Tag Archives: attilâ ilhan

E. Ayhan Çağlar diye bir genç

12 Tem

-Attila İlhan-

(Çağrışım/3 ”…Arada zaman zaman, İzmir ‘de molalar veriyorum; ne de olsa çocukluğumun şehri, baba ocağı orada; palmiyelerini, muz ve mimoza ağaçlarını; kumruları -hele onları- nereye gitsem özlüyorum. Bu molaların birinde; Ankara ‘dan bir mektup; Sâlim Şengil , çıkarageldiği ‘Seçilmiş Hikâyeler Dergisi ‘ni bırakmıştır; onun yerine, ‘Dost’ adında çok daha geniş kapsamlı bir edebiyat dergisi çıkarıyor; acaba, yazı göndermenin dışında, ona da katkıda bulunabilir miymişim? İşte dergiye gönderilen ‘genç istidatlar’ ın yazı ve şiirlerini incelemek, elemek, dergide onlara cevap vermek görevi, böylece bana düştü, bir hayli de sürdü: gerçekten çok yazı, şiir, hikâye gelirdi; üşenmez, birer birer hepsini dikkatle okur, dergide cevaplar vererek, onlara yardımcı olmaya çalışırdım. Bu cevapları kimin yazdığını kimse bilmiyordu, sanırım sadece Sâlim (Şengil) Nezihe (Meriç) ve ben!

Bir keresinde, tek ya da birkaç şiir değil; hayli zengin bir dosya göndermiş bir şair namzedi karşıma çıkmasın mı? Alışılmamış bir gamdan, alışılmamış bir mûsikisi vardı; yeteneği su götürmezdi, daha o zaman şiirlerinde hırçınlıklar gizliydi. İmzası E. Ayhan Çağlar! Sâlim Şengil ‘e bu genç kimse, şiirlerini hem yayımlamasını, hem de onunla özel olarak ilgilenmesini, rica etmiştim: sonraki yılların hırçın fakat güçlü şairi Ece Ayhan , işte oradan, Dost dergisinin sayfalarından yükseldi.)

Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 22.07.2005

Reklamlar

Gerçek bir kadını beklemek

27 Kas

-Emre DEMİR- 


Seni ben kallavi sokağında gördüm

Bir kadın. Gerçek kadın tek bir kadındır. Kadının gerçekliğine ikna olunan süre zarfında, dünyadaki tek kadın odur. Sonra bir başka gerçek kadın ortaya çıkar. Önceki de, şimdiki de, gerçektir. Gerçek değişkendir. Gerçeğe göre değişmek gerekir. Hakikate vakıf olmak, mutlak bir gerçeği keşfetmek değil, an be an değişen gerçeğe göre pozisyon almak. Kadını gördüm, onayladım.

Sen beni görmedin, görmedin

Kadın beni görmedi. Belki gördü, belki görmedi. Görüp görmemesi mühim değil. Kadın bana bakmadı. Bakmadan görmüş olabilir. Öyle olmuştur. Gerçek bir kadın, kendisini izleyen erkeğe kamera muamelesi yapar. Erkeğin, kadının gerçekliğine ikna olduğu süre zarfında, kadın bir oyun oynar. Sinemada oyuncunun kameraya bakmaması gibi, kadın, kendisini izleyen erkeğe bakmaz. Kameraya bakmak, dramayı bozar. Erkeğin, kadının “gerçeklik” oyununu bozabilmesi için, öznel kamera konumuna geçebilmesi gerekir. Bu durumda, kadın erkeğe senaryonun bir parçası olarak bakacaktır.

Kapıları çaldım adını sordum

Söylemediler öğrenemedim

Seni ben kallavi sokağında gördüm

Bir daha görmedim bilmedim

Gerçek bir kadın, tek bir kez görünür. İkinci kez karşınıza çıkan kadın, Okumaya devam et

Sen benim hiçbir şeyimsin

8 Mar

-Attila İlhan-

Sen benim hiçbir şeyimsin

Yazdıklarımdan çok daha az

Hiç kimse misin bilmemki nesin

Lüzumundan fazla beyaz

Sen benim hiçbirşeyimsin

Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin

Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak

Dudaklarınla cama çizdiğin

En fazla sonbahar otellerinde

Üniversiteli bir kız uykusu bulmak

Yalnızlığı öldüresiye çirkin

Sabaha karşı öldüresiye korkak

Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbirşeyimsin

Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Okumaya devam et

soru..

