Tag Archives: deleuze

İmgenin sinematografik özü..

29 May

Deleuze’a göre, sinema hakkında ilk kez fikirler ileri sürerek ilk sinema çalışmalarını yapanlar, bir endüstriyel sanat olarak sinema sanatının otomatik hareketi (kendinde hareketi) gerçekleştirmesi üzerinde yoğunlaşmışlardır. Çünkü ilk kez kendi kendisine hareket eden bir imgeyi, sinema sanatı ortaya koymuştur.

Sinemayla birlikte, imge artık sadece hayal gücünün figüratif, soyut ve kuralsız bir yaratımı olmaktan çıkmıştır. Bu bağlamda imge yeni bir yapı kazanmıştır. İmgenin bu yeni durumu, onun felsefi olarak nasıl bir göndermede bulunduğuna yönelik bir açıklamayı de gerektirmiştir.

Deleuze, imgenin sinematografik özünün yakalamanın peşinde olduğu için sinematografik imgeyi, resim imgesi ve fotoğraf imgesinden ayırmıştır. Kendi başlarına hareketsiz bir özellik sergileyen resim imgesinde ve fotoğraf imgesinde hareketi gerçekleştirmek zihnin kendisine düşmekteydi ve bu bağlamda, imgenin kendi başına bir bağımsızlığı değil, zihnin kurgusuna bağımlılığı söz konusuydu. Hareket, sinemayla birlikte otomatik hale geldiğinde, imge bütünüyle sanatsal bir öze kavuşmuştur.

Kaynak: Gilles Deleuze’da İmge Hareketi Olarak Sinemanın Felsefesi, Ö. Y. Sütcü, Es Yayınları

Reklamlar

Çizgi çizmek..

28 May

Deleuze, Diyaloglar adlı kitabının “İngiliz Amerikan Edebiyatının Üstünlüğünden” bölümünde, D. H. Lawrence’ın “gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak… ufuğu geçmek, başka bir hayata girmek…” şeklindeki ifadesi ile yaratım edimi arasında bir bağıntı kurar. Kaçıp gitmek, kurtulmak, başka bir hayata geçmek kuşkusuz yazarın ilham kaynağıdır. Deleuze, bu kaçışla basit bir ayrılmayı ya da bu dünyayı kısa bir müddet terk etmeyi kastetmez. O, bu kaçışla eylemleri terk etmeyi değil; tersine eylemlerin çoğalmasını kasteder. Kaçmak, çizgi çizmektir; yeni bir yaşam için “kartograf” (zihin haritası) çizmektir. (…)

Deleuze için, tüm yaratım edimlerinin temelinde çizgi çizmenin yer aldığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla resim yapmak, beste yapmak, film çekmek, roman yazmak, şiir yazmak gibi tüm etkinlikleri gerçekleştirmek bir çizge çizme sorunudur. (…)

Nerede bir çizgi çizme başarısı ortaya çıkarsa, orada felsefenin ortaya çıktığını söylenebilir.

Deleuze: “Felsefe her seferinde doğar veya yazar, müzisyen ve ressam tarafından üretilir. Her seferinde melodik bir çizgiyi, rengi, yazılı çizgiyi, eklemlenmiş sesi beraberinde götürmektedir… Filozofların daima başka şeyleri oldu, başka bir şeyden doğdular.”

Kaynak: Gilles Deleuze’da Bir İmge Hareketi Olarak Sinemanın Felsefesi, Özcan Yılmaz Sütçü, Es Yayınları

Bir Sanatçı Gibi Yapmak

15 Oca

-Rüşdü Paşa-

Deleuze yazıyor ki: “Tarihin, yöntemin bir parçası olduğu su götürmez. Ama Foucault asla tarihçi olmamamıştır. Foucault’ya göre tarih bizi kuşatır ve sınırlar, ne olduğumuzu değil, ne’den farklılaşmakta olduğumuzu söyler, kimliğimizi oluşturmaz, olduğumuz diğer şey yararına onu yok eder. tarih, bizi kendimizden ayıran ve kendimizi düşünmek için aşmamız ve geçmemiz gereken şeydir”.

