Tag Archives: walter benjamin

Bizi bir yankı gibi ilgilendiren olaylar..

29 Nis

Déja vu defalarca tasvir edilmiştir. Bu adlandırma yerinde mi? Onun yerine, bizi –kendisini uyandıran sesin geçip gitmiş hayatın karanlık bir zamanında yükseldiği- bir yankı gibi ilgilendiren olaylardan söz etmek gerekmez mi? Zaten, bir anın daha önce yaşanmış bir an olarak bilince gelmesiyle yaşanan şokun çokluk bir ses kılığında karşımıza çıkması da buna uyar. Bu, kendisine, bizi hazırlıklı olmadığımız bir anda, kubbesinden zamanımıza sadece bir yankı biçiminde akseder gibi görünen geçmişin soğuk dehlizine çağırmaya yetecek kadar kudret verilmiş bir söz, bir hışırtı veya zonklamadır. Gariptir ki, bu kayıp gidişin karşı kutbunun –bir kelimenin bizi odamızda unutulmuş bir manşon kadar afallatmasının yarattığı şokun- peşine düşülmemiştir henüz. Nasıl bu manşondan, odada yabancı bir kadının bulunmuş olduğunu çıkarıyorsak, öyle sesler veya susuşlar vardır ki, bizi o görünmez yabancıya, ilkinin yanımızda unuttuğu geleceğe götürür. – Beş yaşındaydım belki. Bir akşam –yatağa girmiştim bile- babam belirdi. Herhalde sadece, bana iyi geceler demek için. Yarı yarıya iradesi dışında oldu sanırım, bana bir kuzeninin ölümünden bahsetti. Kuzen beni hiç ilgilendirmeyen, yaşlıca bir adamdı. Ama babam haberi bana bütün ayrıntılarıyla veriyordu. Benim sorum üzerine, kalp sektesinin nasıl bir şey olduğunu anlattı, uzun uzadıya. Anlatılandan pek bir şey kapmış değildim. Ama o akşamki haliyle odamı ve yatağımı yazmışım aklıma, tıpkı insanın, günün birinde uğrayıp, unuttuğu bir şeyi almak zorunda kalacağını sezinlediği bir yeri aklına yazması gibi. Bunun ne olduğunu yıllar sonra öğrendim. O odada babam benden haberin bir parçasını gizlemişti. Kuzeninin frengiden öldüğünü.

Bin dokuz yüzlerin başında Berlin’de çocukluk – Walter Benjamin – YKY

Reklamlar

Hak değil, ifade..

10 Mar

-Walter Benjamin-

Günümüz insanlarının giderek proleterleşmesi ve kitleleşmenin artışı, madalyonun iki yüzü gibidir.

Faşizm, yaratılan yeni kitleleri temeldeki mülkiyet yapısını bozmadan düzene sokmaya çalışır… Faşizm, kurtuluşunu, bu kitlelere haklarını değil, kendilerini ifade etme fırsatını vermekte görür. Kitlelerin mülkiyet ilişkilerini değiştirme hakları vardır ama faşizm onlara konuşma hakkı verirken mülkiyeti korur. Faşizmin doğal sonucu siyasal yaşama estetiğin sokulmasıdır…

Siyaseti estetik hale getirmeye yönelik olarak sarf edilen çabaların tümü tek bir noktada sonuçlanır: Savaş. Geleneksel mülkiyet sistemi içinde en geniş çaplı kitlesel hareketlerin önünde bir hedef koyabilen şey ancak ve ancak savaştır.

Durumun siyasal olarak formüle edilişidir bu. Teknolojik olarak formüle etmek içinse şu söylenebilir: Mevcut mülkiyet sistemi içinde günümüzün tüm teknolojik kaynaklarını seferber edebilen tek şey savaştır.

Dar Geçitteki Aydın’dan..

şehir..