12 Kas

-Cenk Ç. Özkömür-

“..oysa onun sevdiği onda elbette kendi hayalidir
varlığı değildir onun varlığına katılıp ikmalidir..”
attilâ ilhan

bir sorum var.

soru’yu kendime soruyorum. tekrar, beni yıldırmıyor. fakat, işe de yaramıyor: ileri gitmiyorum: hep aynı yerdeyim. ilişki, tekrar demek oluyor: hayat gibi. kendime hayatımla ilgili sorular soruyorum..

*

varlığım, o kadınla tamamlanıyor.

böyle sanıyordum. aslında, bu, en büyük yanılgım.

çoğu erkek, hâlâ böyle olduğuna inanıyor: varlıklarını, hayatlarındaki kadına bağlıyorlar. kadınlar için bunu iddia edemem. rol yapıyor olmalılar.

*

sorgulamadan, yaşayamıyorum. sorgulamak, beni yormalıymış; etrafım, böyle düşünüyor: gerçekte ise ben, onlar için üzülüyorum; onlar, benim için yoruluyor.

onun yanındayken, sorgulamıyordum.

*

bir büyüğüm, ‘hayatta, hep kolayı seç’ dedi.

kafamı kurcalıyor. hem de çok. ne büyük ağırlık: çok gencim. bana bunu neden yaptı?..

mutluluk ne; mutluluktan, ben ne anlıyorum, o ne anlıyor; hayata bakışımla onun bakışının aynı olamayacağı gerçeği.. bunlar, onun aklına gelmeyenler: nasihat vermek, ne kolay: yaşla irtibatlı sanıyorlar.

ayrıca, ‘zor’ ne demek? zor.. ne kadar soyut!..

bir ‘zor’ üzerinde hemfikiriz, diyelim: zoru elde etmeden, ‘başarmış’ olur muyum?..
meselâ: benim olan kadın, benim başarım mıdır?..

galiba, yanlış örnek: erkek, kadın ve başarı, bu üç kelime, aynı cümle içinde rahatsız ediyor.
büyüğüme öfkem, geçmiş değil.

*

artık biliyorum ki, soru’m o kadına ilişkin değil.

soru, o, yanımda yokken, vardı. bildiğimi sanıyordum.

bir gün, ellerini tutuyor ve yüzüne bakıyorken, soru’yu düşünmeye başladım. anladım: soru, hep vardı. onunla ilişkilendiren bendim.

*

beni, kafasında bir yere oturtmaya çalışıyor. benden beklentileri, onun hayattan beklentileridir: fikrimi sormuyor bile. beraber olmamız, onu onayladığım anlamına geliyor: böyle düşünüyor. onu onaylamak, onun hayatını, hayattan beklediklerini onaylamaktan farklı. bunu ona anlatamam.

*

sevgi arayan biri, beni sevmesin, istemiyorum. sevilmek isteyen bir kadını, hiçbir zaman istemedim. her şeye rağmen sevmeli. aşk, böyle olur. olursa..

kadın, işsizin, iş araması gibi sevgi arayabilir. aynısını yaptığını düşündüren erkek, annesini arıyordur; kadın ise, her şeyini.

erkek, annesini her şeyi sanıyor.

*

benim derdim, onaylanmak değil. onaylanmak istemiyorum. soru’ma cevap bulma arayışında değilim. sonum, onaylanmaktır.

*

âşık olduğum, kadın mı, aşk mı: bu çelişki, öne çıkıyor: bunun içinden çıkabilen, hiç şüphesiz yalnızdır: ‘olgu’ olarak değil, ‘ruh hâli’ olarak..

soru, benim için bir çelişki değil: soru, kendiliğinden.

var olmamı sağlayan, soru.