayat mücadelesine çıkan gencin elinde Gordiya düğümünü ikiye biçen İskender’in kılıcı, insan ve hayvanlara aynı zamanda hükmeden Süleyman’ın mührü ve duvarların arkasını, dağların ardını gösteren Alaeddin’in feneri vardır. Henüz manasını, kıymetini anlamayarak hayran hayran baktığı bu acayip cifir, ona istikbalde bir hazine vaat ediyor.

Göklerin yıldızlar ile deryaların incileri arasında güzel ve kıymetli ne varsa hepsi bu hazinenin içinde ve anahtarı da artık gençliğin, milletin elindedir.

Yeni Türk alfabesi, bu millet ile Avrupa milletleri arasında üç yüz senelik farkı, Okumaya devam et

Reklamlar

Tin ulusal değildir

23 Ara

-Yücel Kayıran / Radikal Kitap-

Erich Auerbach, 1937 yılının Ocak ayında, İstanbul’dan Walter Benjamin’e yazdığı mektupta dönemin Türkiye’sini şöyle betimliyor: “Var olan İslam kültürü mirasının reddi, hayal ürünü bir kadim Türklük ile bağlantı kurma, kendisine karşı nefretle karışık bir hayranlık duyulan Avrupa’yı kendi silahları ile vurmak için teknik anlamda Avrupa zihniyetiyle modernleşme. (…) Had safhada milliyetçilik ve aynı zamanda tarihsel milli karakterin tahribatı.” (s. 301) Bir buçuk yıl sonra 1938 yılının Mayıs ayında, bu sefer Johannes Oeschger’e yazdığı mektupta ise Auerbach’ın gözlemleri daha da netleşiyor: “Her şey kötü bir biçimde modernleştirilmiş durumda. (…) Yoksul ve çalışmaya alışkın olmayan ülke… (…) Dindarlığa karşı mücadele ediliyor ve İslam kültürü Arap kökenli bir yabancılaşma olarak küçük görülüyor; hem modern hem de saf Türk olma isteği söz konusu. Bu çabalar, eski yazının yürürlükten kaldırılması, Arapçadan alınmış kelimelerin atılması ve yerlerine ‘Türkçe’ ya da kısmen Avrupa dillerinden alınmış kelimelerin konması yoluyla dilin tümüyle bozulmasına kadar vardır: Eski edebiyatı okuyabilecek tek bir genç bulamazsınız, düşünsel alanda son derece tehlikeli bir yönsüzlük söz konusu.”

Sağcı değil, Marksist de değil
Türkiye’nin kendine özgü siyasal gerilimi açısından bakıldığında, Auerbach’ın betimlemesinin, bugün oldukça sağcı bir değerlendirme olduğunu söylemek mümkün gibi görünebilir; hatta bu betimleme içinde yer alan “Avrupa’yı kendi silahları ile vurmak” tespiti olmasa, bu genel betimlemenin, dönemin İslamcılık anlayışıyla ıralı bir izlenim olduğunu ileri sürmek de mümkün. Ama ne yazık ki, Okumaya devam et

Carriére: “Atatürk, Türkiye tarihini baştan yazdırdı”

6 Ağu

Jean-Claude Carriére ile Umberto Eco’nun kitap, kalıcı veri depolama aygıtları, papirüsler, elektrik ve saire konular hakkında yaptıkları sohbetten oluşan Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın, Can Yayınları tarafından basıldı.

Eco ve Carriére, teknolojik devrimin sınır tanımazlığına rağmen, kitapların her daim hayatımızın bir parçası olarak kalacağını iddia ediyorlar.

Sohbet dönüp dolaşıp tarih yazıcılığına da geliyor ve bu kısımda Carriére, bizden bir örnek veriyor.

Aktarmakla yetiniyoruz:

Okumaya devam et