Tag Archives: emre yılmaz

“Çapkınlık, erkeğin erkekliğini yaşadığı son sığınaktır”

14 Şub

-Emre Yılmaz-

Beni acıtabilmek için önce nereye vuracağını çok iyi bilmelisin. Nereye vuracağını bilmek için beni çok iyi tanımalısın. Beni çok iyi tanıyabilmek için sevgilim olmalısın. Sevgilim olman için seni çok sevmeliyim. Yani? Yani seni çok seversem; beni acıtabilirsin. Eee? Ne ee’si? Ayrılıyoruz.

Hiç kavga etmeyen aşıklar, birbirlerini değil, ebeveynlerini bulmuşlardır.

*

Büyük bir aşk her zaman rastlantıdır. İlişki, sipariş edilir. Satın alınır. Hak edilir. Hatta çalınır. Ama aşk sadece bulunuverir. Birdenbire.

*

Aşka ilişki diyorlar. Kimler? Sevgi budalaları, terapistler, Shirley McLainciler. Aşıklar ne diyor? Bir çarpışma diyorlar. Yırtıcı diyorlar. Kanlı diyorlar. Ölümlü diyorlar.

*

Sonsuza kadar sürecek yegâne aşklar, yarım kalmış aşklardır.

*

Aşk, ya bir ömür boyu değildir, ya da Okumaya devam et

Reklamlar

ayna..

14 Kas

“yeryüzündeki bütün aynaları gördüm;

hiçbiri, beni yansıtmıyordu…”

jorge luis borges

 

1.

ölüm’ü düşünüyorum.

ölümüm’ü değil.

ölüm, önemli: ölüm’ün önemi belirsizlikten.

ölüm, uzak. ölüm, uzak bir endişe.

yalnız öleceğim.

yalnız öleceğimden, endişe duymuyorum.

belirsizlik, endişe duyulacak tek şey: Okumaya devam et

Emre Yılmaz, 1996’da yazdı:

22 Ağu

 

“Liberal ve demokrat bir Refah Partisi, Türkiye’yi AB’ye sokar”

 

“Ilımlı bir Osmanlı İslâmının yönettiği parlamenter demokrasi ütopya mıdır?”

 

İslamcılar batıyı karşılarına alan Türk-İslam sentezleri yerine Batı-İslam sentezi gibi ideolojiler üretseler işi bitirebilirlerdi. Böylelikle kendilerini kurtaracak altın kazı onları seçenlerin değersizlik duygularına, aşağılık komplekslerine ve kıskançlıklarına kurban etmezlerdi.

O kesimden oy alabilmek uğruna asıl tavlanması gereken iç ve dış güçleri kendilerinden uzaklaştırmazlardı.

 

Ama kim bilir belki de bütün bunlar bir büyük stratejinin geçici taktikleri olabilir. Çünkü İslamın akıllılarının da gördüğü dünyanın, hepimizin bildiği dünyadan farklı olmaması gerekir. İslamda “gerçek parayı” yaratan bilim yok, teknoloji üretimi yok, Nobelli beyinler yok, ülser mikrobunu laboratuarda üretebilen araştırmacılar yok. İslamcı da çok iyi bilir ki, vaat ettiğini ancak Batı verebilir.

  Okumaya devam et