Tag Archives: leyla erbil röportaj

“Ben deliliğe düşkün bir yazarım”

31 Oca
-Leylâ Erbil Röportajı / Yılmaz Varol-
Isabel Allende, “Paula” adlı romanının bir yerinde, içsavaş sırasın­da Lübnan’dan şu çarpıcı sahneyi anlatır: “Havaalanı, ülke dışına çık­maya uğraşan insanlarla kaynıyordu; bazıları karılarıyla kızlarını kargo olarak götürmeye yelteniyorlar, insan olarak görmediklerinden onlara da bilet alınması gereğini anlayamıyorlardı.” 

Leylâ Erbil, bütün kitaplarında bu “kargo öyküsünü” anlattı bence. İnsan yerine konulmayan, aşağılanan, ezilen ve sömürülen kadını. Bü­tün bunları, erkeklerin okun sivri ucu kendilerine yöneldiği zaman hiç de hoşlanmayacakları bir dille yaptı üstelik: Hırçın ve kışkırtıcı!

Bu sözleri kendisi de duymak istemez ama, kendi kuşağının da, son yarım yüzyıllık edebiyat dünyasının da tutarlılık açısından ayakta ka­lan, sayıları bir elin parmaklarına bile ulaşmayan yazarlarından biri oldu Leylâ Erbil. Bir zamanların ödül mekanizmasına karşı çıkan ya­zarların toplu “hatıra fotoğrafı”nda artık bir tek onun yüzü seçilebili­yor. Hiç de önemsenmeyecek, göz ardı edilebilecek bir nitelik değil çünkü; ödül almayan tek bir yazarın bile kalmadığı günümüzde ödül almamış olmak, ödülleri reddetmiş olmak.

Ödüllere ilişkin tavrını söyleşiler için de sürdürseydi bugün bu say­faları okumuyor olacaktınız. Uzun bir direnme döneminden sonra, ka­zanan ben oldum. Söyleşiyi yaptıktan sonra “iyi ki kazanmışım” dedim. İyi ki kazanmışız.

– İlk kitabınız Hallaç’ın ikinci bölümünü Sait Faik’e adamışsınız. Bu durum, bir arkadaşa vefanın mı, yoksa Türk yazınında bir geleneği, Sait Faik geleneğini sahiplenişin mi ürünü?

– Keşke birinci bölümü de ona adasaymışım! Cahillik işte! Zaten o ilk kitabı kime adayacağımı şaşırmışım; Bütünü S. Beckett’e adanmış­tır: “Nothing is more real then nothing.” alıntısıyla. Beckett de ilk çarpıldıklarımdandır. 954’te ‘Waiting for Godot’yu Küçük Sahne’de sey­rettikten sonra Beckett’in peşine düştüm; Tüm oyunlarının romanları­nın. Böylece 956’da Molloy’u (Grove Press) elde etmekle de büyük bir yazın sarsıntısı geçirdim. Sait Faik ise bizden bir yazardı: daha yumu­şak, Okumaya devam et

Reklamlar