Tag Archives: erol güngör

Bu Ülke Bir Acayip Ülkedir

10 Ara


-Erol Güngör-

Bir şark hikâyesinde bütün tarih şu üç kelime ile hülâsa edilir: Doğdular, yaşadılar, öldüler. Bu hülâsa bize nasıl ve niçin sualleriyle ilgili bilgi vermiyor, ama bütün o suallerin arkasında yatan gerçeği en veciz şekilde ifade ediyor.

Doğum ve ölüm hakkında aynı kayıtsızlığı, miskin bir teslimiyetle de olsa, hepimiz göste­ririz, ama hayatın hikâyesi üzerinde milyonlarca ton keçiboynuzuna benzer lâf etmişizdir. Bütün bu yığının içinde bir damla balı bulacak insan pek nadir yetişiyor. İşte Cemil Meriç “Bu Ülke” altında neşredilen eserinde bize bu balı veriyor. Hacmi küçük, muhtevası büyük olan bu eseri gördükçe, sözü uzatarak ciltler dolusu kitap yazan, hatta her iki ayda bir yeni eser neşreden son devir allâmelerini hatırlayıp da, topuna birden:

Gılzetin fehmolunur hacm-i kitabından senin

dememek elde mi?

“Bu Ülke” bizim hâlâ devam eden batılılaşma hareketlerimizin kat’î ve veciz bir icmalidir. Siyasî müesseseleriyle, kendine ait dertleriyle, batıl itikat ve hurafeleriyle, her türlü saplantı ve sapıklıklarıyla Avrupa’yı benimseme gayretlerinin altına çizilen yekûn çizgisi. Çizginin altındaki hanede koskoca bir sıfır buluyor Cemil Meriç. Şimdiden sonra da aynı yolda devam etmek isteyen­ler bu sıfırın sağ tarafına -isterse soluna olsun- dizilmiş yeni sıfır­lardan ibaret kalacaklardır.

Cemil Meriç millî şahsiyetin iki ana unsurdan meydana gel­diğini, bunlar gidince şahsiyet ve cemiyet diye bir şeyin kalmaya­cağını söylüyor: dil ve din. Millet hayatında her türlü değişiklik, Okumaya devam et

Reklamlar

Bu Ülke Bir Acayip Ülkedir

19 May

-Erol Güngör-

 

Bir şark hikâyesinde bütün tarih şu üç kelime ile hülâsa edilir: Doğdular, yaşadılar, öldüler. Bu hülâsa bize nasıl ve niçin sualleriyle ilgili bilgi vermiyor, ama bütün o suallerin arkasında yatan gerçeği en veciz şekilde ifade ediyor. Doğum ve ölüm hakkında aynı kayıtsızlığı, miskin bir teslimiyetle de olsa, hepimiz göste­ririz, ama hayatın hikâyesi üzerinde milyonlarca ton keçiboynuzuna benzer lâf etmişizdir. Bütün bu yığının içinde bir damla balı bulacak insan pek nadir yetişiyor. İşte Cemil Meriç “Bu Ülke” altında neşredilen eserinde bize bu balı veriyor. Hacmi küçük, muhtevası büyük olan bu eseri gördükçe, sözü uzatarak ciltler dolusu kitap yazan, hatta her iki ayda bir yeni eser neşreden son devir allâmelerini hatırlayıp da, topuna birden:

Gılzetin fehmolunur hacm-i kitabından senin

dememek elde mi?

 

“Bu Ülke” bizim hâlâ devam eden batılılaşma hareketlerimizin kat’î ve veciz bir icmalidir. Siyasî müesseseleriyle, kendine ait dertleriyle, batıl itikat ve hurafeleriyle, her türlü saplantı ve sapıklıklarıyla Avrupa’yı benimseme gayretlerinin altına çizilen yekûn çizgisi. Çizginin altındaki hanede koskoca bir sıfır buluyor Cemil Meriç. Şimdiden sonra da aynı yolda devam etmek isteyen­ler bu sıfırın sağ tarafına -isterse soluna olsun- dizilmiş yeni sıfır­lardan ibaret kalacaklardır.