Türklerin başına gelen her kötü şey, İlber Ortaylı’nın uzun yüzyılı olan 19.yüzyılda, geldi. 20.yüzyıl, ayrı, bağımsız, kendi başına olan, ayırdedilebilen, birşey değil.  20.yüzyıl 19.yüzyılın yalnızca bir sonucu. 19.yüzyıl o kadar uzun ki 20.yüzyılın tamamını içine aldı, 21.yüzyılın ilk yıllarını. Bugün Türkiye’de varolan herşey, iktisat, siyaset, sosyal alandaki herşey, büyük ölçüde ve genel olarak bir 19.yüzyıl olayıdır. İktisat: Türkiye’nin 19.yüzyıl dûnya iktisadı ile eklemlenmesi devam ediyor. Zaman değişti, değişmeyen o ilişki biçimi. Süreklilik.

Sanatçı, esaslı birşey yapar. Bir ev, resim, felsefe, düşünce, roman, şiir, esaslı birşey, yalnızca bir sanatçı tarafından yapılan birşey. Doğru, gerçek, sağlam birşey.

İlişki: ‘Onlar söylüyor, biz yapıyoruz’.

Batı ile ilişki teknik. İlişkinin doğasına Okumaya devam et

Yöntem

4 Ara

-Rüşdü Paşa-

kapitalizm içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye, yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya giden bir ilişkiler sistemidir. her şey görecelidir, her şey zincire vurulmuştur. kapitalizm hem dünyanın hem de ruhun durumudur

kafka

 “deleuze okuduktan sonra, hayata dönmek anlamlı değil”

deleuze okumak, okumak ve deleuze okumak, neden okunduğu ve neden deleuze okunduğu konusunda bir sezgi oluyor, sezgi, düşüncenin üstündedir, üstte olduğundan yönlendirici ve açıklama eksiktir.

sonra, deleuze okuduktan sonra, hayata dönmek anlamlı değil, dönüyoruz, yaklaşım gerekiyor, türkiya’da bir konuşma yöntemi var, siz bir şey söylüyorsunuz, karşıdaki, iki şey söylüyor, dün kaza yaptım, diyorsunuz, o bir şey mi, diyor, karşınızdaki, asıl büyük kazayı ben yaptım, sizin söylediğiniz karşıdaki tarafından etkisizleştiriliyor, yöntem, siz ne söylerseniz daha çoğunun size yanıt olarak verilmesidir, saçma ve yıkıcı rekabet durumu. kırmızı bir elma var, haberine dair, karşıdaki, daha kırmızı ve daha büyük bir elmanın varlığını haber veriyor, içinden çıkılmaz bir durum, iyi olan şu, karşıdaki neden var ve karşıdakine neden haber vermek gerekiyor, soruları kendiliğinden yanıtlanmış oluyor.

yorum, geciktiriliyor.

rüya olmadan bilinç konuşmak imkânsız, kapitalizm kelimesini kullanmadan, dünya, konuşuluyor, Okumaya devam et

Arzu

10 Kas

-Rüşdü Paşa-

“işte kaatiller çağı”

rimbaud

bir süredir uyanık olmalıyım, yataktayım, kalkmak için bir fikir gerekli, müzik ya da tam demli çay, bir isim, gerekli, kelime, yves saint laurent imgesi hareketlendirdi, bir koku, arzu, bütün kıyafetleri atmak gerek, zamanını bilemiyorum, tv kumandasını gördüm, ekranda bir ajan konuşuyor, oldukça iyimser, oldukça iyimser bir ajandan daha tehlikeli ne olabilir, yapmak imkânını elde etmiş anlamındadır, ilişkilerde fısıldamak etkindir. tv seyretmek bir boşluk yaratır. felsefi düşünmek güçlenmektir.

