Tag Archives: nilgün marmara

goethe baba şehit çocuk

16 Eyl

-Rüşdü Paşa-

                                   ‘tedarikler ülkesidir çocukluk.’

                                   ismet özel

 

                                    ‘ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım.’

                                   nilgün marmara

çocuğu gözlemlemek, insanlık tarihine bir bakıştır.

bir çocuk haklı haklı ağlıyor. insanlık bir ideal olarak var.

bütün bunlar son tahlilde sahtedir, devlet değil işletme, kaldırımlar ana gösterendir, kırmızı ışık ve demokrasi, liberal burjuva öznedir, yönlendirilen dünya, saldırıya uğramış ego intihar eder, psikolojiden arındırılmış toplumsal olaylar, beni onayla, resmi mühür ve imza, yanlış anlamlandırma zincirinin sadece bir halkası, kitaplar ve kadınlar iki ka, anne ve am iki a, bilinçaltına gönderilen mektuplar, yahudi komplosu, kadında yer kavramı yoktur, hayaletler ve milliyetçilik ideolojisi üzerine, tarihçi doktor olamaz, iç mesafe, düşünmek tiyatrodur, insanlık görmüyorsan ateş et, rüya kadın rüya tam, ibarat-işarat-letaif-hakaik, kadının merkezinde bir başkası vardır, kadınların iktidar kipleri, iktidar kendisini aşağıdan kurar tekrar et, hayat bir baba arayışıdır, baba ve devlet baba, önce babam öldü, anlık yaşadıklarını ne yap yap ama genelleştirme, kaçınılmazlık, matematiksel istatistiğe giriş, kapitalizm, anlamlandırma ile belirlenimcilik arasındaki antagonizma, siyasal doktrinler tarihi, kapağı sistematik dışına atmak, iletişim dışımızda gerçekleşen birşey oluyor, gece yarısı telefonları, ilaç, kendisi bir eksik, vur, arzunun iletişim dışına itilmesi, toplum tarafından onaylanmayan bilme istenci, radikal belirsizlik, yüksel, gerçek simge ile işler, sümer, roma, factum brutum.

çocuk foucault, gergin.

foucault: “yürüyordum. bir araç çarptı. ilk iki saniye içinde ölmekte olduğumu hissettim. gerçekten Okumaya devam et

Reklamlar

Düşü Ne Biliyorum

27 Oca

-Nilgün Marmara-


Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

Yine de, o, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu
düşler maketinin,
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

99 Tezer Özlü! Ya da bir başka yankı

1 Ağu

-Ece Ayhan-

Yine yalnız kızlardan oluşmuş ya da oluşan bir sınıf düşünmeyi sürdürüyorum kafamda. Bir sürek avı gibi. Ve sormaya gerek yok, ögrencilerin hemen hemen hepsi de parasız yatılı!

“Kafa”da, “hayal”de, “imgelem”de… diye yazınca, benim çatı katına benzeyen belleğime şunlar geliyor:

İlkin ve elbet Borges tabii.

Tezer Özlü

Ünlü Arjantinli şair, sanki beşeri bir coğrafyadan sesleniyormuş gibi bir anlatısında, yaklaşık olarak diyor ki, “belki de bu dünyada bizim insan olarak hayatımız, geceleyin, bir ekvator ormanında sessizce ilerleyen bir kaplanın kafasından geçenlerdir!” Evet, kim bilir? Kim bilebilir?

Okumaya devam et