Tag Archives: baudrillard

Evrenden hızlı hareket etmek..

29 May

Arjantinli felsefeci Enrique Valiente Noailles, Baudrillard’ın içinde yaşadığı evreni açıklama konusunda, bu evrenden daha hızlı bir hareket yeteneğine ve ayrıca düşünce üretme hızına uygun bir dil yetisine sahip olduğunu söylemektedir.

Başka bir deyişle Baudrillard, içinde yaşadığı dünyada neler olabileceğini o dünyadan daha hızlı bir şekilde hareket edip gözlemleyebilmekte ve o düşüncelerini açıklarken sanki dünyada bu açıklamalara uygun bir takım olaylar olup bitmektedir. Bu tam da patafizik bir yorumlama biçimidir. Baudrillard bu bağlamda herkesin birer patafizikçi olduğunu, çünkü herkesin her konuda her gün bol keseden düşsel çözümler ürettiğini söylemiştir.

Kaynak: Baudrillard, Oğuz Adanır, Say Yayınları Fikir Mimarları Dizisi

Reklamlar..

4 Oca

-Baudrillard-

Televizyonda filmleri kesen reklamlar kuşkusuz toplum ahlakına hakarettir, ama reklam tv yapımlarının çoğunun hiçbir zaman “estetik” düzeye bile ulaşamadıklarını ve bu yapımların aslında reklam ile aynı düzeyde olduklarını gösteriyor.

Filmlerin çoğu, sırf kötü olanları değil, aynı günlük duygusal konuları işliyorlar: Arabalar, telefonlar, psikoloji, makyaj; yaşam biçiminin arı ve basit bir örneklendirilmesi. Reklamın başka bir şey yaptığı yok: Yaşam biçimini görüntü ile göklere çıkarıyor, onu gerçek bir entegre devre durumuna getiriyor. Ve televizyonda tüm olup bitenler, ayrım gözetmeden, düşük kalorili hatta hiç kalorisiz bir rejim oluşturuyorlar; öyleyse reklamlardan şikâyet etmek niye?

Hiçliğiyle, önemsizliğiyle, daha çok çevresinin kültür düzeyini yükseltiyor reklam.

Amerika, S.118

Gerçeklemiş bir ütopya düşüncesi paradoksal bir düşüncedir..

21 Ara

-Jean Baudrillard-

Amerika, geri döndürülemez bir andır.

Ne olursa olsun, bizi Amerikalılardan ayıran şey işte budur. Onlara hiçbir zaman yetişemeyeceğiz ve onların saflığına, yürek temizliğine sahip olamayacağız. Biz yalnızca onları elli yıllık bir gecikme takip ediyoruz. Bizde kültürün sıfır derecesi diyebileceğimiz bir şeyin ruhu ve cesareti yok, kültürsüzlüğün gücü yok.

Kendimizi az çok adapte etmeye boşuna uğraşıyoruz, bu dünya görüşü bizden her zaman uzak olacaktır, tıpkı Avrupa’nın aşkın ve tarihsel Weltanschauung’unun (dünya görüşü) Amerikalılardan her zaman uzak olacağı gibi. Üçüncü Dünya ülkeleri de demokrasi ve teknolojik gelişme değerlerini hiçbir zaman içselleştiremeyeceklerdir; kesin kopukluklar vardır ve bunlar yok edilemezler.

Biz ideal için kıvranan, ama aslında bunu gerçekleşmesini istemeyen, her şeyin olası olduğunu, ancak her şeyin kesinlikle gerçekleşmediğini söyleyen nostaljik ütopyacılar olarak kalacağız.

Amerika’nın savı her şeyin gerçekleştiği yönündedir. Bizim kendi sorunumuz ise şudur: Eski amaçlarımız -devrim, gelişme, özgürlük- ulaşılmadan önce, gerçekleşmeden yok olacaklar. Melankolinin nedeni bu. Biz hiçbir zaman böyle beklenmedik bir gelişmeyi görmek şansına sahip olmayacağız.

Biz olumsuz tutum ve çelişkiler içinde yaşıyoruz, onlar paradokslar içinde (çünkü gerçeklemiş bir ütopya düşüncesi paradoksal bir düşüncedir). Ve Amerikan yaşam biçiminin kalitesi, çoğunlukla bu pratik ve paradoksal mizah içinde kendini göstermektedir. Oysa bizimki eleştirel aklın inceliğiyle belli olur (belli oluyordu?).

Birçok Amerikalı aydın bizim bu özelliğimize imrenir ve kendileri için yeni ideal değerler, yeni bir tarih yaratmak, eski Avrupa’nın felsefi ya da Marksist güzelliklerini yeniden yaşamaya özenirler. Özgün durumlarını oluşturan her şeyin tersine; çünkü Amerikan kültürünün (kültürsüzlüğünün) çekiciliği ve gücü tam tamına modellerin ansızın ve görülmemiş bir biçimde somutlaşmasından kaynaklanıyor.

*

Atlantik’in berisinde düşlenmiş olan her şeyin, ötesinde gerçekleşme şansı var. Onlar düşüncelerden gerçeği üretiyorlar, bir gerçeği düşüncelere ya da ideolojiye dönüştürüyoruz.

Kaynak: Amerika, Ayrıntı Yayınları

Jesus saves, Know Jesus..

8 Kas

İşte, Venice’deki Main Street’te ağır bir haç taşıyan bu bembeyaz İsa heykeli de böyle. Hava çok sıcak. İnsan İsa’ya şöyle söylemek istiyor: Bu iş yapılalı iki bin yıl geçti bile.

