Tag Archives: intihar

sıradan bir hafta

6 Tem

 -Cenk ÖZKÖMÜR-

gün bir

kahvecideyim. okuduklarım, beni bir gün’e götürüyor.

gözlerimin içine bakarak, “şimdi her şeyi kavradım” dediği gün. bu cümleyle vedâ etmişti bana. benle ilişkinin bir yanlışlık olduğunu, benim bir yanlış olduğumu söylemişti. bunun bana son darbesi olacağını düşünmüştü herhâlde. söyledi ve rahatladı, gibi.

böyle olmalı.

 

gün iki

kitapçılar, benim için uygun yerler. kafa dağıtma yerleri.

look olarak probleme rastlamadığım kız, kitap seçimi olarak da doğru yerde. ukâlaca yaklaştım. bir kitap uzattım. önce kitabı, sonra beni süzdü. ifadesiz. “çok sıkı romandır” dedim. bana bakmayarak, “biliyorum” dedi, “okudum”. güzel başladık, bu diyalog sürmeli: raf degiştirip, ikinci kitaba geçtim, “peki, bunu okudunuz mu?” dedim, “bence en iyi şiirleri bu kitaptadır.” hâlâ ifadesiz. beni tekrar süzdü, rahatsız olmadım; “bence de” dedi, ifade değişmeye başladı, ton aynı. süper, dedim içimden: ukâlalık kartımı elimden aldı ama doğru yoldayım. bir adım attım, yaklaştım ve “anlat” dedim, “şimdi sen anlatmalısın…”

 

gün üç

kahveciler. hayat kurtaran kahveciler.. onlardan birindeyim yine. kibar bir adam, Okumaya devam et

Pavese’nin eylemi: Çıkış’ı eylemsizlikte bulmak

16 Nis

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.”

Cesare Pavese

Türkiye’deki meraklı okurlar, İtalyan yazar Cesare Pavese’yi okumadan evvel, muhtemelen Tezer Özlü’nün metinlerinde rastlamışlardır onun ismine. Tezer Özlü, Pavese’nin izine nasıl düşmüşse, okur da her ikisinin peşine düşmüştür onun sayesinde ve güzel olanı: ikisi de aynı sertlikte çarpmıştır okuyanı!

‘Bunalımda olmak’ tabiri, günümüzde sıklıkla kullanılıyor ve fakat, içi boş olarak. Popüler kültürün bir getirisi bu da: en basitinden, çözüm önerileri ‘satmak’ için, herkesin en ufak bir sıkıntısı, ‘bunalım’ olarak sunuluyor. Somut bir ‘bunalım’ tanımı yok ve olamaz da; ancak, bunalım diyerek adlandırılan bu ruh durumuna –meselâ- ‘sıkılmak’ diyemez miyiz biz?

Zira, bunalımda olmak, aslında varoluşsal bir problemi ifade eder ve içerir. Bu, gündelik’i tabii ki kapsar; fakat, o kadarla sınırlı değil.

Bulantı’daki Roquentin’in yaşadıklarını düşünelim örneğin: varoluşçuluğun ana fikrini günlük pratiklere dökerek izah ettiği romanında Sartre’ın karakterine yaşattığı, bir can sıkıntısı mıdır, bunalım mıdır; ya da sadece bulantı mı…

Okumaya devam et

İç ve dış sesler – hatırlayışlar

8 Mar

-Pınar Çekirge-

Ev havasız. Haftalardır tozlu. Eşyalar, oraya buraya saçıl­mış kitaplar, benimle yapılan söyleşilerden, hakkımda çıkan ta­nıtım yazılarından, gazete, dergi kupürlerinden derlenmiş dos­yalar… eski film, tiyatro afişleri… Ajda’nın 60’lı yıllardan kalma plakları… oyuncak bebekler… çalışma masam… daktilom… ak­sayan «ö»tuşu… pencereyi aralıyorum usulca. Sonra kendimi kanepeye bırakıyorum. Anıların, iç ve dış seslerin, çığlıkların ür­pertisine bırakıyorum.

«İntihar etmekten korkuyorum,» diyor Dostoyevski. «Çünkü büyük olmaktan korkuyorum.»

«Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde.» dive atılıyor Pavese. «Oysa, alçakgönüllülük istiyor bu son adım, kendini beğenmiş­lik değil.»

«Hayır, kaçış değildir intihar. Reddediştir,» diyor Schuman intihar girişiminden günler sonra.

«Yinelemenin, aynının dışına çıkmayı denemekti amacım,» diye mırıldanıyor Beethoven.

Adalet Ağaoğlu bir söyleşisinde: «intihar, Okumaya devam et

sokak lâmbası

21 Oca

-Emre Demir-

her gün sadece memurlar buluşur, zorunlu

ama biz memur değiliz sevgilim

her gün öpüşmek zorunda da değiliz

senden önce de vardım ben

benden önce de sinemaya gidiyordun

benden sonra da gideceksin

benden sonrası da olacak evet

bir yastıkta kocayacak değiliz

bende deneme filmlerde gördüğün aşkları

ben film karakteri değilim

ben Okumaya devam et

Yaşamın kendisi bir çözüm değil..

21 Oca

-Antonin Artaud-

Kendimi öldürmeden önce bana varoluştan yana güven verilmesini isterim, kuşku duymamak isterim.

Resim: Ellen Burgin

Yaşam, benim gözümde, olguların belirginliğini ve akılda uyumlu biçimde birleşmelerini onaylamaktan öte bir şey değil. Ben, olguların toplanıp birleştiği zorunlu bir buluşma noktası gibi duymuyorum kendimi artık; şifalı ölüm, doğadan ayırarak iyileştiriyor bizi; ama ya ben, olgulara yol vermeyen acıların ürünüysem?

Ben kendimi öldürürsem bu, kendimi yıkmam için değil, ama kendimi yeniden oluşturmam için olacak; intihar, benim için, Okumaya devam et

Çırpınışlar..

9 Oca

-Albert Camus-

Bir gün gelir, ya gözlemi ya eylemi seçmek gerekir. İnsan olmak derler bunun adına. Bu parçalanışlar korkunçtur.

Ama gururlu bir yürek için iki şeyin ortası olamaz. Ya Tanrı var, ya zaman. Ya bu haç, ya bu kılıç. Ya çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın ya da bu çırpınışlardan başka hiçbir şey gerçek değildir.

Kaynak: Sisifos Söyleni, Can, S.89

yatmak

19 Kas

-Rüşdü Paşa-

 

ince bir kız gördüm, altın renginde kadife yarım şalvar pants, kahve çizme ve sert hatlar. yerçekiminin etkisinde pek değil, havalı, erotik, erik ve post-fordizm öncesi üretilmiş bir spor otomobil gibi gösterişli. tam benim kalem. kendime geldim.

ko is calling, birkaç kelime değiş tokuşu. mobile phone bir ruh hastalığı, barbarlık ve yalnızlık kaçış değil yakalanış olayı, son yalan makinesi ve hiçbir doğru iş için gerekli değil. önümden geçen kitleye çıplak gözle baktığımda bir imge oluşuyor zihnimde: yeniçeriler. dün 1683’tü, siz, hepiniz, yeniçerisiniz, Okumaya devam et