kaza japonya’da oluyor, bir arabanın çarptığı adam yerden zar zor kalkabiliyor, kendine çarpan arabayı süren adama yaklaşıyor, teşekkür ediyor, olay gerçek, osho, konuşmasında anlattı, gerçekleşme karşısında insanın soylu tepkisi onaylamak olarak anlatılıyor, japon sayılanların oluş karşısındaki teslimiyeti kriz durumu dahil olmak üzere her zaman görüldü, japon olmayanların yapması imkânsız.

uyanıklık onaylanması gerekli bir ruh hâlidir, uyutulmanın Okumaya devam et

ayakta kalmak

29 Eki

-Rüşdü Paşa-

‘bir üslupta geçerli olan ne sözcükler, ne cümleler, ne de ritimlerdir.

yaşamda geçerli olanlar ise ne tarihler, ne ilkeler, ne de sonuçlardır’.

deleuze

ayakta kalmak yalnızca ahlâki bir hareket. yalnızca ahlâki olanların varlıklarının bir değeri olur. varlıklarının ve okumalarının.

yazı üslupla mümkün. yazıyı yazı yapan, çekiciliğidir, üsluptur. deleuze’e göre, iyi okuma biçimi, kitabı tamamen mahkûm etmektir, iyi okuma biçimi, metine, müzik dinler gibi, bir film seyreder gibi, davranmaktır.

hayat, zarafet, sağlık ve yaşamak sanatı, üç olayın aynı anda bir arada olması ile mümkün. zarif, sağlıklı ve iyi yaşamayanın bir hayatı olmaz, ölüdür, taklitçidir. zarafet, çekicilik. sağlık, doğa. iyi yaşamak, sanat. hayat, neşenin varlığı ile onaylanır.

bilgi ideali, okuma önündeki büyük engel. bir büyük engel daha var: hakikatin keşfi. ideal, hayatın reddedilmesine yol açan büyük tehlike. hakikatin şimdi/ burada maddileştirilmesi bir keşif imgesini oluşturur. diğer engel.

üç şey. sanatçı. doktor. mühendis. yalnızca sanatçı ve doktor hayatta kalır. sanatçı, araştırmacı değildir, yorumlayıcıdır. doktor, değerlendirmecidir. alışkanlıkların radikal bir şekilde değiştirilmesi Okumaya devam et

Kaçış

22 Tem

-Rüşdü Paşa-

 

‘Birşeyi elde etmek istiyorsan

onu kendin için isteme’.

Cibran

“Bir: Türkler, Batı’ya doğru giderken, 1683,

Viyana önlerinde durduruldu.

İki: Türkler, kapitalizmle karşılaştılar.

Bir, durdurulma. İki, karşılaşma.”

Türkler, kaçıp gitmek istiyor. Kaçmak isteyenler için, Türkler, kaçılacak yerin neresi olduğunun bir önemi yok. Kaçmak, kurtulmak olarak görülüyor. Başka bir hayata başlamak. Tekrar, bir oyun olarak tekrar, Türklerin kaçış nedeni. Fark, yok, oluşturulamıyor. Türkler, yalnızca kaçıp gitmeyi mi düşünürler, sorumluluklardan, işten yırtmak isteği mi, yorgunluğun oluşturduğu bir dinlenme programı mı, yoksa Türkler kaçmayı gerçekten arzuluyorlar mı?

Deleuze’e göre, kaçmak, hareket etmek değildir, olduğu yerde kaçış hareketi yapmak  mümkün, göçerler, hareket etmeyenlerdir, oldukları yerde durdukları oluyor. Hiç kımıldamadan seyahet etmek mümkün. Bir kişilikten başka bir kişiliğe geçi bu türden bir seyahat. Bir milletin kendi kültüründen bir başka kültüre geçişi de böylebir seyahet, hareketsiz.

Guattari ile birlikte yazdığı iki ciltlik kitapta, kitabın adı, Kapitalizm ve Şizofreni’dir, Deleuze, Okumaya devam et