Tag Archives: mektuplar

Atatürk, büyük terbiyeci idi..

28 Kas

Erzurum uzun müddet Şiî vâkıasına karşı koyan merkezlerden biridir. Mesele, şairi şair, mutasavvıfı mutasavvıf, tarihi tarih olarak alıp almamakta. Halbuki bunlara henüz kitle soğukkanlılıkla, dışardan bakamıyor. Kaldı ki, din bizim anladığımız manada kültür değil. Ayrı birşey. Onun yerini tutan fazla birşey. Mamafih bunlara ehemmiyet vermemeli.

Ben mutaassıp insanla karşılaşınca, benim gibi düşünmek imkanından mahrum bir mahlukla karşılaştığıma inanırım ve kaçarım. O değilse, çocuğu adam olur. Fakat asıl sizin oradaki hayatınızı bu cinsten adamlar ne hale sokar, diye düşünüyorum. Bana kalırsa Atatürk sistemi hepsinden iyidir. Meseka rakı için ve sizi sarhoş görmeğe alıştırın. Atatürk, Allah rahmet etsin, hakikaten can alacak yerlere vurmasını bilirdi. Çünkü itiyatlar çok defa asıl belkemiğimiz oluyor, onlara hücum edince, onlar şaşırınca, eski ayakta duramıyor. O, büyük terbiyeci idi. Hürriyetiniz feda etmeye alışmayın demek istiyorum.

Kaynak: Tanpınar’ın Mektupları

Reklamlar

“Türkiye’nin yükünü hafifletmeye çalışıyorduk”

8 Şub

-Leylâ Erbil-

Tezer’i tanıdığımda, o henüz kırmızı ekose etekli on üç, on dört yaşlarında bir çocuk. Ablası Sezer (Duru) ile birlikte, ağa­beyleri kırk yıllık dostum Demir Özlü’nün yanı sıra Asmalımescit’teki Nil Lokantası’na, Beyoğlu Balık Pazarı meyhanelerine, Baylan Pastahanesi’ne, arada bir de Teşvikiye’deki bizim eve uğradıkları oluyor. O yaşlarda Kafka’yı, Dostoyevski’yi, Alman yazınını bilmenin coşkusuyla boğuşup duruyorlar bizlerle.

Ama, Tezer’le asıl dostluğumuz o, Erden Kıral’la evlendik­ten sonra, genç bir kadın olduğunda derinleşti. Kızı Deniz’in doğumundan (1973) sonra, bizim de Arnavutköy’e taşınma­mızla her an birbirimizi görme fırsatı doğdu.

Daha önceleri Teşvikiye’deki evin odalarını o geldikçe dol­duran çocuksu kahkahaları artık birlikte atılan protestolara dö­nüşmüştü. Sanırım bu yolla ailenin, Türkiye’nin, sanatın sorunlarını, yüklerini hafifletmeye çalışıyorduk.

Tezer, 1973’ten 1985’e hasta olduğunu öğrenene kadarki süreyi şoksuz, hastanesiz, hastalıksız yaşadı. En çok birlikte ol­duğumuz o sürede, kitaplarında da anlattığı biçimde korku ve kaygılarını durdurabilmiş, “çılgınlığı” yenebilmişti. Ancak sü­rekli Okumaya devam et