Ama yeni bir şey yaptığı yok onun; başkaları nasıl arabalarının üstünde ‘Jesus saves, Know Jesus’ vb. yazılı pankartlar taşıyorlarsa, o da yalnızca haçını taşıyor. Ona kimsenin kesinlikle kendisini görmediği, geçerken hiç kimsenin kendisine aldırış etmediği, kendisini alaya aldığı anlatılabilir. Ama o şöyle yanıt verecektir: Bu, iki bin yıl önce de tam tamına böyle oldu.

Kaynak: Jean Baudrillard , Amerika, sf 72 Ayrıntı Yayınları, ikinci basım

anlatmak..

23 Eki

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“kendinden dışarı çıkarak bir şey ele geçiremezsin”
kafka

her şeye rağmen, bazı figürleri sevdim, gerçekten seviyorum, her şeyin, kendin dâhil, sadece bir figür olduğunu kabullendiğinde, iş kolaylaşıyor. hayat.

eve dönüyordum, kapıda karar değiştiriyorum, yürümem lâzım, yağmur hafif hafif yağıyor, epeyi yürüyorum, kulaklık kulağımda, zeki müren dinliyorum, puro bulamıyorum, sigara var, sigara içmek ile öpüşmek arasında bağ kuran bir ben miyim, bilmiyorum, açık bir yer buluyorum, restoran gibi, önünde masalar, kalabalık, yağmur artmıyor, sevimli kız geliyor, garson, bira istiyorum, sigara ve bira, durmadan içiyorum, karnım aç, dört bira içmiş olmalıyım, beş ya da, okuyacak konuşacak hiçbir şey ve kimsesiz, telefonuma notlar alıyorum, sigarayı sevmiyorum, garson süratime şaşırmış olmalı, beethoven çalıyor, arkamdaki kadın bağırmaya başlayınca masadakiler Okumaya devam et

Gitmeli

8 Eki


-Cenk ÖZKÖMÜR-

“beni de alın, ne olur, koynunuza hatıralar

dolanıp kalayım bir ân, boynunuza hatıralar..”

sartre, hatıraların, elimizden alamayacakları tek mülkümüz olduğunu yazdı.

hatıralara hitaben bir şarkı yazılmış olması, türkçede, iyidir.

gitmek.. duracağımız ân’ı ve yer’i bilebildiğimiz kadar gidiyoruz, gitmiş oluyoruzdur.

baudrillard’ın ölmek bir şey değil, yok olmayı bilmek gerek, demesi gibi: yok olmayı becerebileceğimiz ölçüde var’ız.

iki adımlık bir mesafeyi, Okumaya devam et

baudrillard ayakta kalmayı teklif ediyor

28 Tem

-Rüşdü Paşa-

soru şudur: kendi tuzaklarına düşürülmüş insanlardan oluşan bir toplulukta kendin olarak nasıl ayakta kalınır?

baudrillard, hayatımızı gerçeklik ilkesinin yerini almış olan bir simülasyon ilkesinin belirlediğini ilân etti.

eskiden olan birşey artık yok. olmayan şeyin yerine bir başka şey konuyor. simulasyon. politika, ekonomi ve bilinçaltı bir simülasyon modeline dönüşüyor.

politika.

baudrillard: “partilerin tarihsel ya da toplumsal anlama sahip herhangi bir söylemlerinin hiçbir anlamı yoktur. tam tersine partilerin hiçbir şeyi temsil etmemeleri gerekmektedir. çünkü oynanan oyun, sondajlar, biçimsel ve istatistikî zorlamanın büyüleme düzeyi o kadar büyüktür ki”.

politika, toplulukların iktidarsız oldukları bir alan. bir gösteri alanı. politik alanda olan şeyler, insanların maruz kaldıkları, seyrettikleri şeyler. politika, insanların hiçleştirildiklerine ilişkin bir gösteri alanı.

ekonomi.

ekonominin iyiye gidiyor olmasının bir anlamı yok. kötüye gidiyor olamasının da. borçların ödenmesi, faiz oranları, borsada işlem gören kağıtların fiyat seyri, toplumun servetinin bir iki

kişinin mülkiyetine geçirilmesi öncelikli. tapu ve banka kayıtları. seçkinlerin önceliği.

baudrillard: ekonominin itici gücü ne maddi üretimden oluşan altyapı ne de üstyapı artık. ekonominin dinamiği istikrarsızlaşmasıdır; ideolojilerden, sosyal bilimlerden, tarihten kurtulmuş bir ekonominin, ekonomiden kurtulmuş ve kendini katıksız spekülasyona teslim etmiş bir ekonominin, gerçek ekonomiden bağımsızlaşmış sanal ekonominin zaferi ile karşı karşıyayız”.

klasik iktisat teorisinin açıklama gücü yok. üretimden ve ticaretten tamamen kopuk değerde bir para elektronik ortamda dolaştırılıyor. global ölçekte bir para hareketi. hiçbir ülkenin ekonomisi bir para krizi karşısında korunaklı değil. parababalarının rûtbeleri devlet adamlarınınkinden daha yüksek. serbest piyasa yerine emir konuta disiplini devrede. çok uluslu şirketler, askeri tekniklerle çalışıyor.

istikrar, asıl gösterge. istikrar, sermayenin fiyatının istikararından ibaret. sermayenin güvenliğinin sağlanması makro-ekonominin tek amacı.

ekonomi, insansız. istihdam, refah, işsizlik, amaç değil, faiz ve kâr oranlarının bir türevi. fakirlik, açlık, ekonomik sorun olmaktan çoktan çıkartıldı.

bilinçaltı.

büyük, global, makro alanda benzer gelişmeler olurken, insan teki, bu devrede, ne durumda? ekonomi ve politikanın dışına atılmış bir insan, kendisi ve en yakınındakileri ile savaşıyor. bir yavaş intihar stili. kötülük makinasına dönüşüm.

baudrillardian teklif: yarmak. sadeleşmek. kendin olmak.