Tag Archives: kadir cangızbay

Kimlikler Panayırında Bir Ucuz Çadır ya da Global Hayvanat Bahçesi’nin Nesebsizler Kafesi: Futbol

31 May

 -Kadir CANGIZBAY-

Spor, Fransızca’dan aldığımız bir kelime; Fransızca’ya da İngilizce’den geçmiş; ancak İngilizce sport’un kökeninde de eski Fransızca’dan İngilizce’ye taşınmış ‘desport’ var: ‘eğlence/eğlenme/eğlendirme’. Kısacası, kök/kaynak/köken itibariyle Türkçe’yle uzaktan/yakından hiçbir ilişkisi yok.

Ancak spor kavramının en kendisine özgü, en karakteristik, ama aynı zamanda da bugün artık, özellikle de futbol söz konusu olduğunda, en fazla unutulmuş, göz ardı edilen yanını en iyi şekilde vurgulayabilmek de Türkçe’ye nasip olmuş: ‘herhangi bir şeyi spor olsun diye ya da spor için yapmak’; yani, yapılan her ne ise, o işi, yapıldığı sürecin gerek öncesine, gerek sonrasını bağlamauacak şekilde ele alarak yapmak; dolayısıyla da yapılan işin sonuçlarını, işin yapılma sürecinin ötesine taşımamak, bu sürecin sonrasını bu süreç içinde yapılmış olanlara endekslememek.

Burada niyetimiz, Türkçe’yi yüceltmek değil; ama şu da bir vakıa ki, sporun tanımı da şöyle: ferdî veya kolektif oyunlar şeklinde yapılan, genellikle yarışmaya yol açan, bazı kesin –net- kurallara göre uygulanan ve anî –anında, doğrudan, dolaysız- bir yarar getirmesi beklenmeyen beden hareketlerinin tümü (Meydan Larousse).

Bu sözler dansı tanımlamak isterken de kullanılabilirdi ama, şu farkla: dansın kendi içinde bir sonucu yoktur; oysa sporda bir sonuç vardır, ancak sporu, bir sonuç getirsin diye gerçekleştirilen bütün diğer faaliyetlerden ayıran şey, burada kale alınan sonucun, söz konusu faaliyetin hemen ardından ya da bir süre sonra ortaya çıkacak bir sonuç değil; sadece faaliyet süresince ortaya çıkacak, dolayısıyla da yine sadece faaliyet süresince kendisine değer atfedilen bir sonuç olmasıdır. Diyelim, spor yapan insanın vücudu gelişir, ama Okumaya devam et

Ucube, çeşit çeşit

16 Oca

-Kadir Cangızbay-

Ucube, güzel kelime; ete kemiğe bürünmüş acayiplik demek; ayrıca, söylemesi de hoş. O yüzden pek bir mutluyum, son 5-6 yıldır: Yeni zadeganın hanımları tesettürlerine stil kazandırıyorum derken baştan aşağı perdelik, hatta döşemelik kumaşlara büründükçe, istemediği kadar telaffuz etme fırsatı buluyor insan bu ahenkli kelimeyi.

‘İleri demokrat’ gazetecilerden biri “başbakan eleştiri hakkını kullanıyor“ dedi televizyonda; “heykeli, yıkın kaldırın” talimatını verdiğini, bunu yaptırma, yapmayanı cezalandırma gücüne sahip, diktasını sürdürmek üzere maliyeden menkul değerler borsasına kadar her aracı kullanmaktan çekinmeyecek kadar gözü kara olduğunu bilmiyormuş gibi.

Başka biri de  -kendisi sinemacıymış-, heykel hakkında konuşmayı reddetti, heykel zaten haramdır, zira puttur diye. Oysa kendisine tapınılmadığı sürece hiçbir şey kendi içinde/kendiliğinden put değildir; hiçbir şey de kendi içinde dinsel olmadığı gibi: Hristiyanlık hakkında hiçbir şey bilmeyen birisi için haç, çaprazlamasına birbirine iliştirilmiş iki çubuktan başka bir şey değildir; Merih’ten gelen biri de Cuma namazı kılanları toplu hâlde jimnastik yapıyor zannedecektir.

Sinemacımız putperestliğe karşıdır; ama, Okumaya devam et

İnsanları mağaradan çıkarmak..

9 Oca

-Kadir Cangızbay-

Cemil Hoca’nın, kelimelerin maceralarını anlatmakla yetinmeyip nihai bir tanım kurnazlığı,  belki de esas amacının , insanları, bu arada kendi kendisini de mağaralarından çıkartıyorum derken, isterse en görkemlisinden bir saray olsun, yine başka bir kapalı mekana da hapsediyor da olabilirim endişesiyle, sadece ve sadece yola çıkmalarını sağlamak, başlı başına yürür hale getirmek olmasından kaynaklanıyordu.

Şöyle de diyebiliriz: Cemil Meriç, insanları birbirleriyle diyaloğa sokmak isterken , insana, kendi kendiyle diyaloğa girmeyi öğretiyordu.

Kaynak: Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Serisi Muhafazakarlık Cildi, İletişim Yayınları

Cangızbay: “Askeri vesayet tartışması, emeğin sömürüsünü unutturmaktır”

25 Ağu

’12 Eylül’de evet darbeyi asker vurdu’ diyen Prof. Cangızbay, ekledi: ‘Ama işin gasp safhasını neo-liberalizmin Türkiye’deki temsilcisi olan Turgut Özal yaptı. Darbenin asıl sahibi Özal’dır. Bunu böyle göstermeyenler sömürüden nemalananlardır’

Referanduma 20 gün kala ‘Türkiye’nin Hali’ni ünlü sosyoloji profesörü Kadir Cangızbay’la konuştuk. Gazi Üniversitesi’nin hocası Cangızbay’ın ünü sadece entelektüel donanımıyla sınırlı değil. Öğrencileri onu ‘aykırı, sınavlarda matrak sorular soran, egemenlere kafa tutmaktan korkmayan, ağzı bozuk, sosyalizmi ve anarşizmi basit sözcüklerle anlatan, kitapları ile makaleleri zor okunan’ bir hoca olarak tanıyor.

1947 doğumlu Cangızbay ‘yürümekte zorlanıyorum ama saatlerce bisiklete binebiliyorum’ diyerek bisiklete övgüler düzen, anlatılanları bir çocuk merakıyla dinleyen, her sözcüğü dilbilimin süzgecinden geçiren, tarihten örnekler vererek insanın ufkunu açan biri…

Prof. Cangızbay’a göre ‘İnsan gorilin biraz daha kılsızı, ayının biraz daha incesi bir memeli hayvan. İnsanı doğada farklı kılan ise emek, üretim. Yaşanan tartışmaların amacı, ‘Üretimdir insanın temeli, emektir insanın yegane değeri’ kuralını unutturmak. Sosyalizm ise aydınlanmanın projesi…’

Nev’i şahsına münhasır hocayı, eşi Gül Cangızbay’ın emekli ikramiyesiyle aldığı Alanya’daki mütevazı yazlıklarında ziyaret ettik. Prof. Kadir Cangızbay, Başbakan’ın ‘alkol yerine üzüm’ tavsiyesinden, Fazıl Say’ın ‘arabesk’ tepkisine, TÜSİAD’dan liderlerin üslubuna kadar birçok konuya ilişkin ilginç açıklamalar yaptı… 


– Referandumda oyunuz ne olacak?

Okumaya devam et