Tag Archives: yunus emre

Bir ‘sufi Tanpınar’ portresi

22 Mar

-Dr. SELMA KARIŞMAN-

Ünlü felsefeci Paul Ricoeor, dev eseri “Başkası Olarak Kendisi”nde karakteri, “bir insan bireyini, aynı olmak bakımından yeniden teşhis etmeye izin veren alamet-i farikalar kümesi” olarak tanımlar ve son kertede tanımını iki kelimelik bir tespite bağlar: Benimkilikteki aynılık!

Slavoj Zizek, sosyal paylaşım sitelerinin gördüğü rağbeti; insanların, paylaşıma, gerçek hayatta öne çıkaramadıkları yüzleriyle katılabilmeleri fırsatına dayandırıyor. Kadim alışkanlıkların tahribata uğradığı modern dönemlerin ve çok alternatifli postmodern durumların kaotik yapı ve süreçlerinin insanı, eski zamanlara göre başa çıkması gereken daha çok ‘ben’ ile karşılaştırdığı söylenebilir. Bu farklı çehreler, sahibine; eve, işe, sokağa, cemaate, topluma ayrı benlikleriyle katılacak olmanın seçmeci zorluğu yanı sıra, kendisiyle/içiyle temasında bile pek çok yüzüyle karşılaşmanın şaşırtıcı farkındalığını yaşatıyor. Her çehre, kendisine uygun düşen ve Okumaya devam et

Sevgi’yi yazmak da sevmek kadar zor olsa gerek

9 Haz

-Cenk ÖZKÖMÜR-

“Âşık olmak, bir dikkat olgusudur.”

José Ortega Y. Gasset

Çok basit olduğunu düşündüren şeyler, basitliğini varsaydığımız ölçüde, zordur da aslında. Herkesin bildiği, bildiğini sandığı, üzerine az çok akıl yürüttüğü ya da ruhunun en derininde hissettiği şeylerdir bunlar. Korku gibi, sevgi gibi, aşk gibi…

İspanyol yazar José Ortega Y. Gasset, “Sevgi Üstüne” kitabında, herkesin bildiğini düşündüğü kavramlardan birini masaya yatırıyor. Gasset’in sevgi üzerine yaklaşımından söz etmeden evvel, Türkçe ve Batı dilleri arasındaki sevgi ve aşk kavram karmaşasından bahsetmeliyim. Bunu yapmaktaki asıl maksadım: bu karmaşaya bir çözüm getirme iddiası değil; yalnızca, işaret etmek. Zira, bu iki kelimenin Türkçede yarattığı farklı algılar ve bu karışıklık, farklı lisanlar arasındakinden pek de az değil.

Bu noktadan hareketle, evvelâ, sevgi ve aşk sözcüklerinden anladıklarımı aktarmalıyım. Türkiye’deki mevcut kültür içerisinde, âşık olmak, bir nevi “kaybolma” eylemiyle açıklanır. Âşık olmak, yitik bir durum’un ifadesidir. Bütün ümitleri terk etmektir aşk ve pek de seçim şansı tanımaz âşık olana. Aşk’a ihtiyaç olmaz; aşk vardır, tam da oradadır, bilirsin; yahut yoktur aşk, hiçbir yerdedir. İhtiyaç; şefkate, şehvete, sığınmaya olur. Aşk, –sevgi’ye nazaran- “ulvî” bir kavrama işaret etmektedir.

TDK, “sevgi” sözcüğü için “İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” diyor. Sevgide adanmışlık yoktur, kaybolmazsın; sevgi, tutkunun esiridir, yahut çoğunlukla olur; çoğu zaman da günlük ve hattâ anlıktır.

*

Bu kavramsal ayrımların Gasset’teki tezahürü, yâni yazarın aşk ve sevgi kıyaslaması ise, Okumaya devam et

Korkadurun ölümden, cümle doğan ölmüştür..

5 Nis

-Yunus Emre-

Miskin Adem oğlanı,nefse zebun olmuşdur
Hayvan canavar gibi,otlamağa kalmıştır

Hergiz ölümün sanmaz,ölesi günin anmaz
Bu dünyadan usanmaz,gaflet önin almışdur

Oğlanlar öğüt almaz,yiğitler tevbe kılmaz
Kocalar taat kılmaz,sarp rüzigar olmuştur

Beğler azdı yolundan,bilmez yoksul halinden
Çıktı rahmet gölünden,nefs gölüne dalmışdur

Yunus sözi alimden,zinhar olma zalimden
Korkadurın ölümden,cümle doğan ölmüşdür

ergenlik

3 Şub

-Emre DEMİR-

“böylece yol aldım seninle,

seni ilk gördüğüm andan itibaren,

geldiğim yere doğru”

Walter Benjamin

Büyük dedem Benjamin, insanın yaşamı boyunca birden çok kez ergenliğe ulaşabileceğini not etti. Bana kalırsa –ki kalmaz- ergenliğe hiç girilemeyebilir de. Hiç girmemişler gördüm. İnsan’ın hayvanlığından kurtulması için bir sıçrama yapması gerektiği, Doktor’un tarih tezinin girişinde var. Benim sıçramalarımdan biri ve en kuvvetlisi, iki ikizler erkeğiyle tanışmamla oldu. Kendi varlığımı kavramlaştırdım.

Dostluk, istikamet bulmak. Dost, bir yontucu. Kova ve ikizler, bir sözleşme inşa ediyorlar. Bir damar da denebilir. Belki de öyle demeli. Kova ve ikizler arasında, birbirlerini tamamlayıcı bir alışveriş var. Tamamlayıcılık, birbirlerinin zaaflarını gidermelerinden kaynaklanıyor. Kova’sız ikizler veya ikizler’siz kova, açık verebilir, veriyor. Kova temkinli, ikizler atak. Aşırı temkinli ve aşırı atılgan olmanın zararlı sonuçları, kova-ikizler ortaklığında ortadan kalkıyor. İkizler kovayı dürtüyor, kova ikizleri dizginliyor. İkizler, ortaya bir amaç koyuyor; kova, bunu takvime bağlıyor. Süreç, plan, program, derinlik, estetik, eleştiri, etik, epistemoloji, Okumaya devam et

“İstemek ıztırap çekmektir.”

11 Oca

-Dr. Nurettin Topçu

“İnsanlığın büyük hareketlerini yaratan ıztıraptır. Dinler ve sanatlar, tarihin kaydettiği parlak medeniyetler ıztırabın şaheserleridir. Peygamberler ümmetlerinin ıztırabını yüklenerek kurtuluş vaadini Allah’tan getiren büyük muztariplerdir.Büyük sanatkârlar da dünyamızın bahtiyarları değillerdir. Yunus’tan Akif’e, Fuzulî’den Dostoyevski’ye kadar bu insanüstü kafilenin sahip olduğu büyük ve âdeta ilâhî imtiyaz, onların büyük ıztıraplarıdır.  Iztırap, hepsinin yaratıcılıklarının dokunulmaz berâtıdır sanki.
Iztırap, hayatımızda en umumi hâdisedir. İnsan kendinde iradenin varlığını hissettiği anda bilinmez bir varlığın ıztırabını da hissediyor gibidir. Denebilir ki, istemek ıztırap çekmektir.”

Kaynak: Bütün Eserleri 5, Var Olmak – Dergâh Yayınları