23 Nis

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“kral olduğuna inanan bir deli, kral olduğuna inanan,

yâni ‘kral’lık göreviyle dolaysızca özdeşleşen

bir kraldan daha deli değildir.”

slavoj žižek

benim için, bomboş, yağmurlu bir şehir burası.

güneş, korna sesi, yoğun nem, alın’dan damlayan ter, köpek havlaması, bağıran iki adam, süpürge, ağlayan bir çocuk, toz, arabalar, çocuğunu hırpalayan anne, güneşi gizleyen bulut, söylenen yalanlar.. gürültü, birden kesiliyor: bıçak gibi. ve sessizlik.. yalnızca, çok uzaktan bir ses geliyor: tabanca sesini andırıyor. mutat aralıklarla işitiliyor ses ve boşlukta yankılanıyor. çok uzaklardan geliyor: burası, kesin. zaman’ın durduğu ânlardan birisi. insan, durduruyor zamanı. zamanı durduracak güç, insan’da. ve sonra: gürültü, âniden kesilmesi gibi, yine âniden başlıyor..

benim, keşfetmek uğruna, ömrümü harcayacağım; üzerine kafa yormanın, benim için, nefes almak kadar sıradan ve bir o kadar da zorunlu olduğu şeyler; onlar için, bir ayrıntı bile değil: onlara göre, bunlar, yok ve olsa bile n’olur?.. yabancıları’yım ya da sadece bir yabancı’yım ben; ve de, giderek yabancılaşıyorum. yanlarında durdukça, daha da çok uzaklaşıyorum onlardan. yazmalıyım ki, var olayım.. öyle yapıyor, yazıyorum.

Okumaya devam et

derûn..

3 Nis

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“gençken, bir kadının acısını duyarız;

olgunlaşınca, bütün kadınların..”

cesare pavese

hiçbir şey, başlı başına iyi olamayacağı gibi, başlı başına kötü de değil. schopenhauer, benzer bir lâf ediyordu. sadece bir nokta yok elbette. pavese, beni bir câmi avlusunda çarpmıştı. önemli bir karar verme arifesindeyken.

hep böyle olmaz mı zaten: onu görünce kafanı kaldırmazsın. o, senin baktığın yere gelir. birden. baktığın boşluk, onun gelmesiyle dolar.

*

aşk, iki açıdan da zamansızdır: uygunsuz bir zamanda gelir ve zaman mefhumunu yok eder.

*

mini bir etek. gözlük çerçevesi ile etek, aynı renkte. rujla tamamlanan, dikkat çekici bir ahenk ve zarafet var.

ayrıntı’yı görebilen bir burçtan olduğu âşikâr.

*

her erkek, bir isabelle ister; ama odile’e gider. net. odile ikizler, isabelle boğa olmalı. kadın, ne yapar: fikrim yok. gerçekten hiçbir fikrim yok.

*

aşk, bir ayrı olma durumu.

bir ayrı’lık kuruyoruz âşık olarak.

bir öteki yaratarak, aşk’a gidiyor, öteki ile Okumaya devam et

Kafka Üzerine Bazı Düşünceler

24 Şub

-Walter Benjamin-

“Kafka, geleneği dinledi ve dikkatle dinleyen, görmez”

Kafka’nın yapıtı, bir yanda mistik deneyimi (daha özel anlamıy­la gelenek deneyimini), diğer bir yanda modern kent sakininin deneyimini kapsayan, birbirine çok uzak ve çok ilişkili odakla­rın oluşturduğu bir elipstir.

Modern kent sakininin deneyimin­den konuşacak olursak, söylenecek çok söz var. Bir yanda mo­dern kent bireyini düşünüyorum; memuriyetin dünya kadar mekanizmasının merhametine kaldığını bilen, vazifeleri asıl bağlı oldukları yetkenin bilinmediği otoritelerce yönetilen ve bununla başa çıkmak üzere yalnız bırakılan modern yurttaş (ro­manlarının anlam katmanlarından birinin, özellikle Dava’nın bu söylediğim şey tarafından çerçevelendiği biliniyor). Modern bü­yük kent sakini dediğimde bugünün çağdaş fizikçilerinden de bahsediyorum. Biri, Eddington’ın Fiziksel Dünyanın Doğası metninden alınmış şu aşağıdaki bölümü okusa, gerçekte Kafka’nın konuştuğunu duyar gibi olur:

“Odaya girmek üzere kapı eşiğinde duruyorum. Karmaşık bir iş. Öncelik­le vücudumun her bir inç karesine 14 librelik bir güç2 ile baskı yapan atmosferi itmek zorundayım. Güneşin etrafında, saniyede yirmi mil hızla dönen kapıyı isabet ettirdiğimden emin olmalıyım, bir saniyeden daha kı­sa ya da uzun sürerse, dayanak millerce öteye savrulabilir. Tüm bunları, yuvarlak bir gezegenden uzaya doğru sarkarken ve vücudumdaki çatlakla­rın arasından saniyede kimsenin kaç mil hızla estiğini bilmediği bir rüz­gâr eserken yapmalıyım. Dayanağım olacak tahta hiç de sağlam değil. Odaya doğru adım atmak, bir sinek sürüsünün içine doğru Okumaya devam et

Başarıya giden yolda 13 tez

12 Şub

-Walter Benjamin-

1.Hakiki icraatlara karşılık gelmeyen büyük başarı yoktur. Ama bu icraatları başarının temeli olarak varsaymak hata olurdu. İcraatlar bizatihi neticedirler; artan özgüven ve ça­lışma hazzı ile kendini bulan insanın neticesi. Bundan dola­yı büyük bir meydan okuma, becerikli söylem ve faydalı muamele gibi sahici icraatların üzerine büyük başarılar inşa edilir.

2.Ödülün getirdiği memnuniyet başarıyı felce uğratır, icraat memnuniyeti ise başarıyı arttırır. Ödül ve icraat bir terazi­nin kefelerinde birbirlerini dengelerler. Ancak özsaygının tüm ağırlığı icraatın bulunduğu kefede olmalıdır. Bu da ödülün bulunduğu kefenin havada asılı kalması anlamına gelir.

3.Davranışlarında sadece basitliği ve saydamlığı kılavuz edi­nen veya ediniyormuş gibi görünen kişiler uzun vadede ba­şarıyı elde ederler. Anlaşılmaz olmaya başlamış gibi gözüktüğü anda, halk kitlesi her başarıyı yıkar veya onu öğretici ve ibret verici her değerden mahrum bırakır. Bu türden bir başarının, açıkçası, entelektüel saydamlığa ihtiyacı yoktur, Her tür teokratik iktidar da bunu ispatlar. Başarı yalnızca Okumaya devam et

ergenlik

3 Şub

-Emre DEMİR-

“böylece yol aldım seninle,

seni ilk gördüğüm andan itibaren,

geldiğim yere doğru”

Walter Benjamin

Büyük dedem Benjamin, insanın yaşamı boyunca birden çok kez ergenliğe ulaşabileceğini not etti. Bana kalırsa –ki kalmaz- ergenliğe hiç girilemeyebilir de. Hiç girmemişler gördüm. İnsan’ın hayvanlığından kurtulması için bir sıçrama yapması gerektiği, Doktor’un tarih tezinin girişinde var. Benim sıçramalarımdan biri ve en kuvvetlisi, iki ikizler erkeğiyle tanışmamla oldu. Kendi varlığımı kavramlaştırdım.

Dostluk, istikamet bulmak. Dost, bir yontucu. Kova ve ikizler, bir sözleşme inşa ediyorlar. Bir damar da denebilir. Belki de öyle demeli. Kova ve ikizler arasında, birbirlerini tamamlayıcı bir alışveriş var. Tamamlayıcılık, birbirlerinin zaaflarını gidermelerinden kaynaklanıyor. Kova’sız ikizler veya ikizler’siz kova, açık verebilir, veriyor. Kova temkinli, ikizler atak. Aşırı temkinli ve aşırı atılgan olmanın zararlı sonuçları, kova-ikizler ortaklığında ortadan kalkıyor. İkizler kovayı dürtüyor, kova ikizleri dizginliyor. İkizler, ortaya bir amaç koyuyor; kova, bunu takvime bağlıyor. Süreç, plan, program, derinlik, estetik, eleştiri, etik, epistemoloji, Okumaya devam et