Cemil Meriç millî şahsiyetin iki ana unsurdan meydana gel­diğini, bunlar gidince şahsiyet ve cemiyet diye bir şeyin kalmaya­cağını söylüyor: dil ve din. Millet hayatında her türlü değişiklik, bu iki unsur muhafaza edilmek şartıyla, bir insanın geceleyin elbi­sesini çıkarıp pijama giymesi gibi arızî bir hâdisedir. Meriç’in “müstağribler kervanı” dediği Türk intelijansiyası gelip-geçici değişmeleri öz saymışlar, böylece elbise değiştirecek yerde elbisenin içine yeni bir insan -Avrupalı denilen bir zümrüd-ü anka, ve­ya bir ücûbe- koymak istemişlerdir. Onların bu tavrı âdeta bir kadına tasallut etmek için onun kocasına ait kıyafete Okumaya devam et

Bu Ülke Bir Acayip Ülkedir

3 Şub

-Erol Güngör-

Bir şark hikâyesinde bütün tarih şu üç kelime ile hülâsa edilir: Doğdular, yaşadılar, öldüler. Bu hülâsa bize nasıl ve niçin sualleriyle ilgili bilgi vermiyor, ama bütün o suallerin arkasında yatan gerçeği en veciz şekilde ifade ediyor. Doğum ve ölüm hakkında aynı kayıtsızlığı, miskin bir teslimiyetle de olsa, hepimiz göste­ririz, ama hayatın hikâyesi üzerinde milyonlarca ton keçiboynuzuna benzer lâf etmişizdir. Bütün bu yığının içinde bir damla balı bulacak insan pek nadir yetişiyor. İşte Cemil Meriç “Bu Ülke” altında neşredilen eserinde bize bu balı veriyor. Hacmi küçük, muhtevası büyük olan bu eseri gördükçe, sözü uzatarak ciltler dolusu kitap yazan, hatta her iki ayda bir yeni eser neşreden son devir allâmelerini hatırlayıp da, topuna birden:

Gılzetin fehmolunur hacm-i kitabından senin

dememek elde mi?

“Bu Ülke” bizim hâlâ devam eden batılılaşma hareketlerimizin kat’î ve veciz bir icmalidir. Siyasî müesseseleriyle, kendine ait dertleriyle, batıl itikat ve hurafeleriyle, her türlü saplantı ve sapıklıklarıyla Avrupa’yı benimseme gayretlerinin altına çizilen yekûn çizgisi. Çizginin altındaki hanede Okumaya devam et

Sartre’ın değişen dünyası

21 Oca

-Erol Güngör-

Sanatçıyı idealist bir tip olarak alan ve cemiyet içinde ona bu idealizmine göre bir yer veren kimselere sık sık rastlıyoruz. Bir buçuk asır öncesine göre bugün dünyanın çehresini tanınmayacak kadar değiştiren ilim ve tekniğin, bu derece ilerlemediği çağlar için böyle bir düşünce belki doğru olabilirdi. Günümüzün sanatçısı artık cemiyetteki değişmenin öncüsü olacak yerde, bizi sıkan medeniyet kıskaçlarına karşı insanlığımızın savunmasına çalışan zayıf bir avukat olmuştur. Merhametsiz, sert, kudretli ve herhalde adaletsiz bir mahkeme karşısında zayıf bir avukat. Zaten bu savunma, insanı mahkum eden duygusuz hakimlerin mevcut olmayan vicdanlarını harekete geçirmek için değil, henüz kurtuluş ümidi bulunan insanları uyarmak için yapılıyor.

Sanatçı, içinde yaşadığı cemiyet düzeni ile yaptığı kavgada her zaman aynı değerlere dayanmış, Okumaya devam et